fırında Yanmayan Yapraklar - fırında Yanmayan Yapraklar Dini Hikayeler

FIRINDA YANMAYAN YAPRAKLAR


Besmele ile açtı fırının kapısını. Kollarını sıvadıktan sonra hamur teknesinin başına geçti. Çırak Hasan da su döküyordu. Somuncu Baba hamuru karmaya başladı. Çok sürmedi, doğruldu. Alnından birkaç damla ter sızmaktaydı. Çırak Hasan “Neden durduk?” diye düşündü. Soracaktı vazgeçti. Ezan okunmaya başlayınca sormadığı sualin cevabını almış oldu.
Somuncu Baba, ne değişik bir adam. İmam efendi sabah ezanını okurken sanki zaman durdu onun için. Yavaş yavaş tekrar etti minareden yükselen kelimeleri. Gözleri kapalıydı. Ezan bitince dua ettikten sonra,
—Döküver evladım, dedi Hasan’a.
Şefkatli bir edası vardı sesinin. Gülümseyen yüzünün de öyle. Gün henüz doğmamıştı. Dışarıda akan suyun şırıltısı duyuluyordu. Bir de sabahın müjdesini veren çınar ağaçlarındaki kuş cıvıltıları vardı. Somuncu Baba ellerini yıkarken çırak Hasan da hamurları hazırlamıştı. Fırın zaten ısınmıştı. Ekmek olacak hamurları yine besmele çekerek fırına sürdü Somuncu Baba. Fırının kapağını kapattıktan sonra Hasan’a seslendi:
—Hasan evladım. Haydi, gel biz de namazımızı kılalım.
Sünneti kıldılar. Sonra da farza durdular. Tesbihattan sonra Somuncu Baba ellerini açtı, duaya başladı. Çırak Hasan da ustasının duasına âminlerle eşlik edecekti. Ama bu dua bambaşkaydı. Sanki kuş olup uçtular. Ustayla çırağı dualarla nereye gitmedi ki. Çocukların başını okşadılar. Yaşlıların ellerinden öptüler saygıyla. Yetmedi kimsesizlere kimse olalım dediler. Açların kapısını çalıp onlara da rızık gitmesi için huzura durdular. Zaman durdu mu bilinmez ama ne suyun sesi kalmıştı ne de kuşların cıvıltısı. Somuncu Baba, duayı bitirince Hasan da “Âmin” diyerek elini yüzüne sürdü.
Meğer zaman durmamış da su gibi akmış. Dua bitince anladılar. Güneş ışıkları şehrin her yanını sarmış. Usta, dükkânın köşesindeki hasır seccadeyi toplarken çırak Hasan heyecanla,
—Ustam, deyiverdi.
Somuncu Baba tebessüm eden simasıyla Hasan’a baktıktan sonra sakince sordu:
—Ne oldu evladım, neden böyle heyecanlandın?
—Ekmekler, diyebildi sadece. Sonra tamamladı cümlesini:
—Ekmekleri fırında unuttuk, hepsi de yanmıştır.
Somuncu Baba seccadeyi Hasan’a verdi. Yavaş adımlarla ocağa doğru giderken,
—Korkma evladım korkma, dedi. Aşkla yananı hangi ateş nasıl yaksın!
Hasan’ın bir şey anlamadığı belliydi. Devam etti Somuncu Baba,
—Hazreti İbrahim tevhidin aşkıyla yandı. Pişti kıvama erdi. Ona hiç ateş zarar verir mi?
Besmele ile açtı ocağın kapağını. Hasan, meraklı gözlerle ocağın içine bakmaktaydı. Kapağın açılmasıyla bir koku sardı her tarafı. Yanık ekmek kokusu…
Yanık ekmek kokusu değildi bu. Hasan öyle olacağını zannetmişti, ama değildi. Kızarmış ekmek kokusuydu içeriye yayılan.
Nasıl oldu da yanmamıştı ekmekler. Oysa hepsinin kül olması gerekirdi. Bu soruları da sormak istedi bir an. Fakat daha kısa bir sürede tekrar vazgeçti. Çünkü gözleri önündeydi ekmekler. Neyi soracaktı ki… Yanmamışlardı işte.
Somuncu Baba, ekmekleri yerleştirdikten sonra öylece bekleyen Hasan’ın omzuna attı elini.
—Hasan evladım, dedi. Çok şaşırdın. Bunun bir keramet olduğunu düşünüyor olmalısın. Ama değil.
—Ama Ustam, ekmekler yanmadı. Bu nasıl olur?
Somuncu Baba, gönül okşayan tatlı sesiyle,
—Gel Hasan evladım, gel bak sana ne göstereceğim, dedi.
Fırından çıktılar. Meydandaki büyük çınar ağacının yanına gittiler.
—Senin biraz önce şaşırdığın bu olay her gün yaşanıyor evladım, diye sözüne devam etti Somuncu Baba.
Ağacın aşağıya doğru eğilen dallarından bir yaprağı tuttu. Koparmamaya dikkat ediyordu.
—Bak, ne kadar ince değil mi?
—Evet, dedi Hasan.
Sonra güneşi gösterdi.
—Bir de şu ocağa bak, dedi. Bizim ocak mı daha sıcaktır, yoksa bu mu?
Çırak Hasan cevap vermedi. Anlamıştı ustanın demek istediğini. Somuncu Baba da cevap beklemedi. Bir süre durduktan sonra anlatmaya devam etti.
—Şu güneşin altında kestiğimiz hayvanların etlerini kuruturuz. Üzümlerden pekmez yaparız. Hatta öğlen sıcağında yalın ayak kayaya ayak basamazsın sen de.
Dediklerinin hepsi doğruydu. Hasan dinlemeye devam ediyordu.
—Ama bak şu incecik yaprak böylesi bir ocağın ateşi altında yanmıyor, kurumuyor. Hasan evladım, yeşil yaprağı koruyan Kimse, bizim ekmekleri de yakmayan O’dur.
Hasan, Somuncu Baba’nın anlattıklarını derin derin düşündü. Ustasının eline verdiği ekmek sepetini alıp sokaklar arasında kaybolurken artık fırında yanmayan ekmekleri düşünmüyordu. Güneşin yakamadığı yeşil yaprakları düşündüğü için başı yukarıda ağaçlara bakmaktaydı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 361
favori
like
share