Bir Yalanın Romanı 3 - Lutuf Veli

Ferhat mahcubiyetini gizleyerek odadan ayrılmış,anne ve babası ardından bakakalmıştı.Annesi nedenini öğrenmek istercesine,
-Hayırdır canım,bir şey mi söyledin çocucuğa...
-Yoo,hiçbir şey söylemedim.Zaten söylemediklerimiz onu rahatsız etti.
-Nolacak bu çocuğun hali...İletişim kuramıyoruz,bir doktora mı götürsek...
-Ne doktoru canım eşek kadar adam neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayacak yaşta.
Bu konuşma uzadıkça Ferhatın merakını çekmiş ve kulak kesilmişti.Annesi ve babası kendisi hakkında konuşuyordu.Lavaboda elini yüzünü yıkama bahanesiyle uzatmıştı süreci.Annesi onu bu halinden kurtarmak için çözüm yolları arıyor ,babası ise bırak yıkılana kadar... diyordu.

Yaşam anlayışları farklıydı anne ve babasının.Anne yaşamda insanların bir takım destekler alması gerektiğine inanıyor.Bu süreçte oldukça modern düşünüyordu.Gerekirse psikoloğa bile götürmeyi düşünüyordu oğlunun sağlıklı bir yaşam sürmesi için...Babası;hayatı zorluklarıyla tanıması taraftarıydı...``Düşe kalka öğrenecek ayakta durmayı``diyordu...

Nihayet konuşmalar bitmiş her zamanki gibi çözümsüzdü bu tartışmanın sonu da...Usulce içeri girmiş yüzlerine bakmıştı anne ve babasının.Annesi hüzünlü olduğu kadar da sevgiyle bakarken oğluna...Babanın bakışları sert ve boştu...
-Ben biraz dışarı çıkacağım,diyebildi Ferhat bu boş bakışlara.
-Nereye gidiyorsun oğlum ,diyebildi annesi.
-Geç kalma dedi babası...Cebinden çıkardığı bir elliliği uzatırken...

Yusuf bey kişisel iletişimde başarısızsa da çocuklarının her türlü maddi imkanlarını eksik etmezdi.Para ona göre harcanmak için vardı yeter ki lüzumlu yerlere sarf edilsin.
Ferhat kapıdan çıkarken,``Ooo,peder bey hayli bonkör bugün ``demiş ve bir bilinmeze doğru yol almıştı.Nereye gideceğini gerçekten bilmiyordu.Sosyal ilişkisi zayıftı.Birkaç arkadaşı vardı ve onlar da Öss`de başarılı olmuş ülkenin çeşitli üniversitelerine gitmişler ya da gideceklerdi.Nesrin aklına geldi bu düşünceler içinde yürürken.Acaba ne yapıyordu,nerdeydi şimdi...O da düşünüyor muydu Ferhatı...

Ne kadar yürümüştü bilmiyordu ama bildiği bu yol Nesrine giden yoldu.Hayli de yaklaşmıştı mesafe .Hemen şu sarı evi geçince karşıdaki ev onun eviydi.Gitse miydi acaba...Ya babası ,annesi görürse problem olur muydu.Hem kendi babasına verdiği söz nolacaktı.Bu düşünceler içinde Nesrinin kapısında bulmuştu kendini.Nesrinin babası evden çıkıyordu ,yakalanmamak için kapının önündeki servi ağacına sığınmış,saklanmıştı.Adam uzaklaşırken temkinli olarak ağacın ardından çıkmış,Nesrinin odasın gözetliyordu...aCABA Nesrin evde miydi...BULUŞMAK İÇİN OLUŞTURDUKLARI ŞİFRELERİ UNUTMUŞ MUYDU...Yaklaşık yarım saat evi gözlemiş giren çıkan olmamıştı.Her zaman ki buluşma şifrelerinden en etkini eve giren su borusuna bir taşla vurmaktı.Bu boru Nesrinin odasından geçtiği için çok etkili oluyordu bu taktik.Yine eline bir taş almış tam vuracakken kapıya yaklaşan birini gördü,taş elinden düştü.Çünkü elinde poşetlerle gelen Nesrindi...

Lutuf Veli

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 273
favori
like
share