Demirhindi, baklagiller ailesine bağlı bir bitki türüdür. Ülkemiz de de yetiştirilmekle birlikte anavatanının Afrika olduğu düşünülmektedir.

Latince İsmi: Tamarindus indica

Demirhindi ‘nin İçerdiği Maddeler: Uçucu yağlar, bitkisel yağ asitleri, karbonhidrat içermektedir.

Demirhindi ‘nin Özellikleri:

Demirhindi bitkisinin boyu yaklaşık olarak 20 – 30 m arasında değişiklik göstermektedir. Ülkemizde genel olarak şerbeti yapılarak kullanılsa da şifa özelliği de bulunmaktadır. Yaprakları ve meyveleri sağlık ve besleyici özelliklerinden dolayı toplum içinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Baharat olarak kullanıldığında kendine özgü ekşi tadı ortaya çıkmaktadır. Genel olarak tropik ülkelerde de yetiştirilmekle birlikte uygun koşullar olarak ılıman bölgeleri tercih etmektedir.

Demirhindi ‘nin Faydaları:

- Bağırsak faaliyetlerini düzenler.

- Sindirim bozukluğuna iyi gelir.

- Ferahlatıcı etkiye sahiptir.

- Baharat olarak kullanılır.

- Meyveleri besleyicidir.

- Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı rol oynar.



Demirhindi Şerbeti

1 çorba kaşığı baharat karışımı demirhindiyi bir tencereye alın. Üzerine su ilave edin. Şekerin yarısını ekleyip iyice erimesi için bir gece bekletin. Ertesi kalan şekeri ilave edin. Bir taşım kaynatıp baharat karışımını ekleyin. 10 dakika daha kaynatın. Ocaktan alın. Demirhindi şerbeti soğuyunca tülbent yardımıyla süzerek cam şişelere doldurun. Buzdolabında 1 gün beklettikten sonra soğuk servis yapın.

Not; Baharat karışımılarından;zencefil.
tarçın,karanfil toz halinde kullanılacak..

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3199
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 22.08.2009 02:22


DEMİRHİNDİ"NİN SEREMONİSİ
Osmanlı"nın Şehzadebaşı"ndaki Direkler arası eğlenceleri ve o ünlü vazgeçilmez tatları, neredeyse bir döneme damgasını vuran şerbetleri... Ferahlığın simgesi o limonata, meşrubat daha icat olmamışken sokakların ve evlerin baş tacı sokak şerbetçilerimizi büyüklerimizden dinliyoruz. Hatta fotoğraflarda görüyoruz.
Otantik giyimi ile dolaşarak “Şerbet...” diye bağıran ve sırtında kocaman bir ibriği hafifçe eğerek yarım metre mesafeden elinde salladığı bardağa şerbeti ustalıkla boşaltan şerbetçiler. Bunlar artık günümüzün dünyasında sadete turistik mekanlarda gösteri amaçlı dolaşıyorlar.
Osmanlı"da altın çağını yaşayan şerbetin, Türkler tarafından yaratıldığı ve onbirinci yüzyılda bile meyve sularından hazırlanıp günün her saatinde içilen geleneksel bir içecek olarak ortaya çıktığı belirtiliyor. Günümüzde Ramazan sofralarını süslediğine bakmayın. Eskiden misafire şerbet ikram edilmezse ayıp olurdu.
Biraz kiraz, kayısı, incir, erik gibi meyveleri kaynatıp şeker ya da bal katarak hazırlanan şerbetler her mevsim özel yöntemlerle erimeden korunan buz ya da kar karıştırılarak içilirdi.
Bir kaç önemli şerbet çeşitlerini saymak gerekirse portakal şerbeti, turunç, şeftali, kayısı, erik, badem şerbeti, sübye denilen kavun çekirdeği, nar, kızılcık, çilek koruk, keçi boynuzu, gül, menekşe, yasemin ve demirhindi şerbeti...
Batılıların tamarint dedikleri bizdeki eski adı ile Hint Hurması isimli demir hindi meyvesinden yapılanlar hatırı sayılan şerbetler arasında yer alıyor. Demir hindi tropik bölgelerde yetişen kalın gövdeli, zümrüt yeşili oldukça ekşimsi bir meyvedir. Eskiden yemeklerde ekşi yerine kullanılırdı. Kabukları siyah renkte, eti yumuşak besleyici ve ferahlık verici bir meyvedir.
Halen bir çok içkinin yapımında kullanılan bu meyve üzerine şeker serperek çiğ olarak da yenirdi.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN VE OSMANLI"DA ŞERBET GELENEĞİ
Kanuni Sultan Süleyman sıcak bir yaz günü Yeniçeri ortalarını ziyaret ve teftiş ederken, susamış. Soğuk şerbet istemiş. Ona bir kap içinde soğuk şerbet ikram etmişler. Kanuni de, şerbeti içtikten sonra o tası altınla doldurtup, geri göndermiş.
Ertesi yıl yine ortaları ziyaret ve teftiş ederken, her ortanın önüne geldiğinde şerbet dolu bir tas sunmuşlar ona. O da her tası altınla doldurtup, geri göndermiş.
Bu şekilde her o mevsimde Padişah'a Yeniçeri ortalarından bir şerbet dolu tas gönderilmesi ve bunların altınla doldurulup, iade edilmesi gelenek olmuş. Savaşlarda bile cepheden bu taslar saraya gönderilir ve altınla dolu olarak geri gelmeleri beklenirmiş
Duraklama dönemindeki savaşlardan birinde, Yeniçeriler yine İstanbul'a şerbet taslarını göndermişler. Ancak Hazine'de altın kalmadığı için taslar geri gönderilmemiş. Bunun üzerine Yeniçeriler savaşı bırakıp, bir nevi greve başlamışlar. Direniş haberi İstanbul'a ulaşınca Saray mutfağındaki altın tabaklar eritilip, bunlarla sikke bastırılmış. Şerbet tasları altınla doldurulup hemen cepheye gönderilmiş ve böylece yeniçeriler savaşa yeniden katılmış.
Osmanlı"nın ünlü şerbetleri şöyle sıralanıyor: Demir Hindi, Vişne Şerbeti, Kayısı Şerbeti, Meyan kökü, Şıra, Hurma suyu, Limonata
TEMR-İ HİNDİ (DEMİR HİNDİ)
Şerbetler yaz aylarında özellikle Ramazan aylarında iftar ve sahurda serinletici olarak içilebileceği ve ikram edilebileceği gibi iştah açıcı özelliğiyle de yemekle beraber içilebilir.
Osmanlı zamanında şerbetçilik günlük hayatta çok geniş bir yer almasından sebep, envai çeşit şerbetler yapılmıştır.
Osmanlı Saray Mutfağında şerbet, özel ibrikler içinde bulunur ve yemek yerken su yerine şerbet içildiği de olurdu. Evlerde şerbetler evin hanımı tarafından hazırlanırdı. Ev hanımları, meyvelerin sularından elde ettikleri şerbetleri evlerinde sakladıkları buzlar ile soğuturlar ve bu soğutma işlemine de 'sücik üşitmek' denirdi. Yaz aylarında birçok şekerci dükkanında envai çeşit şerbet satılırdı.

Demirhindinin aslen bildiğimiz Hindi ile bir alakası bulunmamaktadır. Geçmişte 'Temr-i Hindi' denilen Demirhindi şerbeti, Hindistan'dan gelen Hint Hurması isimli bir baharatla yapılıyor