Neye Niyet Neye Kısmet - Fatih Canavaroğlu

-Dikkat! Karıncaya basacaksın. La oğlum, oğlum... Karıncayı ezdin. Dikkat et dedim o kadar.
-Görmedim abi.
-Görmediğini görüyorum. Ondan bağırıyorum ya.

İç badanası dökülmüş, iki oda bir salon dairenin salonunda sohbet eden iki arkadaş yavaş yavaş uyku durumuna geçmektedirler. İki bekâr erkeğin evinin fiziksel durumunu tamamıyla karşılayan bu ev olması gerektiği gibi eski kanepeler, dağınık elbiseler, savsak eşyalar, sefilleri oynayan bir dolap ve ayrıntılarından ibarettir.

-Birader hazırsın değil mi? Gece iş var.
-Hazırım ağabey bana güven.
-Tamam, şimdi yatalım. Ben telefonu kurdum.

***

“Ağlarsan kıyamam kıyamam ki küçüğüm gözlerine bakıp ta sana yalan diyemem söylesene diyorsun söylemek zor küçüğüm Başkası var gönlümde sana yalan diyemem ..”

-Abi kalk, kalk! Alarm çalıyor.

Zorla gözünü açmaya çalışan adam, iki elinin parmaklarını tersten kelepçeleyip, yukarı kaldırır ve esner. Tam “hadi, giyinip, çıkalım” diyecekken son anda vazgeçip arkadaşına doğru yaklaşır.
-Senin dudağına nolmuş böyle?
-Önemli değil abi. Uçuk çıkmış.
-Dur bir bakayım. Böcü sokmuş olmasın?
-Yok değil abi. Rüyamda utandım da.
-De get banyo yap rezil, sonra çıkarız. Kamyon devirmiş. Cık cık cık...

***

-Tamam, burası iyi, buraya girelim.
-Neden abi?
-İçime doğdu tosbağam.
-Hımm.
-Lan nedeni mi var şansımızı deneyeceğiz işte.
-Sessizce balkona tırmandılar. Pencerenin koluna yakın bir yeri kesip pencereyi açtılar. Sessize içeri girdiler.
(Evin içindeki konuşmalar fısıldayarak gerçekleşir.)
-Tam da salona açılan pencereymiş.
-Keşke yatak odasına açılsaydı abi.
-Sus patlatacağım ağzına iki tane, göreceksin o zaman yatak odasını!

Elirinde pilleri zayıf el fenerleri ile içeriyi tanımaktadırlar.
-Sağlam bir eşya bulup çıkıyoruz. Ev sahibi mağdur olmasın. Adamın taksitleri vardır, çocuğu falan hastadır belki.
-Ne kadar yufka yüreklisin abi.
-Napalım.
-Abi mesela şu televizyonu kucaklayayım mı?
-Yok, bu 37 ekran, 55 ten aşağısını alırsak zarar ederiz.

Çekmeceleri karıştırırlar, bir süre odayı dolanırlar.

-Lan nere gidiyorsun dön geri!
-Abi acıktım, buzdolabına bakacağım bir şey var mı diye.
-Off. Allah’ım... Gel şurada halı yıkama var, alıp çıkıyoruz.

***

Nisan rüzgârının kendini kanıtlamak için ifil ifil estiği bir kuşluk vaktinde, küçük eleman kapıyı hızla açıp, koşarak içeri girer. Çayını yudumlayıp, televizyon seyreden arkadaşına bardaktan boşalırcasına sarılır.
-Abi abi bak, yırttık abi, inanmayacaksın abi...
-Noldu lan koffik?
-Abi sayısal vurdu. Bak : “x, y, x+y, 2x, 3y, 2xy” .Gazeteye bak aynısı. 150 milyar abi.
Çocuksu bir şans beklentisi, ihtiyarca gerçekleşmiş bu iki basit insanın yaşadığı sevinç tablosu görülmeye değerdir. Nasıl sevineceklerini bile bilmeden şaşkın şaşkın birbirine girerler.

***

Evi soyulan ailede gecekondu bir tedirginlik vardır.
-Ya nasıl bir topluma gidiyoruz biz. Huzur diye bir şey kalmamış memlekette.
-Dua edelim bey, ya çocuklarımıza bir şey olsaydı.
-Bunlarda ne ilginç hırsızlardır, sadece halı yıkamayı götürmüşler. Çıkarken de kestikleri pencere parçasını yerinde sıkıştırmışlar, perdeyi de güzelce çekmişler.

***

(Bir ay sonra)
-Hayırdır inşallah kim geldi bu saatte.
-Merhaba
-Buyurun kime bakmıştınız?
-İçeri girebilir miyiz?
-Pardon tanışıyor muyuz? Bey baksan ya bir...
-Efendim size söyleyeceklerimiz var.
-Tamam buyurun.
Güzel giyimli iki adamı merak eden baba, misafirleri buyur eder.
-Hayret sanki burayı biliyormuşçasına buldunuz salonu. Buyurun şöyle oturun. Bir şey içer misiniz?
-Yok, sağ olun.
-Yarışmacı mısınız?
-Yok, efendim başka.
-Evet, tanıyalım sizi.
-Şey... Nasıl desem bilmem ki, sizin eve bir ay önce bir hırsız girmişti.
-Evet...
-Biz o hırsızlarız.
Adam sinirle kalkar, uçaradım küçük olanın üstüne atlar.”Namussuz, ırz düşmanları ne cesaretle gelirsiniz buraya”
-Sakin olun efendim, başka sebeple geldik.
Adamı zorla yatıştırırlar.
-Efendim sizden aldığımız...
-Çaldığınız...
-İşte, çaldığımız halı yıkama makinesini 300 liraya satmıştık. Şimdi parayı geri iade etmeye geldik. Buyurun 500 lira.
-Bu sefer nereyi soydunuz?
Küçük olan sazan gibi atladı:
-Soyma değil, sayısal tuttu.
Ev sahibinin yüzü yavaşça gülümser.
-Deme ya.
-Buyurun paranızı biz gidelim.
"Hanım kahve yap misafirlere." der ve gülümseyerek hırsızlara döner: "Bir saniye madem bizim paraya vurdu yarı yarıya paylaşırız."
-Efendim paranızı getirdik biz gidelim.
-Ya yarıya yarıya paylaşırız ya da şikâyetçi olurum.

Ev sahibi karşı tarafa dava açar.

Dava hala sonuçlanmadı. Paranın kime kalacağı meçhul...


Fatih Canavaroğlu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 436
favori
like
share