[FONT="Arial Narrow"]



Nur-u Muhammed olmadan nasıl bir şey olsun ki şu alemde. O ki on sekiz bin alemin Muhammed Mustafa’sı idi. Alem kendisi için yaratılmıştı. Kainat ağacının çekirdeği ve meyvesiydi. Rabb’imizin O’na olan şefkati kainatın yaratılmasına O’nun Rabb’imize karşı olan muhabbetinin en güzel ifadesi olan duası cennetin yaratılmasına sebepti. O olmasaydı ne kainat ne de cennet olacaktı. O oldu cennet ve cehennem oldu. Ona muhabbet edenler cennetlik düşmanlık edenler cehennemlik oldu. O oldu her şey oldu. O olmasaydı ne olurdu? Nur-u Muhammedden olmadan asla hiçbir şey olamazdı olamazdı.
Resul her haliyle aleme bir misal insanlığa bir timsal oldu. O’nda toplandı bütün bir kainat. O da varlığını aleme yaydı. Nuru bir güneş oldu kainatın en güzel renklerini içinde topladı. Sonra demet demet aleme yansıttı. Bütün alemi aydınlattı. İmana insanlığa muhtaç gönülleri ısıttı. O olmasaydı asla ne güneş ne de güneş gönüllü insanlar olurdu.
Doğumu mucizelerle başladı. O’nunla hayat verildi aleme. O’nun nurundan kan verildi kainata. Dokunduğu yere hayat verdi. Ağaçlar onunla yeşerdi. Taşlar onunla konuştu. Kuşlar onunla uçtu. Sütten kesilmiş hayvanlar O’nun eli ile baştan ayağa süt kesildi. Çocuklar onunla doydu süte. Anneler O’nunla tattı anneliği. Dervişler O’ndan aldılar feyizlerini. Şairler O’nun nuruyla süt gibi duru şiirler yazdılar. O aleme ab-ı hayat gibi süt verdi. Bütün alemi nuru ile O emzirdi. Kainat onunla hayat buldu. Adını duyanlar adını ananlar tekrar tekrar O’nda doğdu. O doğdu bütün alem yeniden doğdu. O doğmasaydı bütün alem asla hiçbir zaman doğmayacaktı.
O’nunla canlara can geldi. O’nunla canlar cananını buldu. O’nun yokluğunda canlar son buldu. O’nun yokluğunda canlar cananlarını kaybetti. O’nunla canlar kendilerini kaybetti. O’nun için canlar verildi. Onun için canlar alındı. O nur kainata can oldu canan oldu. O nur canlar aldı canlara can verdi. O Nur-u Muhammed kainattan çıksaydı eğer bütün kainat birden vefat edecekti. O Nur-u Muhammed olmasaydı ne canlar ne cananlar hasılı bütün bir kainat asla yaşayamayacaktı.
Doğumu mucizelerle başladı. Hayatı mucizelerle sürdü. Vefatından sonra kaynağını kendinden alan bir çok mucize gerçekleşti. Bir çok evliya asfiya O’nun gönlünden aldığı nur ile keramet ve keşfe mazhar oldu. Bir çok insan onunla kemale erdi. O olmasaydı asla hiç kimse ne kemale ne de keramete erecekti.
Bütün alemi bilirdi O. Bütün alem de O’nu. Bütün alem O’nun büyüklüğüne dellallık ederdi. Her bir mahluk O’nu kendi lisanıyla alkışlardı. Her bir masnu O’nunla aynı çağda yaşamaktan şeref duyardı. Her insan onu tanıyarak eşref-i mahlukat olurdu. Canlar tanırdı O’nu canlılar tanırdı. Cenazeler O’na tanıklık ederdi. O Nur-u Muhammedi tanıtmasaydı kendini bize biz asla tanıyamazdık ne O’nu ne de bu alemi.
Kainata O’ndan nurlu bir suret verildi. Babalar şefkatin aksini O’nun sesinde işitti. Anneler O’nun yüzünde gördüler çocuklarını. Asırlarca çocukların rüyalarını süsledi. Babalar O’nunla işitmeye başladılar Anneler O’nunla görmeye başladılar. Çocuklar O’nunla işlemeye başladılar rüyalarını nakış nakış aleme. Alem O’nun siretinden bir resim oldu. O resme bakanlar O’nda O’nu yaratan Rabbin izini özünü gördüler. O olmasaydı babalar sağır anneler kör; çocuklar rüyasız elsiz ayaksız olurdu. O Nur-u Muhammed olmasaydı asla ne anneler ne babalar ne de çocuklar olurdu.
O’ydu kız çocuklarını diri diri mezara konulmaktan kurtaran. O’ydu babaların yüreklerine şefkat ve merhameti koymaya vesile olan. O’ydu annelerin kız çocuklarının diri diri gömülmemesi için ettikleri duaların kabulüne vesile olan. Bütün kız çocukları bir ‘Fatıma’ idi O’nun gözünde. Fatıma O’nun gözbebeğiydi. Fatıma canından bir parça O bütün kız çocuklarının yüreklerinden bir parça. O lisan-ı haliyle “Kızım Fatıma olmadan asla! Fatımalar olmadan asla” diyordu. Bütün kız çocukları ise şöyle diyordu: “Nur-u Muhammed olmadan asla!”
...
Kainata O’ndan nurlu bir suret verildi. Ama O suretinin resmedilmesini istemezdi. Hele hele O’nunla alay etmek için resmedilmesine asla izin vermezdi. Bunun için şeytan O’na saygısından rüyada bile O’nun suretine giremezdi. Varsın şimdi yeryüzünde şeytanları bile aratan şeytan siretli birileri çıkıp O’nun suretini resmetmeye kalkışsın. O peygamber aşığı bir şairin diliyle “Artık ben gideceğim ata eğer vuruyorlar” diyor ve onların dünyasından çekip gidiyor. Artık O’nun Nur’unun o zalimlerin dünyasından çekilme vakti gelmiştir. O ki bütün alem için bir nurdur. O’nun nuru gidince kainat vefat edecektir. Bu kainat O nursuz asla yaşayamaz. O zalimler de O nursuz yaşayamayacak.
On sekiz bin alemin Mustafâ'sı olan Efendimizin suretini çizmenin ne zor olduğunu bilen müminler hassaten aşk ehli onun sureti yerine siretini resmettiler. Tarihin en güzel sanat ve edebiyat eserleri O’nun siretine ve suretine yansıyan nurdan alınan feyiz ile gün yüzüne çıktı. Bir çok şairin hemen her şiiri unutuldu ama onlar O’nu andıkları şiirleriyle anılmaya devam ettiler. Onlar anlamışlardı ki O’nu yazmadan asla tarih onları yazamaz O’nu anmadan hayır asla hayırla anılamaz.
O kendisine hayasızca ve ahlaksızca dil uzatanlar için bir hastalıktı bir azaptı. O’nun adını hürmetle ve aşkla güzelce ananlar için ise şifaydı.
En güzel besteler O’nun için yapılır. En güzel Kur’an’lar O’nun için yazılır. En güzel naatlar onun için yazılır. O’nun adı anılmadan asla hiç bir şey güzel olamaz. O’nun için olmayan hiçbir şey asla yapılamaz yazılamaz..... Tıpkı bu yazıda olduğu gibi.

Sensiz yapamıyor ne Fatıma ne Azra
Sen olmadan asla olmuyor bu dünya
Ya Muhammed Mustafa....

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 342
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 03.09.2009 09:19
Allah razı olsu nbuket abLam:75: