Soğuk bir geceydi...Rüzgar saçlarının arasından eserken, yerde sürünen eteğine aldırmadan,
acı verircesine tanıdık bu şehrin her gün geçtiği dar sokaklarında tek başına dolaşıyordu.
Saat gece yarısını çoktan geçmiş, sokaklar boş... Caddelerde tek tük birer araba..

Özellikle geceleri yürümeyi tercih ediyordu. Kalabalık ve gürültülü olan bu şehrin sessiz
gecelerinde kafasını az da olsa toplayıp bir şeyleri düşünebiliyordu.

Neden ona karşı herkez bu kadar acımasızdı? Niye onu kimse sevmiyordu? Bir gün herşeyi
bırakıp kimseye haber vermeden gitseydi bu şehirden, yokluğunu fark edecek biri olur muydu?
Biri özler miydi onu?

Kafasını kurcalayan bunlardı şimdi...

Başı döndü aniden... Ve gözleri önünde bir mezar belirdi. Soğuk toprağın altında çürüyen
bir ceset ve bir mezar taşı. Bir ismi yoktu, ama o kime ait olduğunu biliyordu. Bir kaç ay
önce oraya gömmüştü tüm mutluluğunu. Tüm umudunu... O günü hatırlar gibi oldu ve bir sancı
saplandı göğsüne.Canı acımıştı! Gözlerinden bir anda akmaya başlayan yaşlar yanaklarından
süzülürken elini sırt çantasına attı ve sigara paketini çıkardı. Son üç sigarası kalmıştı...
Çıkardı birini paketten, sıkıştırdı ıslak ve titreyen dudaklarının arasına ve çakmağıyla
yaktı. İçine çektiği her dumandan sonra nikotinin beynini nasıl uyuşturduğunu hissediyordu.

Sigarasını yere attığında fark etti eve ne kadar geç kaldığını. Koşarcasına hızlı adımlarla
ilerlerken sadece bir düşünce geçiyordu aklından... - Evdekilerin onun yokluğunu fark etmemiş
olmaları.

Çantasından çıkardığı anahtarıyla sessizce açtı kapıyı. Işıklar sönüktü. Kapıyı açtığı gibi
sessizce kapattı ve pencereden giren sokak lambalarının ışıklarıyla hafif aydınlanan, onu
üst kattaki odasına götürecek olan, dar merdivenlerden yukarı çıkmaya başladı.

Odasının kapısına yetişmesi için sadece beş basamak kalmışken biri koridordaki ışıkları yaktı
ve hızlıca merdivenlere doğru yürüdü. Attığı ağır adımlardan bunun babası olduğunu anlamıştı.
Hiç birşey söylemeden kıza yaklaştı, elini tuttu ve hayvansı bir hırsla onu peşinden sürükleyerek
kızın yönelmiş olduğu odaya fırlattı. Kapıyı dışarıdan kilitledi ve ordan uzaklaştı...

Kız yerden kalktı ve dolabında saklamış olduğu bir şişe şarabı çıkardı. Giysilerini çıkardı,
sigarasını ve şarabını alıp banyoya gitti. Küveti suyla doldurdu, içine uzandı, bir sigara yaktı
ve şişeyi açtı...

Aradan en fazla yirmi dakika geçmişti ama şişenin dibi görünmüştü. Başı dönüyordu. Küvetten çıkıp
yatağına gidecek gücü yoktu. Nefes almaya bile gücü yoktu. Her şeye son vermeye karar aldı...

Şişeyi eline aldı, yere vurdu ve kırdı. Buğlanmış gözlerinin görebildiği en sivri parçayı alıp
bileğine sapladı ve kolu boyunca yukarı çekti.

Saniyeler içinde suyun tamamı kana bulandı.

Vücüdü tamamen uyuştu. Yüzü bembeyaz olmuştu. Güçsüz kalmıştı, gözlerini açamıyordu. Akan kanıyla
hayatın onu terkettiğini hissediyordu. Kalp atışları yavaşladı... Buğlanmış ıslak gözleri kapandı...
Artık vücüdü tamamen gömülmüştu kanlı suya...

Bagryana Metodieva

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 326
favori
like
share