Biliyorsunuz, sarraflar altının saflığını anlamak için dişlerine vururlar.

Sanki çok değerliymiş gibi sık sık kullanılan sözlerin değerini anlamak için de onları bir mantığa vurmak gerekir.

Bakalım göründüğü kadar değerli mi o laf.

Bu ülke, sistemini böyle birkaç tuhaf cümlenin etrafına örmüş.

Sistemi o cümleler ayakta tutuyor.

O cümlelerin en çok bilinenlerinden biri, “orduyu yıpratmayalım” lafı.

Nedir bu lafın değeri, bir bakalım.

Ne demek istiyor bu insanlar “orduyu yıpratmayalım” derken, bir anlayalım.

Bunu anlayabilmek için de önce bir soralım.

“Orduyu yıpratmak” olarak kabul edilmeyen herhangi bir ordu eleştirisi var mı?

Böyle bir tek eleştiri biliyorum.

“Ordu halkla ilişkiler konusunda yeterince iyi değil.”

Bunu söylemek orduyu yıpratmak olarak görülmüyor.

Bunun dışında “yıpratmak” tarifine girmeyen bir eleştiri gördünüz mü?

Ben görmedim.

Orduyla ilgili her eleştiri “yıpratma” kalıbının içine alınır.

Peki, ordu hangi konularda eleştiriliyor?

Ordu temelde iki ana konuda eleştiri alıyor.

Biricisi, bütün ağırlığıyla siyasetin içinde var olmak için direnmesi.

İkincisi, askerî yetenekleri ve disiplini.

O zaman şu soruyu soracağız.

Ordunun siyasetin dışına çıkmasını istemek neden “orduyu yıpratmak” oluyor?

Ordunun “yıpranmaması” ancak siyasetin içinde kalmasıyla mı mümkün?

Niye İngiliz ordusu siyaset dışında durduğunda yıpranmıyor da Türk ordusu siyasetin dışında kaldığında yıpranmış oluyor?

Yoksa, “orduyu yıpratmayın” derken aslında “ordunun siyasi varlığını eleştirmeyin” mi demek istiyorlar?

Galiba öyle demek istiyorlar.

Ordu, halkın iradesiyle gelmiş parlamentodan daha güçlü olsun istiyorlar.

Peki, bu ülkenin ve ordunun yararına mı?

Genelkurmay Başkanı, sanırım biraz da kavramları karıştırarak, hep aynı lafları söylüyor.

“Biz ulus-devletin ve üniter-devletin savunucusuyuz.”

Baştan sona yanlış bir cümle bu.

Ordu, “devletin” savunucusu değildir.

Ordu, “ülkenin” savunucusudur.

Ülkenin sınırlarını “düşmanlara” karşı korur, vazifesi budur, bunun için eğitilir, bunun için para alır.

İkincisi, eğer Türk ordusu “ulus-devletin” savunucusu olmak istiyorsa yapabileceği tek şey “ayaklanmaktır”; çünkü Türkiye’nin resmî politikası “ulus-devletten” çıkıp “ulusötesi” bir örgütlenme olan Avrupa Birliği’ne girmektir.

Hem Avrupa Birliği’ne üye olup hem ulus-devleti nasıl savunacaksınız?

Eğer Avrupa üyesi olursak Avrupa’nın parasını, anayasasını, bayrağını kullanacağız.

Başka ülkelerle ortak parası, ortak anayasası, ortak bayrağı olan ulus-devlet olur mu?

Eee, ordu Avrupa Birliği’ne karşı mı?

Karşıysa ordunun dediğini mi yapacağız, halkın iradesiyle seçilen parlamentonun dediğini mi?

“Üniter-devlet” ise bir idare biçiminin adı ve değişik ülkelerde değişik uygulamaları var.

Ne tür bir üniter-devlet olacağımıza ordu mu karar verecek?

Ordu, parlamentodan üstün mü?

Parlamentodan üstünse burada halkın iradesini yok sayan askerî diktatörlük var demektir.

Bir diktatörlüğe karşı çıkmak “orduyu yıpratmak” mı?

Eğer “diktatörlüğe” karşı çıkmaya “orduyu yıpratmak” diyorlarsa sahtekârlık yapıyorlar, bu orduyu yıpratmak değil demokrasiyi savunmaktır çünkü.

Ordunun disiplinsizliğini eleştirmeye gelince...

Bizimkisi disiplinsiz bir ordu, yaptığı darbelerden ve verdiği muhtıralardan belli disiplinsizliği.

Disiplin sadece ordu içinde olmaz, ordunun bütününün kendi üstü olan hükümete ve parlamentoya saygı göstermesiyle olur.

Çünkü ordu bir bütün olarak üstlerine başkaldırır ve laf dinlemezse, kendi içinde de disiplinli olamaz, parlamentoya diklenerek siyasette var olan ordu siyasileşir ve kendi içinde “hizipler” oluşur ki onlara cunta denir.

Şimdi bana söyleyin, neden ordunun siyaset dışında, kendi mesleğine odaklanmış, işini yapan bir yapı olmasını istemek orduyu “yıpratmak” sayılsın?

“Orduyu yıpratmayın” diyenler “ordunun gizli diktatörlüğüne dokunmayın” demek istiyorlar aslında.

Ordunun “siyasi iktidarını” korumak için ülkeyi, demokrasiyi, hukuku, gelişmişliği, çağdaşlığı “yıpratanlara” da bir sormalıyız.

Sizin bu “diktatörlükten” nasıl bir çıkarınız var?

Bize bir de bunu anlatsanıza.

-Ahmet Altan-

-Taraf-

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 361
favori
like
share
alp-perss Tarih: 01.09.2009 01:04
doğru be güzel yazı.harika gerçekten.ordu gerçek görevine dönerse çok daha demokratik olacak ortalık
orduyu siyaset dışına davet etmek ,orduyu yıpratmak değildir.yoksa bundan rant sağlayanların işine gelmediğinden mi ordunun parlemento üstünde olmasını istiyorlar.

valla yazacak çok şey var da bu yazı bunları özetlemiş vesselam