Antik döneme ait bir çok paranın üzerinde Erciyes dağının sembolik olarak çizilmiş tasviri bulunmakta ve bazı sikkelerin üzerinde dağın tepesinde oturan bir tanrının tasvir edildiğini görülmektedir. Roma döneminde bu tanrının yerini Jupiteri temsil eden kanatlarını açmaya hazırlanan bir kartal almıştır. Yine bazı sikkelerde dağın üzerinde ay ve yıldız motiflerinin yer aldığını görülmüştür. İç Anadolu müzelerinde, Jüpiter’i sembolize eden kartal heykelleri ve Erciyes dağı ile ilgili sikkeleri görmek mümkündür.

Evliya Çelebi ise seyahatnamesinde Erciyes Dağı’ndan;

“Bu dağda asla yılan, çıyan, akreb ve bu gibi zehirli hayvanlar yoktur. Bu dağda ricalü'l-gayb makamı olduğu için haşerât bulunmaz derler. Diğer bir söylentiye göre de seçkin eshabdan olup uzun zaman yaşamı olan (Baba Reten Hindi) hazretleri bu dağda oturduğundan bu haşerâtın bulunmaması onların duası sebebiyledir.

Hâlâ bu dağda (Baba Reten) bağı denilen kendi kendine yetişen çeşitli meyveler veren bağlar vardır. Zira bu Baba Reten bağçivanların piri olup ismi Ebû Hindî'dir. Kendisi nimetlerinden uzak olarak yanlız basma ömür sürmüştür. Kabri yine Hindistan'dadır.

Başka bir söylentiye göre de, Hazret-i Yahya zamanında Kayser Erciş bu şehri kurduğunda büyük filozoflardan (Flaska) adındaki filozof bu yüksek dağa çıkıp yetmiş aded haşerât şeklini bir sütun üzerine kazıp her birine birer tılsım yapmıştır. Onun için bu dağda zehirli hayvanlar yoktur derler. Bu dağın yaz ve kışın kar ve buzu eksik olmaz. Zülâl kurdu dahi bulunurmuş ama biz görmedik.” diye bahsetmektedir.

Tüm bu ifadeleri ile anlaşılmaktadır ki hangi kültür veya uygarlık olursa olsun Erciyes’in insanoğlu üzerindeki derin manevi etkisi şüphe götürmez bir gerçektir. alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 466
favori
like
share