Huzursuzluk Evi - Fahri Ayhan

Onu Cam kenarında flu görüntünün ardından,pencere kenarında ki menekşe çiçeğine su verirken hatırlayacağım hep.Yıllara yorgun düşmüş bedeniyle, ahir vaktini burada geçirecekti.Adına huzur evi denilse de huzursuzlğum adresi olarak hatırlayacağım hep..Buraya yolum düşmüştü.Esası kalb/e yaslanmayan hayattan tecrit edilmiş insan hallerinin ahir ömürlerinde yaşadıkları trajediyi yerinde görmek istedim.

Adına metropol dedikleri; bol ışıklı,volümü yüksek menkul müzikler,çeşit çeşit tüketim mamülleriyle,akla zarar teknolojik imkanlarla insanı doyma bilmeyen bir egoya dönüştürmüştü..Sınırı meçhul;hep daha iyi,fazla kazanç peşinde koşturmaktan,kalb/e yaslanan hayattan uzaklaştırmıştı..Sizi ,bizi ve herkesi bir meta olarak görüyordu.Beden büyüdükçe kalp küçülür gibiydi..
Dev metropolü gezerken; her taraftan seyreltilmiş hayatı tek bir boyuta indirgenmiş insan hallerine tanıklık ediyordum..Merkezi yerleşimden uzakta,kapısı camekanlı renk renk, desen desen,çiçek çeşitleriyle huzur soldurulmaya çılşılan adına `ipekcan huzur evi` yazılı bir binaya rastladım.Biraz önce camekanda,saksıdaki menekşeyle uğraşan teyzenin burda yaşadığını farkettim..

Huzur evinin kapısından geçerken pencere de gördüğüm teyzeyi ziyaret etmek istediğimi söyledim.Gerekli işlemlerden sonra bir süreliğine bana izin veriliyor.Heyecan,tedirgin ve meraklı ruh halleriyle hatice teyzenin kapısını çalıyorum..Pencere kenarında dışardan gördüğüm menekşe çiçeği gözüme ilişiyor,yanlız başına sandalyeye oturmuş hatice teyze; yaşadığı yanlızlığa inat,dışarıda akan hayatın ayrıntısına eğiliyor hiç birini kaçırmadan akşamdan sabaha dışarıyı seyredip duruyor..Nazikçe buyur ediyo, boş sandalyeye.Kısa bir tanışma faslından sonra hikayesine tranıklık ediyorum.Hikayesini dinlerken binlercesinin dramına tanıklık ediyorum.

Biri kız diğeri erkek iki evladının olduğunu öğreniyorum..Anneliğin mücize bir şey olduğunu görüyorum.Bunca yaşanmışlıktan sonra,annelik ruhundan bir şey kaybetmediğini ibretle izliyorum..Mucize bu olmalı; bunca olumsuz yaşanmışlık dururken hala da evladını düşünmek ve bunu karşılıksız yapmak..

Gözleri,içeriye flu bir görüntü olarak yansıyan dış dünyaya dalarak, başlıyor anlatmaya;
- Yakın zamana kadar oğlum da kalıyordum.Gelinim de çalışan biriydi.Onlar eve gelmeden bütün ihtiyacını görüyor,bir dediklerini iki etmiyordum.Tek isteğim oğlumun mutluluğuydu...Evladım...
Gel gör ki,bir süre sonra bu evde `fazlalık` hissine kapılmaya başladım.Ağırdan ağıra arka oda tartışmaları kulağıma gelmeye başladı.Daha uzun süremezdi..
Gözleri doluyor,duraksıyor bir ara...
-Sonrası,kızımın yanına gittim işte.Aynı sorunlar orda da baş gösterince,soluğu burda aldım bey evladım.Benim derdim çok, fakat; tek derdim onların mutluluğu..
Sorulrımla fazla rahatsız etmek istemiyorum. fakat, kalpten kopmuş insan hallerine daha fazla tanıklık etmek istiyordum..
-Teyzeciğim hiç aramadı sormadılar mı?
-Sordular evladım sordular.Buraya yerleştim de bir defa ziyaretime geldiler.daha sonra görmedim hiç.

Çok özlüyorum evladım çok.ne yer ne içerler acaba.Onları düşünürüm tek..Bir gün çıka gelirler diye pencereden bakıp duruyorum işte..Ne yapayım.
Çıkarken hatice teyzeye kartımı veriyorum.Bir ihtiyacı olduğunda aramasını,bundan böyle ben de bir evladı olduğunu söylüyorum.İçten kopup gelen dualar,bana ediliyor şimdi.

Adımlarım metropolün dev kaldırımlarına yöneliyor, yeniden.
Hazzı esas alan,kalpten seyreltilmiş,insanı tüketime zorlayan modernizme duygularımı kapatıyorum.Sahici olanı,insanı önceleyen anlayışı önemsiyorum
Yaşadığım coğrafya ya muhalif bir anlayış beni şaşırtmıştı.Kendini doğuran,anaya babaya yarenlik edememek ne acı.


Fahri Ayhan

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 334
favori
like
share