Sevgide Vardı Bir Zamanlar 5 - Hasan Kamil Erkli

Pazar akşamı Zuhal, saat on iki’de Okan’ı evine bırakıp, ayrıldı. Ertesi sabah, kendini yoğun bir iş programı belediğini bilen Okan hemen yattı. Kendinle kalınca, hafta sonunun muhasebesine başladı. Gerçekte Zuhal’i sevmeye başladığını biliyordu. Onun anlattıklarını bir, bir düşündü. Her şeyi kabulleniyordu. Aklına takılan tek nokta, çocuktu. Üstelik bunca birlikteliğe rağmen çocuğu görmemişti. Düşünürken, göz kapakları ağırlaştı, sonunda uyudu.

Bürosuna geldiğinde, Melih’i kahvesini içerken buldu. Melih hafta sonunu merak ediyordu. Ona detayları ile akşam anlatacağını söyledi. Bu arada, reklâm ajansından, televizyon reklâm filminin çekimine başlanacağı haberi geldi. Bu olayın kendisi için çok önemli olacağını düşünen Okan, tüm randevularını iptal ettirdi, stüdyonun adresini alıp doğruca oraya gitti.

Stüdyoya vardığında, çekim henüz başlamıştı. Zuhal’i görüp yanına gitti. Film için seçilen kız gerçekten güzeldi. Önceden görmüş olduğu resimlerinden farklıydı. Filmi yöneten yakışıklı adamın talimatları doğrultusunda rolünü yapmaya çalışıyordu. Yaklaşık yarım saat sonra çekimlere ara verildi. Zuhal, Okan’la yönetmeni tanıştırdı. Cengiz son günlerde, bu konuda ünlenmiş genç kuşak yönetmenlerden biriydi. Son derece rahat, oldukça sempatik ve etrafını umursamaz bir yapısı vardı. Zuhal çekim hakkında bilgiler vermeye başladı. Stüdyo çekimleri, her şey yolunda giderse iki gün içinde tamamlanacak, daha sonrada dış mekân çekimlerine geçilecekti. Bu arada, tirajı en yüksek üç gazete ve iki büyük dergide ilan sayfalarının ayarlandığını ve filmin yayını ile birlikte devreye gireceklerini söyledi. İkisi konuşurken Cengiz geldi. Zuhal’in yanında durdu. Kolunu Zuhal’in omzuna atarak,

—Şu kızın makyajı temizlenirken, çıkıp bir şeyler atıştıralım dedi. Zuhal, Okan’a bir şey söylemeden, kolunu Cengiz’in beline doladı, stüdyodan çıktılar.
Okan sadece baktı arkalarından. Sinirli zamanlarında yaptığı gibi bir sigara yaktı. Daha sonra o da dışarı çıktı, arabasına atlayıp gaza bastı. Arabasını çok hızlı sürüyordu. Bir ara durup, şirkete telefon etti. Gülin’e öğleden sonra gelemeyeceğini bildirdi. Daha sonra, şimdiye dek hiç gitmediği bir barda park edip, içeri girdi. Arka arkaya üç kadeh konyak içti. İçkiyi sevmesine rağmen, günün bu saatinde hiç içmemişti. Sarhoş olmaktan korkuyor, ama olmak da istiyordu. Hesabı isteyip evin yolunu tuttu. Eve gelir gelmez bir konyak daha içti, şişeyi de yanına aldı. Sonra telefonun fişini çekip sızıncaya kadar içmeye devam etti.

Melih, mesai bitimi, Okan’ın odasına uğradı, Gülin’den gelmeyeceğini öğrenmişti. Böyle zamanlarda, genellikle onun ne yapacağını bilirdi. Ancak bu kez kendisine de haber vermemişti Okan. Gülin’e Zuhal’i aramasını söyledi Melih. Zuhal de Okan’ı aramış bulamamıştı. Melih’e onunla mutlaka konuşması gerektiğini söyledi. Canı sıkılan Melih, Okan’ın evine gitmeye karar verdi.
Zili defalarca çalmasına rağmen, içeriden cevap gelmedi. Sonra kapıyı birkaç kez yumrukladı. Tam Okan’ın evde olmadığına karar verip dönerken, kapı açıldı. Boş gözlerle Melih’e bakan Okan, berbat görünüyordu. Okan’ı bir koltuğa oturttu.

—Nedense, sana dadılık yapmak da hep bana düşüyor, diye söylendi Okan’a.
Birkaç dakika sonra Okan kendine geldi. Olup biteni Melih’e anlatmaya başladı. Anlatırken kendini rahatlamış hissediyordu. Okan konuşurken Melih,
—Oğlum, kız her şeyi sana açık açık anlatmış, daha ne bekliyordun yani. Böyle ihanete uğramış pozları bırak, kendini topla. Yarın başımıza genel müdür yardımcısı olacaksın. Karar bu gün yönetim kurulundan çıktı. Böyle ağlamış suratlı genel müdür yardımcısı gördün mü sen, diye müjdeyi verdi.
Okan bakakaldı Melih’e. Bu olayın er geç gerçekleşeceğini biliyor, ancak kampanyadaki başarısı ile paralel olabileceğini sanıyordu. Ayağa kalktı Melih’e sarıldı. İki dost kucaklaştılar.
—Az kalsın unutuyordum, Zuhal’i araman gerekiyormuş, dedi Melih. Zuhal adını duyunca suratını buruşturdu. Ama telefonun fişini takıp onu hemen aradı. Zuhal telaşla,
—Nerelerdesin? Seni aramadığım yer kalmadı. Önemli bir konu var. Film planlanandan bir hafta önce bitecek. Bu durumda kampanyayı da bir hafta önce başlatma olanağımız var. Ama bu konuda patron sensin. Kararını ver, dedi.
—Harika, diye bağırdı Okan, olabildiğince erken başlamasında fayda var.
—Tamam, o zaman, kampanya başlangıcını bu hafta sonu kutlarız diye yanıtladı Zuhal. Okan’da sadece,
—Kutlarız, dedi. Bu kutlamaların sonunun neye vardığını artık çok iyi biliyordu. Gülümseyerek telefonu kapattı. Melih
—Neyi kutlayacaksınız, diye sordu.
—Sen onu boş ver. Kutlanacak daha önemli bir olay var. Karını ve Kenan’ları ara, gidiyoruz, dedi Okan.
Birlikte, her zaman gittikleri bara gittiler. İçkilerini söylediler. Her kes Okan’ı tebrik ediyor, oda haklı olarak gururlanıyordu. Bir ara gözü bankoda oturan bir kadına takıldı. Uzun boylu bir zenciydi. Daha doğrusu bir melez. Bir an göz göze geldiler. Kadın gülümsedi. Okan elindeki kadehi hafifçe kaldırıp, cevap verdi kadına. Sonra Melih’in kulağına eğilerek,
—Canım çikolata istiyor Melih, dedi. Kalktı ve kadına yöneldi.


Hasan Kamil Erkli

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 288
favori
like
share