Akut Böbrek Yetmezliği -Akut Böbrek Yetmezliği Nedir

Böbrek yetmezliği, böbreklerin metabolik atıkları atma, sıvı ve elektrolit dengesini yitirmesi olayıdır. Normalde glomerullerden bir dakikada 120 mi. kan süzülür (Glomerul Filtrasyon Hızı=GFH). Bu miktar dakika 50 mi. altına düşünceye kadar böbrek metabolik atık ları atabilir. Bu durumda günlük idrar miktarı ortalama 400 mi. dir. Ancak GFH dakikada 50 mi. altına inince böbrek yetmezliği gelişir. Böbrek yetmezliği akut ve kronik olarak iki gruba ayrılır. Akut böb rek yetmezliği aniden gelişir, kısa sürer ve genellikle uygun tedavi ile düzelir. Fakat bazen, tedaviye karşın hastalık düzelmez ve üre mi tablosu oluşur.

Akut Böbrek Hastalığı Yetmezliği

Akut böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarının hızla bozulması so nucu, azotemi ve oligürinin (24 saatte 400 ml.nin altında idrar) eşlik ettiği bir durum olarak tanımlanır.
Akut böbrek yetmezliğinin nedenleri prerenal, intrarenal ve postre-nal olarak gruplanabilir.
Preneral Yetmezlik: Glomerul perfüzyonu azaltan; kalp yetmezliği nedeniyle hipovolemi, kanama ya da yanıklar gibi böbrek dışı nedenler, preeklemsi, septik düşük ve plasentanın erken ayrılması gibi jinekolojik nedenler sayılabilir.

İntrarenal Yetmezlik: Glomerulonefrit, piyelonefrit gibi primer böbrek hastalıkları, diyabet ve sistemik lupus eritematozus gibi siste-mik hastalıklar, nefrotoksik maddelerin absorpsiyonu ya da trans-füzyon reaksiyonu sonucu akut tubular nekroz vb. böbreğe ait bozukluklar neden olmaktadır.
Postrenal Yetmezlik: Taş, tümör, prostat hipertrofisi gibi nedenlerle tubuluslardan meatusa kadar sistemin, herhangi bir yerinde tıkanma sonucu, idrar akımının engellenmesiyle gelişir.

Böbrek Yetmezliği Belirtileri ve Bulgular

Akut böbrek yetmezliğinin klinik seyrinde oligürik ve diürez evresi görülür. Hastalığın belirti ve bulguları içinde bulunduğu evreye göre farklılık gösterir.
Oligüri Evresi: 1-2 hafta ya da haftalar sürebilir. Bu evrede en önemli belirti, idrar miktarının azalmasıdır. İdrar miktarı 400 ml'nin altındadır. Bazen 100 ml'nin altına iner ya da hasta hiç idrar yapamaz (Anüri).

Kanda potasyum sülfat, kreatinin, fosfor, kanda üre yükselir. Tubuluslarda reabsorbsiyon olmadığından sodyum, klor, kalsiyum ve karbondioksit azalır.
Sıvı retansiyonu nedeniyle sakral, periorbital ya da periferal ödem, İdrarda proteinüri, hematüri, Bulantı-kusma ve halsizlik Hipertansiyon
Konjestif kalp yetmezliği belirtileri (boyun venlerinin genişlemesi ve akciğerlerde railer), Anemi nedeniyle solgunluk
Asidoz, ciltte üre tuzları, kaşıntı, görme bozukluğu, baş ağrısı, bulantı-kusma gibi, solunumun idrar kokması gibi üremi belirtileri görülür.
Diürez Evresi: Böbrek nefronlarındaki bozukluk düzeldiğinden id rar miktarı artar. Günlük idrar miktarı günde 1-2 İt. ya da 3-4 İt.'ye kadar artar, kanda yükselen metabolik atıklar ve elektrolitler norma le döner. Hastalığın iyileşmesi 3-12 ay gibi uzun bir süre gerektirir.

Akut Böbrek Yetmezliği Tedavi ve Hemşirelik Bakımı

Akut böbrek yetmezliği için tedavi, içinde bulunduğu evreye göre planlanır.
Tedavide Amaç;
Yetmezlik nedenini ortadan kaldırmak, Sıvı-elektrolit dengesini düzenlemek, Metabolik komplikasyonları ve enfeksiyonları önlemek, Böbrek fonksiyonları düzelinceye kadar hastayı hayatta tutmaktır.
Aldığı çıkardığı sıvı dikkatle hesaplanır, çıkardığı idrardan fazla kesinlikle verilmez (volüm artışı nedeniyle akciğer ödemi gelişebilir).
Hastaya verilecek sıvı miktarı; bir gün önce çıkardığı idrar miktarı + fizyolojik kayıp (500 mlt) = günlük verilecek sıvı miktarı. .İdrar miktarı arttıkça verilen sıvı miktarı da artırılır. . Proteinden kısıtlı ya da proteinsiz, tuz ve potasyumdan kısıtlı ve hastanın enerji gereksinimini sağlaması için bol karbonhidratlı be sinler (şekerleme, şekerli sıvı, bal gibi) verilir.
Hastaya potasyum içeren, patates, muz, portakal, kayısı, çikolata, mantar, fıstık, kabak, ıspanak, domates, havuç, kuru fasulya, üzüm
verilmez.
Kilo kontrolü yapılır. Kilo artışı fazla sıvı verildiğini gösterir.
Ağızdan beslenemeyen hastalarda (özellikle bulantı ve kusması
olanlarda) intravenöz yolla gerekli kalori, konsantre glikoz eriyikleri
verilerek sağlanır.
Elektrolit ve asit-baz dengesizliğini düzeltmek için;
Geçici olarak hiperkalemi tedavisi için intravenöz glikoz ve insülin ya da kalsiyum glikonat,
Serum potasyum düzeyini düşürmek ve asidozu düzeltmek için, intravenöz sodyum bikarbonat,
Dikkat; Kan zayıflığı hiperkaleminin tehlikeli boyutlara ulaş tığının göstergesi olabilir, derhal hekime bilgi verilmelidir.

Akut böbrek yetmezliğinin oligüri evresinde sık görülen ve ölümcül olabilen komplikasyon hiperkalemidir.

Yükselen fosfatı bağlamak için alüminyum hidroksit antiasit verilir. Hipokalsemi nedeniyle tetani geliştiğinde intravenöz kalsiyum glikonat verilir.
Gerektiğinde antibiyotik verilir. Antihipertansif ilaçlar düzenli verilir.
Yüksek üre nedeniyle hasta enfeksiyonlara yatkın olduğundan gerekli önlemler alınır, el yıkamaya özen gösterilir.
Not: Sepsis, akut böbrek yetmezliğinde başlıca ölüm nedenidir.
Varsa, kalıcı idrar kateterinin sık sık bakımı yapılır.
Diürez başlamazsa, kanda üre ve potasyum miktarı çok artmışsa
ve hastada asidoz bulguları varsa, hasta diyalize alınır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4818
favori
like
share
Firari Sevdam Tarih: 02.09.2009 17:58
PERİTON DİYALİZİ
PERİTON DİYALİZİ NEDİR?

Periton; karın boşluğunda bulunan, karın duvarını ve organları saran bir zardır.

Periton Diyalizi, karın boşluğuna küçük bir ameliyat ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bir tüp (katater) aracılığı ile yapılır.

Periton Diyalizi iki şekilde uygulanır:

SAPD (Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi)

Hastanın vücut yapısına göre çocuklarda 100-1000 ml,yetişkin insanlarda 2000-2500 ml, kadar özel periton diyaliz solüsyonu karın boşluğuna verilir. Vücuda verilen solüsyon 4-6 saat kadar karın boşluğunda kaldıktan sonra yeni solüsyonla değiştirilir. Bu zaman süresince kanda bulunan üre, kreatinin gibi atık maddeler ve vücutta bulunan fazla sıvı, diyaliz solüsyonuna geçer. Karın boşluğuna diyaliz sıvısının verilmesi ve boşaltılması, yer çekimi ile gerçekleştirilir. Bu işleme �Diyaliz Torba Değiştirme İşlemi� denir. Diyaliz işlemi hasta tarafından günde 4-5 kez yapılır. Bu şekilde uygulanan periton diyalizine SAPD(Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi) denir.

APD (Aletli Periton Diyalizi)
Evde makine aracılığı ile uygulanan periton diyalizi işlemine APD (Aletli Periton Diyalizi) denir. Bu tedavi biçiminde , hasta yatmadan önce set ve solüsyon torbalarını periton diyaliz makinasına yerleştirir ve makinasını önerildiği şekilde programlar. Kişi uyurken gece boyunca (8-10 saat), makina karın boşluğunu diyaliz sıvısını verir, bekletir ve boşaltır. Kişinin durumuna göre tedavide değişiklik yapılabilir.
Firari Sevdam Tarih: 02.09.2009 17:57
Böbreklerin çalışması:
Böbrekler, nefron olarak bilinen yüzbinlerce küçük ünitelerden teşekkül etmişlerdir. Bunlar tübüller olarak adlandırılan mikroskobik kanallara aktarılmaktadır. Her nefron başlı başına bir kimyasal fabrikadır ve kan plasması buradan geçerken idrar meydana gelmektedir. Nefronlar ürettikleri idrarı, toplama tübüllerine boşaltır, oradan böbreğin pelsivine ulaşır ve oradan da boruyu andıran bir idrar yolu ile sidik torbasına gider.

Böbreklerin fonksiyonları:
Böbrekleriniz, kanımızı nefron adı verilen milyonlarca mikroskobik filtre aracılıyla temizleyerek idrar oluşturur. İdrar daha sonra böbreklerimizden mesaneye (idrar torbasına) gelerek vücudumuzdan içindeki iç ortamın çoğunu kontrol eden üç temel göreve sahiptir.

1) Vücut Sıvılarının düzenlenmesi Kanı temizlemek üzere böbrek arterlerinden alıp genel dolaşıma böbrek venleri aracılığıyla iletirler. Vücut sıvılarının yapısının ve hacminin dengesini, atık ürünleri idrar şeklinde atarak ve besin elektrolitleri (tuzlar) kana geri vererek sağlarlar.

2) Kandan Atık Ürünlerin Uzaklaştırılması Atık ürürler yiyeceklerdeki ve normal kas aktivitesi sonucu proteinlerin yıkılmasıyla oluşur. Üre, kreatinin gibi bu maddeler daha sonra idrarla atılırlar.

3) Hormon Üretilmesi Sağlıklı böbrekler vücudumuza hormon denen önemli kimyasal maddeler salarlar.
a) Kalsitriol: D vitaminin aktif bir formudur. Yiyeceklerde bulunan kalsiyumun (Kemikteki bir mineral) barsaklardan emilmesini sağlar. Yeterli miktarda D vitamini olmadığında vücut kemiklerden kalsiyum çalar ve kemik hastalığına yol açar.
b) Eritropoetin: Kemik iliğinde kırmızı kan hücrelerinin yapılmasını sağlar ve eksikliğinde kansızlık olur.

Böbrek yetmezliğinin nedenleri:
Her genel ve ciddi iltahaplanma olayı.
Böbreklerin dışarı çıkış yolunun mekanik tıkanması.
Doğuştan beri var olan genel böbrek anormallikleri.
Böbrek tümörleri.
Vücuda giren ve böbrek yapısını zedeleyen zehirler.
Böbreklere kan akımını engellemeler.
Metabolik ve hormonal hastalıklar.
Kan akımında normal ölçüde minareler toplanması veya suların boşalması (dehydration)

Böbrek probleminin anlaşılması:
İdrar yolları probleminin erken belirtileri dokularda şişmeye yol açan sıvı tutulumu, idrar sıklığı ve görünümündeki değişiklik, idrar yaparken yanma hissi, yüksek tansiyon, baş ağrısı ve yorgunluktur. Ağrı bir şeylerin yolunda gitmediğinin belirgin habercisidir fakat bazı ciddi durumlarda (nefritlerde, hipertansiyonda) ağrısız olabilir. Bu belirtilen bir kısmı diğer hastalıklarda da sık bulunur. Basit bir idrar tahlili ve kan testleri bir böbrek uzmanı tarafından ileri bir inceleme gerektiren böbrek problemi olup olmadığını aydınlatır. Böbreklerin ek kapasitesi fazladır. Hatta bazı kişiler bir böbrekle doğarlar ve kötü hiçbir etki görülmeyebilir. Kişiler böbrek fonksiyonlarının %30’uyla oldukça iyi idare edebilirler ancak total böbrek yetmezliği tedavi edilmezse öldürücüdür.

Böbrek yetmezliği:
Böbrek yetmezliği akut ve kronik olabilir. Temel fark yetmezliğin olma hızı, ne kadar sürdüğü ve yetmezliğin kendisidir.

Akut böbrek yetmezliği saatler veya günler içinde çok hızlı ortaya çıkar. Genellikle geri dönüşümlüdür ve diyaliz yalnızca böbreklerin çalışmadığı zamanlarda gereklidir. Akut böbrek yetmezliği örneğin şok veya bir kazada yaralanma sonrasında, bazı zehirlenme türlerinde ve böbreğe giden damarların tıkanması veya yaralanması sonucunda oluşabilir. Kronik böbrek yetmezliği (son dönem böbrek hastalığı) böbrekleri yavaşça bozan ilerleyici bir hastalıktır. Bu durum yıllar boyu sürebilir ve hastalık çok ilerleyene kadar belirtiler görülmeyebilir.

Kronik Böbrek Yetmezliğinin Bazı Nedenleri:
• İltihap ve böbreğin filtre harabiyeti (glomerulonefrit) Böbreğin bazı bölümlerinin enfeksiyonu (pyelonefrit)
• Böbreklere giden damarların hasarlanması sonucu azalmış kan akımı
• Diabet
• Hipertansiyon
• Normal böbrek dokusunun yerini kistlerin alması

Tedavi çeşitleri:
Transplantasyon Böbrek yetmezliği tedavisinde transplantasyon (nakil) bir çok avantaj sağlar. En önemlisi böbrek fonksiyonlarını normale döndürür. İki tip böbrek transplantasyonu bulunmaktadır.

Canlıdan alınan transplant: Hastaya genellikle akrabasından alınan canlı bir nakil
Kadavradan alınan transplant: Hastaya yakın bir zamanda ölen birinden böbrek nakli Transplantasyon büyük bir cerrahi girişimi gerektirir ve bu sırada komplikasyonlar görülebilir. Ayrıca transplantasyondaki en önemli problem olan reddetme (rejeksiyon) her zaman görülebilir. Bu nedenle transplant hastalarının ömürleri boyunca immunsupresör adı verilen baskılayıcı ilaçları almaları gerekmektedir. Bu ilaçların bağışıklık sistemini zayıflatma, kilo alımı, akne (sivilce oluşumu), yüzde kıllanma şeklinde yan etkileri bulunmaktadır. Ancak bu tedavi için yeni geliştirilen ilaçlarla bu yan etkiler azaltılmıştır. Protein, tuz ve kaloriyle ilgili bazı kısıtlamalar olsa da transplant hastasının diyetinin diyaliz hastasınınki kadar sınırlı olmaması artılar tarafında yer alır.

Transplant Avantajları:
• Transplant sağlıklı böbrek gibi çalışır
• Hasta kendini "daha sağlıklı" hisseder
• Daha az diyet kısıtlaması.
• Transplantasyon sonrasında diyaliz olmaması

Transplant Dezavantajları:
• Bir verici için beklemek
• Büyük cerrahi girişim gerektirir
• Böbörek reddi riski
• Güçlü ilaçlar alma gerekliliği

DİYALİZ
Diyaliz, kanınızı temizleyen ve vücudunuzdan atık ürünleri, kimyasal maddeleri ve fazla sıvıyı uzaklaştıran bir işlemdir. Bu işlemin yapılmasıyla ilgili iki temel seçenek bulunmaktadır. Bunlar hemodiyaliz ve periton diyalizidir. Diyalizin böbrek yetersizliğini tedavi etmeyeceğini ce sağlıklı böbreklerin yaptığı şeyi yapamayacağını aklınızda tutmanız önemlidir. Böbrek yetersizliğinin tedavisinde ilaçlar ve diyet önemli bir yer tutmaya devam edecektir.

Hemodiyaliz - Hemodiyalizde, "yapay böbreğe", yani diyalizer denen özel bir filtre içeren bir makinaya bağlanacaksınız. Kanınız bir süre vücudunuzun dışında, bu makinanın içinde dolaşarak tekrar vücudunuza dönecek. Bu gerçekleştikçe atık ürünler uzaklaştırılır. Hemodiyaliz kanınızı doğrudan temizlediği için kanınıza ulaşıp onu uzaklaştırması, temizlemesi ve sonra geri size iletmesi gerekir. Hastadan diyalizöre giden ve geri gelen kan, hastaya bağlanan üç şekli olan diyaliz yollarından (plastik tüpler) biriyle taşınır.

a) Fistül: Bir ven arterin cildin hemen altında, genellikle ön kolda, birlrştirilmesi, iğnenin girişini kolaylaştırmak için venin şişmesini sağlar ve her tedaviden sonra uzaklaştırılır. Tedaviler sırasında yanlız küçük bir yara izi ve şişkinlik görülür.
b) Subklavyan Kanül : Yumuşak, plastik bir tüp köprücük kemiğin altından damara yerleştirilir. Bu ciltten dışarı çıkar ve kullanılmadığı zaman ağzı kapatılarak yerinde bırakılır.
c) Şant: Bir ven arterin kol veya bacakta yarı-kalıcı yapay birlrştirilmesi. ara bağlantının uçları cilt yüzeyinde bulunur ve kullanılmadığı zaman kapatılır.

Fistül:
Hastada; yeterli kan dolaşımını sağlamak için, atar damarla toplar damarın birleştirilmesidir. Fistül açıldıktan sonra hasta; 15-20 gün için, Pıhtılaşma-Enfetsiyon-Kanama açısından yakından gözlenir.
Pıhtılaşma: Pıhtılaşmayı önlemek için; fistüllü kola, sıcak su ile pansuman yapılır.
İnfeksiyon: İnfeksiyon durumunda; antiseptik solüsyonla bölgeyi temizleyip, steril gazlı bezle kapatmak ve antibiyotik kullanmak gerekir.
Kanama: Cerrahi müdahale sonucunda fistül yerinde; sıcaklık ve hematom (pıhtılaşmış kan kitlesi) görülürsa bölgeye soğuk pansuman yapılır. Fistül bölgesi kızarıklık, şişkinlik yönünden gözlenmelidir.

Fistüllü bölgenin Korunması:
• Fistüllü kolunuzla ağır kaldırmayınız
• Kolunuzu çarpmalardan koruyunuz
• Fistüllü koldan kan aldırmayınız
• Fistüllü koldan tansiyon ölçtürmeyiniz
• Fistülün üzerine saat takmayınız, dar kollu giyisiler giymeyiniz
• Bölgedeki derinin esnekliğini için yumuşatıcı kremler kullanınız
Fistülünüz yeterince gelişmediyse bölgeye sıcak su pansumanı yaparak akışkanlığın artmasını ve damarlarınızın gelişmesini sağlayınız. Fistülünüz aşırı gelişmişse kesinlikle sıcak su pansumanı yapmayınız.
Fistüllü bölgeyi temiz tutunuz.
Fistüllü bölgeyi soğuktan koruyunuz. Kışın gevşek yün eldiven giyiniz.


HEMODİYALİZ PRENSİBİ
Temel Prensip Hemodiyaliz Nasıl Işler ? Kan diyalizör (yapay böbrek) olarak bilinen bir fitrede temizlenmek üzere vücut dışına çıkarılır. Diyalizör, selüloz veya benzer bir üründen yapılmış yarı-geçirgen bir membranın bir tarafından kanın diğer tarafına dializatın akması prensibine göre işler. Diyalizat, normalde vücutta bulunan fakat böbrek yetersizliliğinde aşırı miktarlara varan mineral ve tuzlardan ayarlanmış bir miktar içerir. Membranın değişik boyutlardaki küçük delikleri; kandaki fazla sıvı ve maddelerin değişik hızlarda küçük moneküller hızlı ve büyük olanlar daha yavaş, geçerek kanda doğru bir denge sağlanana kadar diyalizata aktarılmasını sağlar.
Bir böbrek makinası, kan akımını, basıncı ve değişim hızını ayalar. Herhangi bir zaman diliminde diyalizörde yanlız çok az iktarda kan olduğu için, kan hastadan>dializere>hastaya yaklaşık dört saatte dolaşır. Tedavi genellikle haftada üç keredir. Her hasta için diyalizin zamanı ve miktarı programlanabilir. Tedavinin sıklığı ve süresi elbette ki böbrek yetersizliğinin derecesine ve uzaklaştırılması gereken toksin (zehir) ve sıvı miktarına bağlıdır.

Hemodiyaliz Avantajları:
• Tedavi; Eğitilmiş bir ekip tarafından yürütülür.
• Tedavi kısadır: 4-6 saat her hafta 2-3 kez Dezavantajları
• Haftada birçok kez tedavi merkezine gitme süresi
• Diyette potasyum, sıvı ve proteinle ilgili pek çok kısıtlama bulunmaktadır.

Kronik böbrek hastalarının dikkat etmesi gereken önemli noktalar: • Her gün; aynı tartı aleti ve aynı giyisi ile, aynı saatte tartılınız.
• Alacağınız günlük sıvı miktarını ayarlayınız. Bu miktarın üzerine çıkmayınız.
• Kan basıncınızı sık sık kontrol ettiriniz.
• Diyet programınıza kesinlikle uyunuz.
• İlaçlarınızı önerilen miktarlarda ve zamanında alınız.
• Mümkün olan sıklıkta (her gün yada gün aşırı) banyo yapınız. Bilhassa fistüllü kolu iyice temizleyiniz.
• Düşme ve çarpmalarda kendinizi koruyunuz.
• Fistül bakımınıza dikkat gösteriniz.
• Size verilen hemodiyaliz programına ve saatlerine mutlaka uyunuz.