Muhanete muhtaç olmamak için can yoldaşın karınla sırt sırta vermiş pazarcılık yapıyorsunuz.Çocuklarınız iyi eğitim alsınlar,sizlerden farklı,ileriyi gören,vatanına,milletine faydalı insanlar olsunlar diye can yoldaşınla omuz omuza;yaz-kış,soğuk-sıcak,kasırga-tayfun,yağmur-dolu demeden didinip duruyorsunuz...

Can yoldaşın, bir kez olsun evde komşuları için kadınlar günü partisi tertipleyip;dedi kodu sohbetlerine katılmıyor,kuaföre gidip saatlerce aynanın karşısında geçip giden gençliğine yanmıyor,yirmi dört saat senin kokunu,sigara yerine ciğerlerine çekmekten mutlu oluyor;kocası olarak sen de O'nun boya küpüne girip çıkmış ve her gün değişik şekillere girmiş saçı olmadığından,seninle evlendiğinin birinci gününden yirmi dört yıl geçmesine rağmen bu güne kadar doğallığından taviz vermeyen halinden gocunmuyor ve her daim O'nunla birlikte yan yana,omuz omuza,sırt sırta olmaktan gurur duyuyor böylece örnek bir çift,örnek bir karı koca birlikteliği yürütüyorsunuz...

Sizin en zaaf tarafınız insanlara yardımsever oluşunuz...Karşınızda naçar kalmış birilerini görmeyiniz yeter ki;hemen yardım elini uzatıp neler yapılması gerekiyorsa yapıyorsunuz...Çoğunlukla yardımseverliğinizin karşılığında nankörlük görseniz de siz aldırmıyorsunuz...İnadına; düşkün,çaresiz insanlara kol kanat germeye devam ediyor,

"Kul görmezse yukarda Allah görür!.." diye de haklı olarak manevi güce sığınıyorsunuz.

Kış günleri,bazı pazarcı arkadaşlarınızın arabalarının yaşlı ve bakımsız olmasından dolayı çalışırken, "hhıırrr,hıırrrhhıırrr,hııırrrr!.." edişlerini bozuk 45 lik plağın çıkarmış olduğu çızırtısı gibi dinliyorsunuz...Kulaklarınız farklı frekanslara çağrışım yapmıştır bir kez,durabilir misiniz hiç!..Hemen nasıl yardımcı olabilirim diye düşünmeye başlamışsınızdır bile.
Soruyorsunuz:

"-Aküler arasına bağlanan ara kablonuz var mı?"

Sırıtarak:

"-Yoh ya gardaş!."

Soruyorsunuz:

"-Arabayı çekmek için halatınız var mı?"

Sırıtarak:

"-Yoh ya gardaş,ne gezer.Benim sağ olduğuma şükret sen..."

İyilik meleklerin seni dürtüklüyorlar ya .Dayanamıyorsun...Kendi "ara kablonla"aküden aküye şarz yapıyor ya da kendi "halat"ınla arkadaşının arabasını çekip arkadaşını pazarda kara kışın dondurucu soğuna terk etmiyorsunuz...

Karşındaki insan,senin yardımsever yüzünü gördü,saf bir keriz(!)olduğunu kafasına gizliden gizliye yerleştirdi ya işin tamam.Bak senin başına ne çoraplar örecek...

Başka bir gün yine hava kararmak üzereyken pazarcı arkadaşının arabası yine aynı naneyi(!) yemiştir.Sen de o esnada can yoldaşın biricik karınla birlikte kendi tezgahını toplamakla meşgulsün. Yanına gelip dramatik bir görünüm sergiliyerek senin zaafından yararlanır.Ara kablosu ve halatını alır gider.Sonraki günlerde beklemelerin boşunadır.Emanetler bir türlü geri gelmez.Kendisini,başka pazarcılardan sorduğunda "daha gelmeyeceğini,seni ara kablosu ve halatla çarptıysa buna da şükret..." yanıtını alırsın.

Sen yine hayal kırıklığına kapılmaz bir çulsuz yüzünden pozitif özelliğinden taviz vermezsin.

"İyilik yap denize at,elbet bir garibanın işine yarar" felsefesiyle can yoldaşınla birlikte onurlu bir şekilde, yaşam mücadelesi vermeye devam etmekte kararlı olduğunu gösteriyorsundur...

Sahi sizler hangi çağın insanlarısınız!...

AYHAN SARIKAYA

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 382
favori
like
share