Sinop Ayancık İlçesi - Ayancık İlçesi - Ayancık Tarihi
AYANCIK TARİHİ

Ayancık İlçesinin tarihi ilk çağlara kadar uzanır. Ayancık ve çevresinde yaşayan ilk kavimler Paflogonyalılar, Amazonlar, Akalar ve Dorlardır. İlk çağda Paflogonya Batı Karadeniz bölümünde Biritanya, Pontusya ve Galatya arasında kalan yerdir. Paflagonyalılar bu bölgede bilinen ilk yerli halktır. M.Ö. 1200 yıllarına kadar Etiler' e bağlı, onların korumaları altında yaşamışlardır.

Ayancık ve çevresi 11. yüzyılın sonlarında ilk kez Danışmentoğullarının egemenliğine girmiştir. Bölge 1204 te Anadolu Selçuklularının, 1259 da Pervaneoğullarının, 1292 de Candaroğullarının eline geçmiştir. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferine giderken Sinop ve çevresini Osmanlı Devletine bağlamıştır. Tanzimat Devrine kadar Ayancık ve Çevresi Kastamonu' ya bağlı dört kadılıktan birinin yönetimi alanı içinde kalmıştır. Tanzimat ile başlayan, daha sonra devam eden yenileşme hareketleri sırasında Ayancık ve çevresinde (Sancak-Kaza) İlçe yönetimi kurulması düşünülmüş, İlçe merkezi olarak da Ayandon (Türkeli İlçesine bağlı Ayazköyü) kabul edilmiştir.

Ayancık ve Ayancık Çayının doğusundaki köylere egemen olan Şükrüoğulları 1860 yıllarda Çaylıoğulları ile anlaşarak İlçe merkezinin Ayancık' a taşınmasını kendi çıkarları ile uygun görmüşler ve 1860' lı yıllarda bir değirmen ve birkaç önemsiz yapıdan oluşmuş küçük bir yerleşim yeri olan Ayancık, zaman içinde Kaymakamlık ve Askerlik Şubesi gibi resmi kurumların ve bir çok konut ve ticaret yapılarının kurulması ile hızla gelişmiştir. Alman ve Belçika sermayeli kereste fabrikasının 1929 yılında işletilmeye başlanması, bölge ekonomisi ve sosyal hayatında dönüm noktası olmuştur. Ayancık bu tarihten sonra sürekli gelişme göstermiştir. 1860 'lı yıllarda yapılan eski Hükümet Konağı binası 1952' de yanmış, yerine bugünkü mevcut bina yapılmıştır.

Ayancık, Cumhuriyetin ilanına kadar Kastamonu İline bağlı iken, Cumhuriyetin ilanından sonra yapılan idari düzenlemede Sinop İline bağlı İlçe olmuştur.

1990 yılında İlçenin merkez nüfusu 10.418, köylerinin nüfusu 25.625 ve toplam nüfusu 36.043 iken;

22 Ekim 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımı sonuçlarına göre; İlçenin merkez nüfusu 10.919, köylerinin nüfusu 15.128, toplam nüfus ise 26.047'ye düşmüştür.

Kilometrekareye 33. kişi düşmekte olup, nüfus yoğunluğu Türkiye ortalamasının altındadır.

Nüfus düşüşünün en önemli nedeni ÖRÜS Kereste-Sunta fabrikasının özelleştirilmesi ve Hava Radar Üssünün Ayancık'tan taşınması sonucu iş sahalarının yetersiz kalmasıyla istihdamda meydana gelen azalmadır. Genç nüfus sürekli olarak İlçe dışına yada yurt dışına işçi olarak göç etmektedir. Bununla birlikte yaz sezonu tatilini geçirmek amacıyla gelenlerle İlçe nüfusu 50.000 civarına çıkmaktadır.

İlimiz ilçeleri arası genel nüfus durumuna göre İlçemiz Boyabat ve Durağan İlçelerinden sonra 3 üncü, İlçe merkezi nüfus durumuna göre ise Boyabat İlçesinden sonra 2 inci sırada gelmektedir. gelmektedir.

AYANCIK'DA KÜLTÜR VE TURİZM

Ayancık ve civarında yıl içindeki ortalama günlük sıcaklık, güneşli günler sayısı ve deniz suyu sıcaklığı gibi unsurlar dikkate alındığında yaz turizminin Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarından oluştuğu görülmektedir. Ancak denizden yararlanma söz konusu olduğunda en uygun ayların Temmuz, Ağustos olduğu Haziran ve Eylül aylarında ise deniz turizmine kısmen uygun olduğu görülür.

Kış turizmine yönelik çalışmalar henüz olmamakla birlikte Küre Dağlarının üzerinde bulunan Akgöl ve Karlık yaylalarının kayakçılık için potansiyel taşıdığı görülür. Bu aylar aynı zamanda ilçenin her mevsim turizm potansiyel kaynaklarındandır.

İlçemiz yöresinde yaban hayatı oldukça çeşitlilik gösterir. Bölgenin ormanlık olması nedeniyle özellikle geyik, karaca, kurt, tilki, çakal, ayı, tavşan ve yaban domuzu gibi av hayvanları dağlık iç kesimlerde kendini göstermektedir.

Ayancık yerleşimi çevresinde iri çakıl kaplı uzunluğu fazla olmayan bir kıyı bandı vardır. Bu kıyı bandı denizden yararlanma açısından uygun olup, turizm tesislerinin yer alabileceği şekildedir. Ayancık içinde gazhane mevkiinde bulunan Belediyeye ait 56 yatak kapasiteli Apart Otel ve 200 kişilik Nezgep Restaurant barı ve terası ile hizmet verirken, 40 yatak kapasiteli Karahan Otel lokanta ve barı ile bitişiğinde bulunmaktadır. Şadırvan Caddesi İskele önü mevkiinde bulunan 44 yatak kapasiteli iki yıldızlı turizm belgeli Saymoz Otel lokanta ve barı ile hizmet vermektedir. İlçemiz Yalı mahallesi Ömer Seyfettin caddesi üzerinde Falaka Cafe Bar Restaurantla birlikte hizmet vermekte olup, 40 yatak kapasitelidir.

Şehir yerleşiminin batısında 1,5 km uzaklıkta olan Çamurca Plajı ve koyu içindeki Kızılay' a ait kamp yeri özellikle çocuklu aileler ve gençler tarafından tercih edilmektedir. Çamurca plajına ulaşmadan hemen önceki Gelincik Burnunda olta balıkçılığı ve su altı sporları açısından uygun özellikler taşıyıp özellikle kaya oluşumları ile tatilcileri büyülemektedir.

Çamurca Mevkiinin 2 km. batısında yer alan Kuğu Yalısı Koyu hem deniz ve ormandan yararlanmak ve sakin bir tatil geçirmek isteyenlere uygun ortamlar sunar. Burada tatilcileri karşılamak üzere kurulan Kuğu Yalısı tatil köyü ve restaurant hizmet vermektedir.

İlçenin 11 km. batısında yer alan İstefan Limanı özellikle yat turizmine potansiyel teşkil etmektedir. Civar deniz, güneş, piknik, doğa yürüyüşleri, su altı sporları açısından kullanılabilir alanlara sahiptir.

İlçenin doğusunda Sinop yolu üzerinde bulunan pek çok köy ve sahil şeridi Oluza, Harzana Plajı ve Gebelit Koyu bulunmaktadır. Bu koylarda bulunan meyve ağaçları , ahşap evler, sebze bahçeleri ve sıcak kanlı insanlar çadır turizmi içinde potansiyel oluşturmakla birlikte henüz böyle bir ciddi çalışma yoktur.

Ayancık İlçesi çevresinin dağlık ve ormanlık alanlardan oluşması nedeniyle pek çok dinlenme ve yaylalara sahiptir. Bu yaylaların en önemlileri Akgöl ve Karlık yaylalarıdır. Ayrıca civardaki Çangal Bölgesi içinde yer alan Erikli Köyüne bağlı Çangal Mahallesi 1930' lu yıllarda inşa edilmiş Orman İşletmesi Dinlenme Tesisleriyle turizm için potansiyel teşkil eder. Ayancık İlçesinin güneyinde 31 km. mesafede 1200 m. Yükseklikte sık ormanlık alan içinde 3 dönüm yer kaplayan küçük çok şirin Akgölü, piknikçiler için doyumsuz bir alandır.

Ayancık Kastamonu yolunun 17 km.sinden ayrılan stabilize yol ile ulaşılan Babaçay Kanyonu özellikle ilkbahar ve sonbaharda doğa yürüyüşleri açısından büyüleyici bir parkurdur. Kanyonun geçilmesi sonucunda ulaşılan İnaltı Köyünden yaklaşım 500 m. Bir tırmanışla varılan İnaltı Mağarası, 700 m. Uzunluğunda galeri ve salanları, damla taşları ile görülmeye değer bir yerdir. Mağaranın turizme kazandırılması için mağara içi aydınlatma sistemi ile giriş kısmına kapı, merdiven Wc ve dinlenme yeri düzenlemeleri yapılmıştır.

Ayancık turizmi genel olarak incelendiğinde potansiyel değerler açısından yaz ve kış turizmine hitap edecek özelliklerle karşılaşılır. Orman ve denizin bütünleştiği Ayancık' ın sadece Denizini ve güneşini dikkate almak yanlış olur. Kanyonları, mağaraları, yaylaları ve kırsal yerleşim özellikleriyle otantik değerlerin dikkate alınacağı alternatif turizm anlayışı içinde yapılacak yatırımlar Ayancık Turizmini gelecekte hak ettiği noktaya taşıyacaktır.

Önemli Turizm Alanları

Ayancık ilçesi çevresinin dağlık ve ormanlık alanlardan oluşması ve Küre Dağlarının yüksek tepelerinin ilçe sınırlarında olması nedeni ile orman içi pek çok dinlenme alanı ve yaylalara sahiptir. Bu yaylaların en önemlileri Çangal , Akgöl ve Karlık Yaylalarıdır.

ÇANGAL : Ayancık-Kastamonu yolunun 25. km sinde yoldan 3 km içeride bulunan Çangal ; orman içindeki açıklık alana kurulmuş bir yerleşim yeridir. Burada Orman İşletmesine ait idare binaları , misafirhane ve lojmanlar bulunmaktadır. Binalar tek katlı olup arazi üzerinde dağınık vaziyettedir.

Küçük bir tatil köyü havası yaratılmıştır. Tesisler Ayancık kereste Fabrikasını kuran Belçikalı ve Almanlar tarafından 1930 lu yıllarda inşa edilmişlerdir. Etrafındaki geniş Göknar ormanları ve yakın köylerle birlikte kış turizmi , av ve dağ turizmi için uygun olup tesis yapmaya oldukça müsaitttir.

AKGÖL : Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31.km sinde, yoldan da 5 km içeride bulunan Akgöl ; 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık göknar ormanları içinden akan iki çayın birleştirerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönüm alan kaplamaktadır. Gölün yanında orman işletmesine ait bir tesis bulunmaktadır. Günübirlik piknik için uygun olan göl civarındaki orman içlerinde piknik masaları ve ızgara yerleri bulunmaktadır. Çevre ormanlarda yaban domuzu, ayı, kurt, çakal ve tavşan gibi av hayvanları mevcuttur.

Akgöl'e ulaşmak için inilen 5km lik yol stabilize olup buradan da İnaltı bölgesine doğru yol devam etmektedir. Bu yol üzerinde bulunan İnaltı Mağarası ve Kanyonları safari turlar ve yürüyüşler için de müsaittir. Kış mevsiminin uzun geçtiği bölgede küçük kayak pistlerinin de yapılabileceği uygun orman içi boşluklar mevcuttur.

KARLIK YAYLASI VE DÜDENİ : Akgöl ve İnaltı Mağarası ile hemen hemen aynı bölge üzerinde bulunan Karlık yaylası 1600 metre yüksekliğe sahip geniş bir yayladır. Zengin bir orman yapısından sonra ulaşılan yaylada orman idaresine ait bir telsiz istasyonu ve gözetleme kulesi bulunmaktadır. Bölgenin en yüksek tepelerinden biri olan yayladan açık ve bulutsuz havalarda Sinop İnce burun açıkları ve şehir ışıkları rahatça görülmektedir.

Geniş otlaklardan oluşan yaylanın en büyük özelliği Karlık Düdenidir. Bölgenin jeomorfolojik yapısından kaynaklanarak oluşan bu düden iki yamacın arasında çökmüş bir alan görünümü vermektedir. Buradaki kayalık kesime ulaşıldığında Buradan aşağıya doğru uzanan bir mağara daha olduğu görülmektedir. Bu mağaranın yapısı ve bölgenin yüksek olması nedeni ile burada biriken karlar yaz aylarında Ağustos sonuna kadar erimemekte olup , oluşan bu kar kütükleri eski yıllarda yaz aylarında çevre köylüler tarafından kullanılmakta imiş. Bölgeye de adını veren bu düden mağarası ve çevresi yayla turizmi ve meyilli otlakları nedeniyle çim kayağı için oldukça uygun ortamlara sahiptir.

İNALTI KANYONLARI : Ayancık - Kastamonu yolunun 17. km sinden ayrılan stabilize yol ile ulaşılan kanyonlar ve mağara ilçenin en güzel rekreasyon alanlarındandır. Yol güzergahında inaltı yerleşmesi ve Alabalık Tesisleri de bulunmaktadır. Tesislerden sonra ulaşılan kanyon yolunun bir tarafı sarp kayalık öbür tarafı çay yatağından oluşmaktadır. Birkaç yerde çayın içinden geçen yol çay suları yüksek olmadıkça taksiler tarafından da kolaylıkla aşılabilmektedir. Ancak kar sularının eridiği ilkbahar ayları ile sonbahar aylarında yalnızca arazi taşıtları ile geçilebilmektedir. Zaman zaman da ağaç köprülerden geçilerek ilerleyen yol safari turları için oldukça müsait doğal bir parkurdur.

Kanyonun en can alıcı bölümü ; sarp kayalıklardan akan suların oluşturduğu küçük şelaleler ve çamur ve yosunların oluşturduğu sarkıt ve traventenlerin bulunduğu 1 km lik mesafedir. Bu alanı gruplar ve ziyaretçiler özellikle yürüyerek geçmeyi tercih etmektedirler. Kanyonun bitiminde orman içinde devam eden yol Alabalık Üretme tesislerini de (kapalı) geride bıraktıktan sonra İnaltı Köyüne ulaşmaktadır. Ormanlardan tomruk nakletmek için kullanılan Eski buharlı trenin dekovil hattının da geçtiği kanyonu iki vadisinde bulunan orman idaresine ait terkedilmiş barakalar kanyon ve bölge turizmi canlandığında tesis olarak kullanılmaya oldukça müsaittir.

İNALTI MAĞARASI : İnaltı Köyü köyün hemen arka yamacında bulunan mağara ile ünlenmiştir. Deniz seviyesinden 1070 m. yüksekte olan mağaranın oldukça büyük olan ağzı köyden görülebilmektedir. Köyde biraz soluklandıktan sonra yaklaşık 500 metrelik bir tırmanıştan sonra mağaraya ulaşılmaktayken, 2002-03 yıllarında yapılan yol ile mağaranın 50 m. altına kadar araçla gidilebilmektedir. Buradan 50 metrelik merdivenle mağaranın ağzına ulaşılabilir. Mağara ağzında geniş bir sahanlık bulunmaktadır.

İnaltı mağarası gerek mağara içi damlataşları ve arkeolojik özelliği, gerekse de doğal çevrenin güzelliği nedeniyle, turizm amaçlı kullanıma son derece uygun şartlara sahiptir.

Ortalama uzunluğu 7500 metre olan mağaranın son noktası girişten 24 metre aşağıdadır. Doğu-batı yönünde büyük bir (S) çizerek uzanan mağaranın giriş ağzı ve gerisindeki salonun tavan yüksekliği 20 metreden fazla, genişliği ise 18 metredir. Giriş salonu boyu 125 m, tavan yüksekliği 6-22 m, genişliği 7-13 metreler arasında değişen düzgün bir galeriye açılır. Bu galeri mağaranın en geniş ve en kuru bölümüdür. Buradan sonra daralarak ilerleyen mağarada sarkıt, dikit, sütun, örtü ve duvar damlataşları, damlataş havuzları görülmeye başlar. Yatay gelişmiş kaynak konumlu fosil bir mağara inaltı mağarasında damlataşların çoğu genişlemiş olan orta bölümde yer almaktadır. Buna karşılık mağara tabanına yakın alt kesimlerde ve su düzeyinin hemen üzerinde Karnabahar ve Patlamış Mısır şekilli damlataşlar da bulunmaktadır. Mağaranın içinde yer yer su birikintilerine rastlanmakta olup bazıları ilerlemeyi zorlaştıracak şekilde derindir. Mağara girişinde görülen duvar kalıntıları, tarihi dönemlerde iskan alanı olarak kullanıldığı sanılan mağaraya arkeolojik değer de katmaktadır.

İnaltı mağarasının elektrifikasyonu, trafo, kapı, merdiveni, çeşme ve tuvaleti yapılmış; mağara içindeki gezi güzergahı ve kır kahvesi yapım çalışmaları devam etmektedir.

Mağara Civarında Kanyon, Akgöl ve Karlık Yaylası ve Düdeni gibi doğal güzelliklerin de bulunması mağaranın önemini daha da arttırmaktadır. Hazırlanan projelerle günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik tesislerin yapılması yanında çoğunluğu boş olan köy evlerinin de pansiyon olarak kullanılma açılması planlanmaktadır.

Tarihi ve Arkeolojik Değerler

Sinop ili tarihi ve arkeolojik değerler bakımından zengin olmakla birlikte aynı yoğunluk Ayancık ve civarında görülmemektedir. Bununla birlikte ilçenin en önemli eserleri;

ESKİ CEZAEVİ (KİLİSE) : Yalı Mahallesi sahil kesiminde bulunan bina eski bir kilise yapısı olup yıllarca cezaevi olarak kullanılmıştır. Bizans dönemine ait olan ve bugün boş olan bina düzenlendiğinde kültür merkezi olarak kullanılmaya müsaittir.

İSTEFAN KAYA MEZARLARI : Ön tarih devirlerinden kalan ve henüz hiç bir bilimsel araştırmanın yapılmadığı Pontus Krallarına ait kaya mezarları İlçenin batısındaki İstefan, (Çaylıoğlu) köyü sınırları içinde bulunmaktadır.

İSTEFAN SULU KİLİSESİ : Yine aynı yerleşim yerinde istefan burnunun batı yakasında, toprak altında olup içi toprak ve su dolu haldedir. Galerilerinden biri toprak üstündedir. Halk içinin su dolu olması ve çevresinin de su kaynağı yönünden çok zengin olması nedeni ile buraya sulu kilise adını vermiştir. Henüz hiçbir kazı çalışması yapılmadığı alanda eski bir höyük bulunmaktadır.

YALI CAMİİ : 1981 yılında Ömer Seyfettin'in hikayesini anlattığı Ayancık Camiidir. Bilinmeyen bir nedenle yıkılmış ve yerine 1908 yılında şimdiki Yalı Camii yapılmıştır.

AYANCIK ASKERLİK ŞUBESİ : 1900 yılında, İstefan'daki kilise harabelerinin sutunları kullanılarak, aynı üslupla inşa edilen ve Askerlik Şubesi binası olarak kullanılan bina restore edilmiştir. Kesme taştan yapılan binanın ön cephesi sutunlu ve iki kat halindedir. Yapımında kilise harabesinden getirilen taşlar kullanılmıştır.

Folklorik, Kültürel ve Etnografik Değerler

ESKİ AYANCIK EVLERİ : Eski bir yerleşim yeri olan Ayancık'ta şehir mimarisi 1. Dünya savaşı öncesi bölgede yaşayan Rumlar ve daha sonraları Kereste Fabrikasını kuran Belçikalılardan etkilenmiştir. Özellikle şehrin iç kesiminde ve sahilin bazı yerlerinde inşa edilmiş taş evler tipik Rum, Yunan mimarisi örnekleridir. Bugün hala ayakta kalanların bir çoğunun kullanıldığı bu evler iki kat üzerine alınlarına süslemeler, kemerler yapılarak inşa edilmiş evlerdir.

Belçikalıların mimari tarzından etkilenerek yapılan ahşap evler ise genellikle sahil kesiminde bulunmaktadır. Bu evlerin tüm malzemesi ahşap olup genellikle iki katlı içten merdivenli ve bahçeli evlerdir. Kereste fabrikasını kuran Belçikalılar ve Almanların fabrika arazisi üzerine yaptıkları lojmanlar ve işçilerin yaşadığı koloni evleri bunlara verilebilecek örneklerdendir.

Bugün çoğunluğu bakımsız olan ve terk edilerek yıkılan bu evlerin korumaya alınarak turizme kazandırılması gerekmektedir. Ancak ülke genelinde sorunlu olan bu tür evler bir kaç merkez dışında henüz ele alınabilmiş değillerdir.

KÖY EVLERİ : Ayancık ve yöresinin köy evleri mimari özellikleri bakımından diğer yörelerden belirgin farklılıklarla ayrılmaktadırlar. Bu evler bölgede çok yaygın olan Kestane ağaçlarından yapılmış , bir veya iki katlı, verandalı, bazıları dekoratif çıkıntılara sahip, ahşap üzerleri oyularak süslenmiş çatılı evlerdir.

Çatı döşemesi bölgedeki fay kırıklarından elde edilen yassı taşlarla yapılan bu evler çivi kullanılmadan imar edilmektedirler. 5-10 cm arasındaki kalasların ahşap çivi ve takozlarla birbirine tutturulması ile örülen bu evlerin çatısına döşenen ağır taşlar kalasların oturmasına ve binanın daha da sağlam olmasına katkı sağlamaktadırlar.

Genellikle girişte büyük bir sofadan oluşan bu evlerin sofaya açılan diğer odalarının her birinde dolap ve banyo bulunmaktadır. Bu eski Türk geleneği olarak birkaç kuşak ailenin aynı evi paylaşmasından kaynaklanmaktadır.

Aynı yapım özellikleri ambar, selendir gibi binalarda da kendini göstermektedir. Bugün köylerden yaşanan göçler sonucunda büyük çoğunluğu boş kalan bu evlerin turizme kazandırılması ve Köy pansiyonculuğunun bölgede desteklenip yaygınlaştırılması yöreye ekonomik bakımdan büyük destek sağlayacak kapasitededir.

Ayancık El Sanatları

KETEN : Keten; yağlı tohumlu, lifli bitkiler grubuna giren küçük mavi çiçekli bir bitkidir. Tohumunun toprağa dikiminden itibaren bir yıl süre zarfında gelişimini tamamlayan bitki 1-1,5 m. arasında bir boya ulaşmaktadır. Hemen hemen her türlü toprakta yetişebilen ve olgunluğa erişmesi süresince özel bir bakım istemeyen keten bitkisinin asıl zahmetli bölümü bitkiden iplik elde edilme aşamalarıdır.

İşte bu aşamaların zorluğundandır ki bugün yeni nesil köylü bitkiyi dikmekten ve keten üretimi yapmaktan kaçınmaktadır.

Hasat edilen keten bitkisi tarlada küçük demetler haline getirilerek, çay yataklarında oluşturulan havuzlar veya göletler içine atılır. 15-20 gün bu havuzlarda bekletilerek bitkinin şişmesi ve çürümesi sağlanır. Şişen bitkiler sudan çıkarılarak, Mengenelerle dövülür ve liflerine ayrılır. Daha sonra bu lifler metal taraklarla taranarak inceltilir ve çıkrıklarda iplik haline getirilirler. Keten artık iplik haline gelmiş ve tezgahlarda dokunmaya hazırlanmıştır.

Tahta tezgahlarda dokunarak elde edilen keten bezleri genç kızların hünerli ellerinde işleme ve nakışlarla bezenerek çeşitli giyim ve ev eşyası olarak kullanılır. İşleme ve nakışlar yöreye ve kullanıldığı yere göre yaka, paça, nezgep, peşkir motifi gibi isimler almakta ve keten üzerine sökme ve oya tekniğiyle işlenmektedir.

BÜRÜMCÜK : El tezgahlarında pamuktan dokunan ve burma tekniği ile ıslakken burulup bırakılarak elde edilen, göynek, şalvar ve iç çamaşırı olarak kullanılan yöresel bir kumaş türüdür.

İşlemelerin Kullanıldığı Yöresel Giysiler

NEZGEP : Kadınlarda başa takılan, başı sıcak ve saçları düzgün tutmaya yarayan başlıktır. Üzerindeki desen tamamen bordo renk kullanılarak yapılmış olup ; 8-12 numara kotan yumaklar kullanılmıştır. Susma tekniği ile çalışılan başlık üzerine işlenen motiflere yengil gülü, tepe gülü gibi isimler verilmiştir.

Başta kullanılan nezgep' in düzgün durmasını sağlamak amacıyla 2 cm. genişliğinde kumaş üzerine kanaviçe tekniği ile işlenmiş, çene altında duran iki ucunun nezgep' e bağlandığı bağcığa ise yengil adı verilir.

GÖYNEK : Kadınların iç giyimde kullandıkları keten kumaştan yapılmış giysilerin yaka kısımları yöresel nakış ve oyalarla süslenir. Bu giysiler için genel olarak GÖYNEK tabiri kullanılır. Yakalara işlenen oya ve nakışlar iğne oyası ve sökme işi (ajur ) teknikleri ile yapılır.

PAÇA ( Don ) : Göynek altına giyilen bir çeşit şalvardır. Paça kısmı işlidir. Keten veya bürümcük kumaşından yapılır, beline takılan uçkur yine ketenden yapılır.

İşlemelerin Özellikleri

Ayancık yöresinde yapılan nakışlar ( işlemeler) içe giyilen göyneklerde yakaya, başta nezgep ve yengil'e, ayakta şalvarın paçasına işlenirler ve kullanıldıkları yere göre özellikler içerirler.

SÖKME İŞİ : İç giyimde kullanılan göyneğin yakasına yapılan iş sökme ve oya tekniği ile yapılır. Sökme işi teknik olarak kesme ve ajurlar grubuna girmektedir. Yapılış tekniği olarak işlemede kolaylık sağlaması ve ipliklerin işin sonuna kadar devam etmesi için tersten yapılmaktadır. İşleme ipliği olarak 8 ve 12 numara kotan ipliği kullanılır.

Ayrıca ; Sökme işi yanında yakalarda " sülüğen , haramus suyu, balık kılçığı, kaytan, tırnak , yengil gülü, oya " diye adlandırılan ve çoğunluğu kanaviçe ve goblen tekniği ile işlenmiş süslemeler göze çarpmaktadır.

OYA İŞLERİ : Yaka kenarına iğne ile kotan iplik kullanılarak iğne oyası tekniği ile maydanoz, pirinç, halkalı şeker adı verilen motiflerle süslemeler yapılır. Oyalar genellikle yaka kenarlarına geniş, küçük parçalara dar olarak çalışılır.

PAÇA İŞİ : İç giyimde şalvarların paçalarına susma tekniği ile yapılan süslemelerdir.

NEZGEP İŞİ : Tersinden sayılarak susma tekniği ile başa takılan başlık olan nezgep üzerine işlenen işlerdir. Desende tamamen bordo renk kullanılmıştır.

YENGİL İŞİ : Başta kullanılan nezgep' in düzgün durmasını sağlamak amacı ile çene altında duran iki ucunun nezgep' e bağlandığı 2 cm genişliğindeki yengil üzerine kanaviçe tekniği ile işlenen iştir.

İşlemelerin Renk Özellikleri

Genellikle canlı renkler kullanılmış olmakla birlikte nezgep ve paça işlemelerinde sadece bordo renk kullanılmaktadır.

Yakalarda birden fazla renk iç içe kullanılır. Kırmızı, mavi, sarı, pembe, yeşil, eflatun, siyah, portakal sarısı gibi renkler çok kullanıldığı görülmüştür. Yaka çalışmalarında mutlaka siyah renk renk kullanılır ve işlemeye önce yöresel tabiri ile karası (siyahı) çekildikten sonra başlanılır.

İşlemelerde Kullanılan Nakış

Adı geçen işlemeler yalnızca yörede dokunan keten üzerine yapılmaktadır. Bu dokumalar atkı ve çözgü ipleri keten olan ketene keten ve atkı ipliği pamuk olarak kullanılan ketene pamuk olarak iki grupta toplanırlar. Enleri 40-45 cm civarında değişir. Çizgili veya düz olarak dokunabilirler.

Halk Giysileri

Ayancık ve civarındaki yöresel giysilerin temelini yukarıda da belirtildiği gibi keten giysiler oluşturmaktadır. Bununla birlikte Yöre kıyafetleri ve isimleri şöyledir :

Bayanlarda ;
Nezgep : Başa takılır. Hem süs hem de başa takılan bürgü ve saçları tutmaya yarar. Eski Türk motifleri ile işlidir.

Yengil : Nezgep' in çene altından geçen parçasıdır. Dört bağdır. Türk motifleri ile süslüdür.

Bürgü : Nezgep' in üstüne örtü olarak takılır. Nezgep' in ön işlemesini kapatmaz iki kenarı oyalı olan bürgü bürümcükten yapılır.

Yakalı Gömlek : Ketenden yapılan gömlek yakası da eski Türk motifleri ile süslüdür , yaka ilik altını diye adlandırılan ve yakayı birbirine tutturan bir altın lira ile tutturulur.

Altıparmak Üç Etek : Göyneğin üzerine giyilir, ayak bileklerine kadar uzundur. ceket yerine geçen üç etek yırtmaçlı olup Kırmızı -Sarı renkte olanına Fındıklı, Bordo renginde ince çizgili olanına Üç Etek denir.

Darabulus veya Yün Kuşak : Bele takılır. Özelliği elbiseyi tutturmak ve kadını dolgun göstermek içindir. İpekten yapılmıştır.

Peşkir : Kuşağın üzerine tutturularak cep görevini gören bir önlüktür.

Paçalı İşlemeli Don : Ketenden (Bürümcükten) yapılır. Ayak bileklerine gelen yerleri nezgep' e olduğu gibi işlemelidir. Bacağa giyilir.

Yün Çorap : Koyun yününden yapılır. Az görülmesine rağmen işlemeli olanları da vardır.

Çarık : Ayağa giyilen dana derisinden yapılmış ayakkabılardır.

Erkeklerde ise; bayanlara oranla daha sade bir kıyafet göze çarpar. Ayakta çarık ve yün çorap, belde kuşak gömlek ve yelekten oluşan kıyafet ile bacağa zıpka denilen bir tür şalvar giyilir.

Festivaller - Panayırlar - Şenlikler

Ayancık ilçesi sosyal-kültürel etkinlikleri yoğun olan bir ilçedir. İlçede bu etkinlikler genelde tüm kurumlar tarafından yıl boyu periyodik bir şekilde devam etmektedir. Yıl içinde çeşitli kurum ve kuruluşlarca çeşitli etkinlikler düzenlenirken özellikle öğretim yılı sonlarında tüm okulların öğrenci ve öğretmenlerinin hazırladıkları etkinlikler (folklor, müzik, tiyatro vb.) ilçenin temel kültürünü oluştururlar.

Bunların dışında gerek turizm olarak gerekse de ekonomik girdi olarak ilçenin en büyük etkinlikleri Keten Festivali ve Ayancık Panayırıdır.

Ayancık Panayırı : Her yıl eylül ayının ikinci haftası ilçede kurulan panayırın geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Ayancık dışında Sinop ve Kastamonu' nun bazı ilçelerinde de kurulan bu alış veriş panayırları özellikle köylerden gelen vatandaşların hasat sonlarında edindikleri gelirle ihtiyaçlarını toptan karşılamaları amacıyla kurulmuş ve yıllardır gelenekselleşerek devam etmiştir. Özellikle giyim , mutfak eşyası ,dayanıklı ev eşyası gibi maddelerin yanında soğan, patates, sarımsak gibi gıda maddeleri satışı da panayırın vazgeçilmez gelenekleri arasındadır.

Ayrıca panayır tarihleri arasında kurulan hayvan pazarları da köylü vatandaşın yetiştirdikleri hayvanları pazarlama imkanına sebep olmaktadır.

Yoğun bir alışverişin yaşandığı Panayırın vazgeçilmez etkinliklerinden biri de lunaparklardır. Panayırla birlikte ilçede kurulan gezici lunaparklar panayır süresince ilçede tam bir şenlik havası yaratmaktadır.

Ayancık Kültür-Sanat ve Keten Festivali : Her yıl geleneksel olarak Temmuz ayının son haftası sonunda yapılan üç günlük festival; ilçede sosyal kültürel etkinliklerin en yoğun yaşandığı günlerdir. Gündüzleri çeşitli dallarda düzenlenen yarışmalar, sergiler, çeşitli yazar,çizer ve bilim adamlarının katıldığı panel ,açık oturum gibi etkinlikler düzenlenirken geceleri de müzik eğlence programları ve konserler organize edilmektedir. İlçenin nüfus yönünden en yoğun olduğu bu dönemler ilçe ekonomisinin de canlanmasına neden olmaktadır. Özellikle turizme yönelik hizmet veren oteller , lokantalar , çay bahçeleri yıl boyunca bu güne hazırlanmaktadırlar.

İlk gün festival yürüyüşü ve sergilerin açılışı ile başlayan festival etkinlikleri deniz şenlikleri , yöresel yemeklerin halka ikramı ve panellerle ya da Açık Oturumlarla devam etmektedir. Güncel konuların seçildiği Panel, Söyleşi, Açık Oturum gibi etkinliklere ülkenin tanınmış yazar, çizer ve sanatçıları katılmakta yöre halkı ve festival ziyaretçileri hem bu kişileri yakından tanıma fırsatı bulmakta hem de bu toplantılara etkin katılarak kafalarındaki sorulara cevap alabilmektedirler.

Akşamları düzenlenen havai fişek gösterileri eşliğinde düzenlenen eğlence programlarına eldeki imkanlar neticesinde çağrılan sanatçıların verdiği konserler ise festivallerin en fazla katılım sağlandığı etkinliklerdir. 5-6 bin kişinin seyrettiği bu açık hava konserleri gerek Ayancık halkı gerekse de Sinop ve çevre illerden gelen vatandaşlarca beğeni ile karşılanmakta ve gençler tarafından coşku ile seyredilmektedir.

Yaz mevsiminin kısa sürdüğü ilçe civarında bir bakıma yaza veda gibi algılanan festival ilçenin yurt içi ve yurt dışında tanıtımı için de çok önemli bir aracı olmuş, çeşitli televizyoncu ve gazetecilerin katıldıkları etkinlikler hakkındaki yorumları çalıştıkları basın kuruluşlarında yayınlanmıştır. Bu nedenle de Ayancık ve civarına gelmek isteyen turistler tarihleri özellikle bu günlere denk getirmeye çalışmışlardır. Yurt dışında çalışan yöre halkı da son yıllarda izin tarihlerini hep festivale göre ayarlamış böylece festival ilçe takviminde önemli bir yere kavuşmuştur.

Yöre Mutfağı

Keşkek Yemeği : Bölgenin en tanınmış yemeklerinden olan keşkek; etli veya etsiz dövülmüş buğday veya dövülmüş mısırın kuru fasulye ile pişirilmesiyle yapılan lezzetli bir çorbadır. Genellikle hıdrellezde yapılır.

Nokul : Kıymalı , üzümlü , yoğurtlu ve cevizli olarak özellikle bayram arifelerinde yapılan mayalı bir börek çeşitidir. Hamurunda un , süt, yumurta , tuğa ve maya gibi malzemeler kullanılır. İstenilen iç hazırlandıktan sonra mayalanmış hamur açılarak iç konur ve rulo sarılarak şekil verilir üzerine yumurta sürülür. Çörek otu serpilerek pişirilir.

Kulak ( Mantı ) : Un ,süt , tuz ve yumurta ile hamur yoğrularak sofra üzerinde 1/2 cm kalınlığında açılır. Kare kare kesilen hamur içine kıymalı , soğanlı , baharatlı iç konur ve köşeleri üst üste gelecek şekilde kapatılır. Haşlanarak süzülen hamurlar üzerine eritilmiş tereyağı ve dövülmüş ceviz veya keş ( kurutulmuş peynir ) serpilir. sarımsaklı yoğurtlu olarak da yapılabilir.
Kulak'ı diğer mantılardan ayıran özellik oldukça büyük üçgenler yapılması ( pişince kulağa benziyor ) ve üzerine dövülmüş ceviz serpilmesidir.

Saç Böreği : İçine konulan malzemelere göre kıymalı , pirinçli , kestaneli , ıspanaklı , kabaklı , ve yöresel bitki olan ıspıt kullanılarak saç üzerinde yapılan bir börek çeşididir. Un , su ve tuz kullanılarak yoğrulan hamur küçük bezelere ayrıldıktan sonra teker teker açılır , saç üzerinde içine malzemesi konularak alt üst ederek çevirmek sureti ile pişirilir. Üzerine tereyağı sürülür.

Pekmezli Baklava ve Un Helvası : Baklavanın üzerine pekmezli şurup hazırlanarak yapılır. Un helvası ise ; un ve tereyağı kavrulduktan sonra üzerine biraz daha un elenerek az daha kavrulur. Daha sonra üzerine pekmezli şurup hazırlanır , katılaşınca elde top top şekil verilir veya tepsiye dökülerek kesilir.

İstet : Un , su veya süt ve yumurta ile suluca bir hamur hazırlanır. İyice çırpılarak tavada 1/2 kalınlığında bir hamur yapılır. Küçük küçük kesilerek veya rulo şeklinde içine birşey konarak servis yapılır. Bir çeşit krep' tir.

Kuyu Kebabı : Yörenin en meşhur yemeklerindendir. Kuzu veya dananın kuyuda pişirilmesi ile yapılır. Kuzu veya dananın bütün olarak pişirildiği kebap özellikle panayır zamanında çok yapılır. Hafif ve lezzetli bir et yemeğidir.

Halk Müziği ve Halk Oyunları

Ayancık Halk Oyunları genelde bölgenin dağlık kısımlarında ve Ayancık'a yakın sahil kesimlerinde oynanmaktadır. Bölgede bu oyunların oynanmadığı Çerkez ve gürcü yerleşim bölgeleridir. Bu belgeler azınlık teşkil eder. Ayrıca Sinop Erfelek ve Boyabat ' a yakın olan sınır köylerinde giysilerde bazı değişiklikler göze çarpmaktadır.

Halk oyunlarının ezgilerini; yörenin dağlık ve tarıma elverişsiz olması ve bu nedenle yöre halkının geçici göçe ve dışarıda çalışmaya zorlanması nedenleriyle ayrılış , gurbet ile ilgili ezgiler oluşturmaktadır. Bu ezgilerin bir bölümü zamanla değişikliğe de uğramıştır.

Bölgede en çok oynanan Halk Oyunları : Ayancık Çiftetellisi , Muhtar ( Mıktar ) , Ak Yemiş Kara Yemiş gibi oyunlardır. Bu oyunların bazı türküleri aşağıya çıkarılmıştır.

Muhtar Kaştan Aşıyor

Muhtar kaştan aşıyor, kumlara karışıyor
Hastan bir muhtar gibi, her işe karışıyor

Ayancık efeleri, kız salla küpeleri
Bu türküyü çıkaran Ayancık efeleri

Muhtarın evi alçak, çamura mı batacak
Söylen deyyus muhtara, kızı kime satacak

Ayancık efeleri, kız salla küpeleri
Bu türküyü çıkaran,Ayancık efeleri

Ayancık'ın çamuru gün doğmadan yarılır
Ayancık'ın kızları sevdiğine sarılır.

Ayancık efeleri, kız salla küpeleri
Bu türküyü çıkaran,Ayancık efeleri

Ayandondan Ay Doğdu

Ayandondan ay doğdu, ben sandım sabah oldu
İstafanın önünde oğlum Sabri kayboldu

Beklerim gelir diye, dalgalar erir diye
Güneş doğdu gün battı, nerdesin yavrum yine.
Miktar

Ayancık eymeleri
Beyenmem deymeleri
Bu türküyü çıkaran
Ayancık efeleri

Mıktar kaştan aşıyor
Kumlara karışıyor
Hastan bir mıktar gibi
Her işe karışıyor

Mıktarın evi alçak
Çamura mı batacak
Söylen bizim mıktara
Gızı kime satacak

İpekten yorganım var
Yalın kat döşeğim var
Ayancık'tan gidersem
Karakoç kurbanım var

Ayancuğun arkası
Yılanların yuvası
İkimizi ayıran
Ürüşvet parası
Çatak

Çıra aldım Çataktan
Yarılmaya bıdaktan
Şu Çatağın gızları da
Sevilmeyor gursaktan

Ayancuğun çayları da
Akıyor da akıyor
Şerife de kadın sürmeli camdan
Bakıyor da bakıyor

Ey Alyancuk da Ayancuk
Üstü açık ovacık
Gız seni gözel gösteren
Başındaki yazmacık

Mısır ektim goğuza
Yedümedim doğuza
Şu deyüsun gızını da
Çalıverdim omuza

Geminin başındayım
12 yaşındayım
12 yaştan beri de
Gız senin peşindeyim

Giden gemi durur mu ?
Ah limanı bulur mu ?
Bir yastuğa baş guymakta
Acep nasip olur mu ?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2592
favori
like
share
SheqeYy_BeBiSh Tarih: 13.01.2010 02:22
[COLOR="deepPink"]PayLa$imin icin cok t$k ederim Nehir.

[COLOR="Pink"]Bu $arkiyi kim bu $ekiLde yazdi acaba
cünkü Ayancik $ivesi böyLe degiL

[COLOR="Pink"]Bu $ive u$akta kuLLaniLiyor oLabiLir
ama Sinopta bu $ekiLde konu$ani anLamazLar

guymakta degiL
goymakta
gözeL denmez
güzeL denir
Ürü$vet diye bi$eyde iLk kez duydum
Rü$vet
Miktar denmez
Muhtar

yapiyor
ediyorda denmez
yapiya ediya denir

ayrica
pe$indeyim = pe$ingdeyin oLur
Karakoc = Garagoc

Ayancik $ivesinden ba$Lanmi$ ama ba$ka $ivede bitmi$.

Aynini tekrardan yazdim
Ayancigin $ivesine göre:

[COLOR="Pink"]Ayandondan ay dogdu
Ayandondan ay dogdu, ben sandim sabah oLdu
Istifaning önünden oguL sabri gayboLdu


BekLerin geLü deyi, daLgaLa erir deyi
Güne$ dogdu gün batti, neresing yavrum gine.


[COLOR="Pink"]Muhtar
Ayancuk eymeleri
Begenmez deymeLeri
Bu türküyü cikaran
Ayancuk efeLeri

Muhtar ga$tan a$iya
GumLara gari$iya
Hastan bir Muhtar gibi
Her i$e gari$iya

Muhtaring evi aLcah
Camura mi batcah
Söyleng bizim Muhtara
Gizi kime Satcah

Ipten yorganim var
Yalin gat dö$eem var
Ayancuktan gidersem
Garagoc Gurbanim var

Ayancugun arkasi
YiLanLaring yuvasi
Ikimizi ayiran
Rü$vet parasi


[COLOR="Pink"]Catak
Cira aLdim catahtan
yariLmeya budahtan
$u cataging gizLari da
Sevilmeya gursahtan

Ayancugung caylari da
akiya da akiya
$erife de kadin sürmelü camdan
bakiya da bakiya

Ey Ayancuk da Ayancuk
Üstü acuk ovacuk
Giz seni güzeL gösteren
ba$ingdaki yazmacuk

Misir ektim goguza
Yedümedim doguza
$u deyüsüng gizini da
caLiverdim omuza

Gemining ba$indayin
12 ya$indayin
12 ya$tan beri
giz sening Pe$ingeyin

Giden gemi duru mu?
Ah Limani bulu mu
Bir yastuga ba$ goymahta
ayLan nasip oLumu.


[COLOR="Pink"]Türküler

- Sinop Tabyaya Yakın - 1987 yılında derlenmiştir.
- Tabaklı'nın Deresi - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Muallim - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Ezelidir Deli Gönül Ezeli - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Cimdallı (Arabayı Koşalım) - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- İp Attım Ulaş Diye - Nida TÜFEKÇİ ve Güven YAPAR tarafından derlenmiştir.
- Bizde Gelin Almacıya Hoş Geldin Derler - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Entere Aldım Kırk Beşe - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Kumkapının Kilidi - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Ak Bakraçlar Susuz Galdı - Ferruh GÜVEN tarafından derlenmiştir.
- Adanın Burnunu Duman Bürüdü - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.

[COLOR="Pink"]Diğer türküler ise şunlardır : Tin Tin Tini Mini Hanım (Şeftali Ağaçları) Karasuda Pazar Var Ayancık Eymeleri Derelerde Kuşburnu Efe Alayı Yemenim Bük Dibinde Yatarım.



[COLOR="Pink"]Tin Tin Tini Mini Hanım

Şeftali ağaçları
Tüylü çiçek başları
Yaktı yandırdı beni
Yarin hilal kaşları

Tin tin tinin mini hanım
Seni seviyor canım


Bahçelerde ibrişah
Boyu uzun kendi şah
İki gönül bir olsa
Ayıramaz padişah

[COLOR="Pink"]Nakarat

Bahçelerde kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Sinoplu derler
Biz güzeli severiz

[COLOR="Pink"]Nakarat

[COLOR="Pink"]Ayancık Eymeleri


Ayancık eymeleri
Beğenmem değmeleri
Yarim ceket diktirmiş
Ben olsam düğmeleri

Ak yemiş kara yemiş
Dalları yere değmiş
Güvey namaz kılarken
Gelin tavuğu yemiş

Bileğimde boncuklar
Nazardır nazara
İkimizi koysunlar