Buse'nin Gözyaşları - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse,hemşirelik okuluna gideli henüz yeni olmuştu.Birinci sınıfın birinci dönemindeydi.İlkokuldan bu tarafa tek ideali,hemşire olmayı kafasına koymuştu bir kez.Hemşire olmak,sağlık kolejini kazanmak için ortaokul son sınıfındayken geceli gündüzlü derslerine çalışmış,sınavların sonucunda da başarı göstererek özlemini çektiği hedefine ulaşmıştı nihayet.Sağlık kolejini kazanınca dünyalar onun olmuştu sanki.Artık hedefine adım adım ilerleyeceğini adı gibi biliyordu,doğrusu.Kendisini öyle şartlandırmış,kendisine inancını öyle kabullenmişti.

Buse,yaşıtlarına göre daha erken taa ilkokul beşten itibaren serpilmeye başlamıştı.Ortaokul son sınıfa geldiğinde ise daha da gösterişli bir kız olup çıkmıştı.Etraftaki erkeklerin hemen ilgisini,meraklı cinsellik kokan bakışları üzerinde topluyordu.Göğüsleri zamanından önce tombullaşmış,yürürken kımbıl kımbıl ediyorlardı.Bu da gençlerin yüreğini hoplatmaya yetiyor da artıyordu.

İlk "adet görme" olayında panikledikten sonra bilmediği gizemli olan cinsel konuları,korku olmaktan çıkarıp kendi emsali arkadaşlarına sormasına rağmen,onlardan da sağlıklı bir yanıt alamayınca;bu konuyu daha fazla eşelemektense sükut etmeyi yeğlemişti.Ama aklına koymuştu bir kez.İlk kan ve sonucunda duyulan korku,doğrusu kendisini sarsmıştı.Cinselliğin tartışılmayan bir tabu olduğu gerçeğini kabulleniyor bu gizemli meseleyi eninde sonunda derinlemesine öğrenip,genç kızlara ve kadınlara öğretmeye yemin etmişti,kendi kendisine...

Hemşire olma tutkusunun içerisinde bu sorunlar yattığı gibi zavallılara,yaşlılara,hasta-
lara yardım etme aşkıyla da yanıp tutuşuyordu.Hiç yolu yok kafasına beyaz kepi takacak,süt beyaz elbiseyi üzerine geçirecekti.

O yıl Samsun Sağlık Kolejini kazanınca kuşlar gibi sevinmiş,dünyalar O'nun olmuştu.Baba ocağından ilk kez ayrılacaktı.İçinde dört kız kardeşinden ayrılacak olmanın burukluğu olmasına rağmen,gizliden gizliye seviniyordu da.Gizliden gizliye sevindiği taraf ise babasından uzaklaşması olacaktı.Maalesef Buse'nin bir gerçeğiydi babasına karşı sevgi duymaması.Kız arkadaşları,babalarından sevgiyle bahsettiklerinde Buse ise bu konuda kayıtsız kalıyor,sükut etmeyi tercih ediyordu.Babası hakkında en ufak bir olumlu bir şey anlatmıyordu.Belki de anlatacak bir şey bulamıyor,müspet bir izlenip belleğinde canlı olarak tutamıyordu.Baba olgusunu var ve yok saymak ikilemi içerisinde debelenip duruyordu.

Babasının bir kez olsun kendisine " yavrum" kelimesini söylemiş olmasını bırak kız kardeşlerine dahi güler yüzle yaklaştığını bile görememişti.Halbuki babası olarak onun sevgi ve şefkatine ne kadar da ihtiyacı vardı.Babası ise Buse ve diğer kardeşlerini kız çocukları olduğundan itici güç olarak görüyordu.

Babası Cemal,ilk çocuğunun erkek olmasını istiyordu.Buse'nin dünyaya gelişiyle hayalleri yerle bir olmuş,yıkılıp kalmıştı.Buse'yi hiçbir zaman kucağına alıp sevmediği gibi O'dan uzak durmuştu.O da yetmiyormuş gibi bir taraftan da karısına sitemli sözlerle saldırmaktan da geri kalmıyordu.

"Niye erkek doğurmadın?Kahvede otururken yerin dibine giriyorum.Etrafımdaki insanların benimle dalga geçtiklerini sanıyorum.Şöyle bir göğsümü gere gere benimde aslan gibi,koç gibi erkek çocuğum var diyemiyorum.Gür sesle konuşamıyorum.Karı gibi sus pus.Milletin konuşmaları diken batıyormuş gibi geliyor bana." Konuşmalarıyla karısının başının etini yemekten geri kalmıyordu.

"İkinci çoçuğu kesinlikle erkek istiyorum ha" diye de peşin peşin şart koşuyordu karısına.Sanki kadıncağızın elindeymişcesine her şey...

Babası Cemal'in bu baskılarına karşılık annesi Raziye,çaresiz kalıyor ne yapacağını bilemiyordu.Daha Buse'nin dünyaya gelişiyle "Niye erkek değil" baskılarıyla kocası çekilmez olmuştu.Dayanılacak gibi değildi.Her şey çığırından çıkmış gibiydi.Kaçıp babasının evine dönmeyi çok kez kafasına koymuştu ama naçar kalıyordu.Biliyordu ki
"Beyaz gelinlikle giden bir kızın her şeye rağmen beyaz kefenle çıkmasının zorunlu olduğuna"Bu kalıplaşmış törenin yıkılıp atılması imkansız görünüyor buna boyun eğmekten başka çaresi olmadığına boynu bükük razı oluyordu.Kadıncağızın ağzı var dili yoktu.Kocasının karşısında el pençe divan duruyordu.

Annesi Raziye,Buse'nin doğumundan kırk gün sonra yine hamile kalmıştı.Babası,yine erkek çocuk hayalleri kurmaya başlamış "Bu sefer kesin erkek olacak" diye kendisini şartlandırmıştı.Raziye ise içten içe dua ediyor yaradanına yalvarıyordu." Bu sefer inşallah erkek olur da kurtulurum bu zalimin kaprislerinden" diye.

Doğum sancıları yanaşıp da ilk su gelişinin emareleri kendisini gösterdiğinde komşusu Emine'ye halini zor ulaştırmış,Emine'nin ellerinde ikinci çocuğunu doğurmuştu.Bu da kız olunca kahrından ölmüştü adeta.Aslında bu ikinci doğumda da canından bir can çıktığı için analığın kutsak duyguları ile sevince boğuluyordu ama karşısında kocasının bir canavar gibi dikileceği gözlerinin önüne geldikçe yıkılıyor,bütün sevinçlerini unutuyordu.İkinci kızlarının adları ebe Emine'den dolayı "Emine" konmuştu.

Kocasının ise karısının loğusa haline aldırmadan göstermiş olduğu tepki çok sert olmuştu."Ulan avrat,benim tohumda mı bir bozukluk var yoksa senin tarlada mı bir bozukluk var anlamış değilim." Derdi.Uzun zaman karısı ile küs gibi olmuşlardı.Kahvede soranlara ise "oğlan" oldu yalanını söylemekten çekinmezdi.Tabi bu yalanı,fazla sürmemiş gerçek ortaya çıkmıştı.Bebek görmeye giden komşu kadınlar,durumdan haberdar etmişlerdi kendi kocalarını...Cemal ise hala "erkek" saplantısı içerisinde geriye doğru yaslanıp oturdukça etraftakiler bıyık altından gülüyorlar ama belli etmiyorlardı...Cemal ise hala "erkek" erkek" diye kendi kendine mırıldanmaya devam ediyordu.

Buse,sağlık kolejinin birinci sınıfındaydı artık.Okula ve arkadaşlarına hemen uyum sağlamış kendisini kısa zamanda sevdirmişti.Derslerde de başarılı olup öğretmenlerinin gözlerine de girmişti.Güleç yüzlü,şen şatrak bir dış görünümüyle pozitif bir özellik çiziyordu.Buse'nin kendine göre ayrı bir çekiciliği vardı sanki.Zaten bu özelliği ortaokul sıralarından beri yavaş yavaş kendisini göstermekteydi.Bluğ çağını çok kısa zamanda atlatmış,hızlı bir vücut gelişimi kendisini göstermişti.Göğüsleri,biraz daha büyümüş bu yaşta 90 numara sutyenler,memelerini kapatmakta zorlanıyordu.Her ne kadar vücudu yetişkin bir kızın vücut anatomisini yansıtıyorsa da hala çocuk ruhu ön plana çıkıyordu.Gülüp oynuyor,yüreği kıpır kıpır ediyordu...Yerinde duramıyordu...Cevvaldı...Güzel günlerin özlemini çekmekteydi...


Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 306
favori
like
share