Mevlevilik Algısının Restorasyonu
Mesnevi'de Hz. Peygamber Mevlevilik Anadolu coğrafyasında ortaya çıkan ve Müslüman dünyada asırlar boyunca felsefeden sanata tasavvuftan gündelik yaşama kadar birçok alanda yoğun etkileri bulunan bir ekol görünümündedir. Özellikle son bir asırlık çalışmalar sonrasında Batı'nın da keşfettiği bir alan haline gelmeye başlayan Mevlevilik bu dönemde bir yanlış tanınma ve tanıtılma sürecini de beraberinde yaşamıştır. Hz. Peygamber'in ayağının tozu olmakla iftihar eden Mevlana'nın eserleri ve fikirleri çerçevesinde gelişen bu tasavvufî ekol kendi gerçekliğinden koparılarak anlamlandırılma ve ilahî/vahyî merkezden uzaklaştırılıp hümanizm gibi beşerî disiplinler içinde değerlendirilme talihsizliğine uğramıştır. Bunun yanı sıra Mevleviliğin mirasçısı konumunda olan Türk entelektüel çevrelerinin de -ülkede yaşanan hızlı modernizasyonun ve Batı medeniyetiyle entegrasyonun da etkisiyle- Mevlana'yı ve Mevleviliği Batı medeniyetiyle kurulacak birlikteliğin bir aracı olarak değerlendirmeleri ve Batı'nın görmek istediği şekilde bir İslam ve Müslüman algısını "Mevlevilik" etiketi altında sunmaları da Mevleviliğin özünden kopma sürecine katkı sağlamıştır. Netice itibariyle Mevlana ve Mevlevilik turistik bir figür ve bunun paralelinde bir kazanç aracı olma noktasına kadar indirgenmiştir.
Fakat son dönemde yapılan bilinçli çalışmalar uzun yıllar süren bu talihsiz sürecin durdurulmasına ve Mevleviliğin kendi gerçekliği ile bağlarının yeniden kurularak zihinlerdeki Mevlevilik algısının restore edilmesine hizmet etmeye başlamıştır. Bu noktada Mevleviliğin; İslam kültürü düşüncesi ve akaidinin bir ürünü olduğunu ortaya koyan ve Mevleviliğin geri planında vahyî bir gerçekliğin bulunduğunu gösteren bu çalışmalar özellikle Mevleviliğin baş eseri olan Mesnevi üzerine yoğunlaşmıştır. Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu'nun Mesnevi'de Hz. Peygamber isimli çalışması da bu bağlamda dikkat çeken bir eser görünümündedir.
Mesnevi'de Hz. Peygamber Varlığı ve Bağlılığı
Mesnevi'de Hz. Peygamber'in hadislerine yaşamına dair bazı olaylara ve ism-i şeriflerine yapılan atıflar üzerine hazırlanmış olan çalışma Mesnevi'deki Hz. Peygamber varlığının ne derece yoğun olduğunu gösteren bir içeriğe sahip. Eser bu yönüyle Mevlana'nın fikirlerinin hangi kaynaktan beslendiğini ortaya koymanın yanında ondaki Hz. Peygamber sevgisinin ve Hz. Peygamber'e olan bağlılığın boyutlarına (belki de boyutsuzluğuna) dair de çok önemli bir yol göstericilik işlevi görmektedir.
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu bu çalışmasında Mesnevi'deki sıraya riayet ederek Hz. Peygamber'le ilgili beyitleri tek tek tespit etme ve bunları izah etme şeklinde bir yöntemi benimsemiştir. Tespit edilen beyitler öncelikle uygun bir başlıkla ve Mesnevi'de bulunduğu yeri gösteren bir ibareyle takdim edilmektedir. Sonrasında beyitlerin Farsçasını Latin harfleriyle alıntılayan yazar beyitlerin serbest çevirisini de alıntıların hemen altında sunmaktadır. Daha sonra beyitlerde bulunan Hz. Peygamber'le ilgili kısımlar üzerinde hadis ve siyer gibi ilimlerin birikiminden faydalanarak açıklama çalışmaları yapıldığı görülmektedir. Eser bu yönüyle de kısmî bir Mesnevi şerhi hüviyetindedir.
Eserin dikkat çeken diğer bir tarafı ise çalışma esnasında karşılaşılan hadisler üzerinde yapılan anlamlandırma ve yorumlama çabalarıdır. Yazar çalışmasına malzeme teşkil eden hadislere dair özgün yorumlarını da esere dahil etmiştir. Mesnevi gibi kapsamlı ve Hz. Peygamber'in hadisleriyle yoğun bağlantısı bulunan bir eserdeki hadis varlığının bu şekilde incelenmesi esere ayrı bir hususiyet kazandırmaktadır. Ayrıca hadislere yapılan bu atıfları tespit etmek de şüphesiz ki geniş bir hadis bilgisine vakıf olmayı gerektirmektedir.
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu'nun eserindeki açıklama ve yorumları ilmi bir yeknesaklıktan uzak tutup bir sohbet havasında vermeye çalışması da eserin her okuyucu kesimine hitap edebilmesine ve ortalama bir okuyucunun da Mesnevi'nin altyapısına nüfuz edebilmesine katkı sağlayan bir üslup olarak değerlendirilebilir. Mesnevi'de Hz. Peygamber her ne kadar samimi bir üslupla yazılmış olsa da eserde yeri geldikçe Gölpınarlı Veled Çelebi Ankaravî gibi Mesnevi şarihlerinin eserlerinden faydalanıldığını da belirtmekte fayda vardır.
Özetle Mesnevi'de Hz. Peygamber'in Mevlana'yı ve Mevleviliği doğru değerlendirmek ve doğru bir noktaya yerleştirmek amacıyla yola çıkan ve Mesnevi'deki Hz. Peygamber varlığını örnekler ve izahlarla gösteren samimi bir çabanın eseri olduğu söylenebilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 536
favori
like
share