[COLOR="silver"]Ilık ılık esen bir rüzgâr var dışarıda... Gün yüzünü akşama çevirmiş... Uzun bir gece çağırıyor beni... Yavaş yavaş sokuluyorum gecenin kollarına... Yüreğimde günlerce birikin sözler var... Çığlıklarım içime aktı kaç zamandır... Kafam, yüreğime sığmaz olmuş... Yazmam gerekiyor...

Sabahlara kadar yüreğim yanıyor... İnce bir sızı halinde kanıyorum kaç gecedir... Uykusuz kaldım hep... Gecenin kör anlarında, soluksuz kaldığım zamanda, bir ışık yandı gözlerimde...

Herkesten uzak yerdeyim şimdi... Evimdeyim, ama kilometrelerce uzaktayım odamda... Herkesten ve her şeyden uzaktayım... Uzaklaşmak yaklaşmak belki de...

Bir film var gözlerimin önünde... Senaryo çok bildik geliyor... Satır satır altını çizmişim, ezberlemişim kareleri... Ama; o da ne... Oyun ne, senaryo kimin, oyuncular kimler... Her şey karışıyor birbirine...

Hani her filmde başrol oyuncuları vardır ya... Bir de ikinci roller... İşte, karışıyor birbirine... Ya da beyaz perdenin sahnesi karışıyor; bilmiyorum, ışık oyunları bozuyor gözlerimi belki de... Toplamalıyım zihnimi... Şimdi; akla ihtiyacım var...Aklıma...

Yaz mevsimi hızla tükeniyor... Kekik kokuları taşımıyor ılık rüzgârlar artık... Nerde ıhlamur kokuları... Çiçekler ölmeye yatmışlar sanki... Kuşların ötüşleri mi değişti ne... Zorlu bir kış yaklaşmakta... Rüzgâr soğuk esintileri taşımakta ülkeme... Kasırgalar bizi beklemekte... Ayvalar erken mi çiçek açacak ne... Yağmur da yağmamakta...

Kangren olmuş yüreğim... İçimde anlatılmaz bir sızı var... Etlerim lime lime lime edilmekte... Cesedim açıkta kalmış... Akbabalar nasıl da dolanıyorlar üzerimde... Belki de bir kaya dibinde cesedim, ya da toprağın altında deşilmekte...

Bir geleceğim var mı...Geleceğimiz... Varsa ne kadar... Neler yaşanacak kim bilir...

Derin düşüncelerle çıkıyorum dışarıya... Çeviriyorum başımı gökyüzüne... Yıldızlar yerli yerinde mi... Şu gördüğüm kutup yıldızı mı yoksa... Hiç kutup yıldızı maviye çalar mı... Okyanusun rengini mi almış; yoksa mavi bir göze mi dönmüş ne...

Hep borçluyum ben; ve hiç bitmeyecek borcum benim... Zaman bu yüzden genleşsin istiyorum... Bundandır, geceleri yıldızların kanatlarına biniyorum... Her bir yıldız evim oluyor benim. Işıgın kollarına tutunmak, en büyük heyecanı yaşatıyor bana... Işığın kanatlarına tutunuyorum... Kanatlarına tutunmak ışığın;soluksuz yaşamak hayatı,büyütmek öfkeleri içinde... Borçlarım hiç bitmeyecek benim... Yüksek hızlarda zaman genleşiyor işte...

Yüksek hızlarda yolculuk, yürekli insanların işidir... Zamanı avuçlarının içine alabilmek...Kendi ölümünü yaşayabilmek...Korkmuyor muyum... Korkuyorum elbet... Akbabalar midemi bulandırmakta... Sesler karışmış birbirine... Ülkemin yüreği kangren olmuş... Cerahat sarmış her bir yeri... Gökyüzünde bir el mi var ne... Bir insan; bir umuttur... Çok şeydir belki de...

Nasıl ki seviyorsa yüreğim gökte yıldızları, uzak yerlerde görmediğim gezegenleri nasıl basıyorsam bağrıma, gökteki aya geceleri içten bir selam verebiliyorsam, tüm börtü böcek yoldaşım oluyorsa, çoğu zaman tüm çiçeklerin kokusuna nasıl özlem duyuyorsam... Ülkemin zenginliğini de seviyorum öyle... Bağrıma basıyorum her şeyi... Kucaklıyorum hasretle... İnsanım diyen kim karşı çıkabilir ki bu bilinenlere...

Ateşe düşer mi gülün çığlığı diye sormuştum birine... Çığlığım işte düştü ateşe... Aklım nerdesin... Ses ver ne olur... Toplumsal akıl ve dinamikleri... Nerdesiniz... Batılılaşmak başka; batının denizinde boğulmak başka... Amerikanın senaryosunu yırtacak; oynamayacağım artık senin oyununu diyecek bir aktör yokmudur... Dağları, Barzani ve Talabani ye siper etme zamanıdır diyecek bir akıl yok mu ortalıkta... Kürtler bizimdir, bizde onların diyecek bir akıl...

Irakta yaptıkların yetmedi mi senin... Şimdi çekiyorsun eli kanlı askerlerini orda... Barzani ve Talabani'nin nefes alanlarını çoğaltma adına, orda kurduğun kukla devletin oyun sahnesinde öne çıkması adına; yetiştirdiğin, beslediğin ve şimdi orda dişlerini gösteren canavarı bize vermekle ne yapmak istiyorsun diye sorma zamanı değil mi... Ergenekon'la karıştırmadın mı kafaları... Ülkenin değerlerini önce gözden düşürüp sonra sürmedin mi oyunu sahneye... Yoksa senaryo flulaşıyor mu ne...

Sıcak bir kavram var ortalıkta şimdi... Politik psikoloji deniyor adına... Batı unutmadı bizim başarılarımızı... İstanbulu almak, haçlı seferlerinde aldıkları yenilgiler...Kurtuluş Savaşı'nın azameti... Uygar batının genlerinde saklı bu öfke... Dur diyecek bir ses kalmadı mı ne...

Kim ister ölümlerin olmasını... Anaların yürekleri yanmadı mı yıllarca... Ülkenin serveti yok olup gitmedi mi yıllardır... Kürtler en büyük ihanetin içerisinde mi ne...

Vay ülkem vay... Yol haritası bekleniyor bir yerlerde... Yola çıkılmış pusula yok ellerde... Kervan yolda mı dizilecek... Ülkemin yüksek paşası mı konuşuyor ne... Herkes sus pus olmuş bu günlerde...

Vardır ülkemin yüksek değerleri...Dışarıda ılık rüzgar esiyor...Hiç mi yok...Çevirin başınızı gökyüzüne...Kutup yıldızı, bir çift göz olmuş bakıyor bizlere...Gün yüzünü akşama çevirmiş...Akşamlar; gündüzlere gebe mi ne...

Başkalarının aklıyla bilge olmaktansa; kendi hükmümüzle deli mi olsak ne...Saygılarımla...


Eslim Balcı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 415
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 22.08.2009 08:47
ewet kendim doğrularımdan giderim yanlışım dahda tatlı olur sağol canım:3: