aile bağı - anne bebek iletişimi - annenin hissettikleri - bebeğin hissettikleri - bebekleri sakinleştirmek - bebeklerin ağlaması

Bebeğin mutluluğu, sağlığı, gelişimindeki ilerleme; anne ile arasındaki iletişim ve etkileşim sayesinde oluşur. Bu yolla anne de bebeğin hissettiklerini anlayabilir.

Bir kişinin gelişmesi sadece fiziksel yönde gelişmeyi değil aynı zamanda kişisel ve sosyal bilinçlenmeyi de içeren çok yönlü bir kapsamdır. Anne ve bebekler arasındaki etkileşim, bebekler için en iyi gelişme kaynağıdır. Anneler bebekleri ile konuştukları zaman bebekler güler, mutlu olur.

Bebekler ağladığı zaman anneler, onları sakinleştirmek için çaba gösterir. Bu etki (ilgili davranış) ve tepki (reaktif davranış) anne ve çocuk ilişkisinin (anne-çocuk bağı) şekillenmesine, aynı zamanda anne ve çocuk arasında, baba-çocuk ilişkisinde olduğu gibi sağlam bir bağ oluşmasına yardım eder.

İyi bir anne-çocuk ilişkisinin yarattığı etkileşim sayesinde, anne bebeğinin hissettiklerini daha iyi anlayabilir ve böylece çocuk bakımı daha verimli olur. Bu konuda yapılan son çalışmalar, annelerin duygularındaki kararlılığın, bebeğin ruhsal ve fiziksel gelişiminde, aynı zamanda karakterinin oluşumunda etkileri olduğunu göstermektedir.

Hayata başlangıcın temeli

Anne ve bebek arasındaki etkileşim, tek yönlü gösterildiğinde hiçbir şey sağlamaz. Bu etkileşim doğal olarak, günlük hayatta onu kucaklayarak, sırtınızda taşıyarak, emzirerek, yedirerek veya beraber yürüyerek göstereceğiniz nazik bir sevgi kuvvetli bir aile bağı ile sağlanmalıdır.

Anne-çocuk ve baba-çocuk bağının gelişmesi, çocuğun doğumundan itibaren ebeveynlerinden öğreneceği sıcak aile ilişkileri ile sağlanır. Aileden kazanılan bu etkileşimler insanlığı, sevgi, arkadaşlık, güven ve neticede insan ilişkilerinin özü olan temel sorumluluklara yönlendirir.

Anne ve çocuk arasındaki ilişki, beş duyu ile alakalı olarak gruplandırılabilir…

Dokunma hissi ile…

Anneler bebeklerinin yumuşak tenlerini hisseder, bebekler de annelerinin ellerini ve vücudunun diğer yerlerin varlığını bilerek hisseder. Bebeklere sarılmak, onları okşamak ve öpmek gibi fiziksel temaslar çok önemlidir.

Görme hissi ile…

Anne, bebeğine sevgisini bakışlarıyla gösterebilir. Yeni doğanlar bile annelerinin bu bakışını fark eder. Yeni doğan bir bebeğin gözleri henüz gelişmemiştir. Retina yetişkinlerde olduğu gibi eşit bir gelişme göstermez. Bebeklerin en fazla 20-30 cm mesafeye kadar görebildikleri varsayılır. Bir anne, bebeğinin gözlerine bakarak ve yüzünü hareket ettirerek sevecen bir şekilde konuşursa, henüz 1 aylık bir bebeğin göz bebekleri buna tepki verir.

Duyma hissi ile…

Anneler bebeklerinin gülmesini ve ağlamasını, bebekler ise annelerinin konuşmalarını ve ninnilerini dinler. Bu etkileşim esas olarak konuşma ve dinlemedir. Başka kişiler konuşurken, bebekler onların eğlenceli konuşmalarını dinler, yüz ifadelerini, el ve kol hareketlerini izler. Bu konu üzerine yapılan detaylı bilgisayar analizleri yalnızca küçük çocukların değil, yeni doğan bebeklerin de eğlenceli olan şeyleri dinlediklerini ortaya koymuştur. Bu nedenle annelerin ve yakın kişilerin bebeklerle sevgiyle konuşmaları çok önemlidir.

Koklama hissi ile…

Anneler bebeklerinin süt gibi kokmasından hoşlanır. Bebeklerin doğumdan hemen sonra annelerini kokusundan tanıyarak diğer kişilerden ayırt ettiğine inanılır. İnsanların koku duyusu, diğer memeli canlılara göre daha zayıftır. Anne ve bebek arasındaki etkileşimin temelinde koku duyusu, bebekler ve küçük çocuklar üzerinde derin bir etkiye sahiptir.

Tatma hissi ile…

Yeni doğmuş bebekler çeşitli tatları ayırt edebilirler ve tatlıya karşı pozitif tepki gösterdikleri bilinmektedir. Anne sütü, bilinen diğer çocuk formülleri ile karşılaştırıldığında, başlangıçtan bebeklik döneminin sonuna kadar dört kat daha kilo aldırıcı bir besindir. Bu nedenle anne sütü, anne ve bebek arasındaki etkileşim açısından önemli bir rol oynamaktadır.

Besin grupları

Çocuklar, yedikleri ile harcadıklarını dengelemek zorundadır. Bünyesinin çalışması için hayatının ilk 20 yılında çok kaloriye ihtiyacı olacaktır. Ancak, bünyeye yalnızca belirli miktarda kalori vermek yetmez. Bu kalorilerin çeşitli besin maddelerinden gelmesi gerekmektedir. Bu besin maddelerini şöyle incelemek mümkün.

- Fosfor: Kalsiyumun vücuda yararlı hale dönüşmesini sağlar. Normal bir beslenme, gerekli fosforu almak için yeterlidir. Peynir, süt, yumurta sarısı en iyi fosfor kaynaklarıdır.

- Glüsidler, karbonhidratlar, şekerler: Bunlar enerji veren gıda maddeleridir. Yaşamak için enerji harcamanız gerekir. Beşiğinde yatan bir bebek, fazla hareket etmemesine rağmen çok enerji harcar. Bunun için şekere ihtiyacı vardır. Şekerin her gramında 5 kalori bulunur.

İki tip şeker vardır;
Hızlı şekerler: Şeker kamışı, şeker pancarından elde edilen şekerler ve balda, meyvede bulunan şekerlerdir.

Ağır şekerler: Pirinç, makarna, ekmek ve genel olarak bütün nişastalı gıdalarda bulunur. Birinci tür şekerler hızla kana karışır, ikinciler ise ağır ağır emilir. İkinci tür şekerler tercih edilmelidir.

- İyot: Tiroit bezinin çalışması için gereklidir. Tiroid bezi boyunda bulunur, en önemli işlevi enerji kullanımını kontrol etmektir. Normal bir beslenme düzeninde, iyot yeterince bulunur. İyot, balıkta bol miktarda vardır.

- Kaloriler: Vücudun ihtiyacı olan gıda miktarı, kalori ile ölçülür. Gıdaların besin değeri de kalori ile ifade edilir. Örnek: Bir oduncunun günlük ihtiyacı 4500 kaloridir, yeni doğmuş bir bebeğinki ise kilo başına 120 kaloridir. 2 ila 6 aylık bebeğinki 110, 6 ila 12 aylık bebeğinki 100, 1 yaşından 3 yaşına kadar ise 90 kaloridir. 1 litre anne sütünde (ve inek sütünde) 700 kalori vardır.

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 503
favori
like
share