Çevresinin en büyük yükseltisiydi, ayaklarının dibinde ovalar, başı bulutlardaydı. Ardında ne saklanmışlıkları barındırdı, mevsimlere inat ne yeşillere umut verdi, tenhalıklarında ne gizler sakladı.
Güçtü… Kimileri ona yaslandı, kimileri onda birikti, doldu, aktı, onun yamaçlarında barınıp, onda doyup, ondan iniyorum diyerek hükmetti.
Zordu… Geçit vermedi sevdalara, o izin vermedikçe geçilemedi.
Birçok kişide karmaşık duygular uyandırdı. Ona ulaşmak isteyenlere görüntüsünün azameti, hoyratlığı ile ürküntü, alışılmazlığıyla yılgınlık verdi. Buna rağmen, kendine has özel değerleriyle, karşı gücü içinde barındırmayı da bildi. Onun tarafından kabullenilmek güç, zorlu ve acımasız olmasına rağmen, karşı konulmaz çekiciliği hep çekti.
Yüksekliğine imrenildi, gizleri merak edildi, cazibesi kıskanıldı, yumuşak bir şeyler söylenmesi beklendiğinde kükredi, kükremesinden korkuldu, irkildi, anlaşılmazdı, çelişkileri çözülemedi.
Ay onu karartamadı, güneş eritemedi, yıldızlar onu kendilerine sevdalı sandılar.
Yere sevdalıydı, yerden koparılmıştı, paramparça edilerek, sevdasının acısı yüreğinde hep acıdı.
0, kavrukluğunu serin yamaçlarda sustururken hep uzaklara baktı.
Yalnızdı, sesini başındaki dumanlarda sustu…

Ve kurak bir gün, kendi kuraklığının içinde kavrulan, birçok yaşanmışlığın başkalarını serinleten ferahlığını gizlerinde saklayan gözleri nemli yağmur ansızın çıkageldi.
Havası soğumuştu, en yükseklerde hapsedilmişliğinden kaçıp, yorgun, bitkin, aç özlemlerle.
Ona zulmeden buluttan kopup gelmişti, korkuyordu, duyuramadığı hayalleri, arzularıyla, yalnızlığıyla dağın bir yanına gizlendi. Üşüyordu.
Gözlerindeki nemi, kirpiklerinin gölgesine saklamıştı…
Dağ onu fark etti, sevecen, yumuşaktı, yağmurun ellerini tuttu, usul usul konuştu, ‘ anlat’ dedi. Sesi kükremiyordu, ‘ Heybetinde donduk’ diyenlere inat sıcacıktı, öfkesinde kaybolmuşlar görseler şaşarlardı öyle sakindi.
‘ Korkuyorum,’ dedi yağmur, ‘ elimi tutan ellerden korkuyorum.’
Güldü dağ, ‘ Deli,’ dedi yağmura, ‘ neden korkuyorsun ki!’ ‘ Terk edilmekten’ dedi yağmur.
Sarıldı dağ, saçlarını kokladı yağmurun, içine çekti kokusunu derin derin, gözlerindeki nemi öptü. Sarıldı, sıcacıktı.
‘ Sana şiirler okumak, sana şiirler yazmak isterdim!’ dedi dağ ona…

Bulut, yağmurun gittiğini fark edince, onsuz olamam diye düşündü, yasa girdi, karalar giyinip ardına saklandığı aydınlıktan çıktı, dağın üzerine geldi. Dağın parlak aydınlıklarına gölge düştü, her yer karardı. Yağmur korktu, ‘ Korkma,’ dedi yağmura dağ, ‘ korkma, bak ben korkuyor muyum, yenilmezim, aşılmazım, güçlüyüm, sen de olabilirsin, başarabilirsin!’ dedi ve her şeyi dedi, ‘ Biz’ demedi, ‘ Birlikte‘ demedi, ‘ İkimiz’ demedi, ‘ Hep’ demedi.

Asırlardır süregelen, aynı paylaşımların doğruluğuna inanan katı kuralcılık iddiası, nedeni başka güçler tarafından yazılmış ihtiyaçları, yalanına inandığı kendi gerçeklerinin savunusuyla bulut, yağmura başka dağları anlattı, beklentileri anlattı, ‘ Ovalarda senin için yakılan ağıtları duymuyor musun, kanatlarım ferahlığını özledi. ‘ dedi, vermeyi anlattı, ‘ Bencil olma.’ dedi. Gözlerindeki hüzünlü neme hiç aldırmadan, ufukları gösterdi bulut, ‘ Senin yerin orada,’ dedi, ‘birlikte gideceğiz.’

Yağmur, tüm acısı gözlerinde, tüm hüznü gözlerinde, hasretleri, özlemleri, hayalleri, umutları, tüm sevdası gözlerinde, kirpiklerini kaldırıp dağa baktı, ‘ Benim için, bir aşk şiiri yazar mısın!..’ dedi…


Necla Maraşlı


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 355
favori
like
share