[FONT="Arial Narrow"]


Her şeyi bildiğini iddia ederek yaptıklarına haklı bir gerekçe oluşturursun. Bilinçaltını kandırır ya da kandırdığını zannedersin bu şekilde. "Ben biliyordum zaten böyle olacağını" diyerek avutursun kendini. "Bu işin gidişi kesin şu yönde" diye kehanetlerde bulunursun iddialı bir şekilde. Hata yapmazsın, yapmaman gerekir, çünkü hep aksini savunmuşsundur yaptıklarının. Kabul etmek ağır gelir eleştirdiğin duruma düşmek, başkalarında kabahat olarak gördüklerini kendinin de yapabileceğini kabul etmek istemez zihnin.
Sana acı veren şeylerin başkalarına da acı verebileceğini çok iyi bilirsin. Bu yüzden sana acı verenler gibi davranmayacağını sanırsın. Davransan da işte bir şekilde karşındakinde ararsın suçu. "O bunu haketti" ya da "mutlaka yarın bir gün hakedecek nasılsa, ben de peşin peşin karşılığını şimdiden veririm" diye düşünürken bulursun kendini. Bilirsin karşındakinin aklından geçenleri, bilirsin ilerde geçecek olanları zira. Beynin bildiğini sanmanı ister oysa. Bildiğin bir şey yoktur hayatında.
Sonra pişmanlıklar, acabalar başlar zihninde oynaşmaya. İlk önce anılarını silmeye çalışırsın, olmaz. Sonra üstüne anılar biriktirmeye başlarsın hızlıca eskiler daha da silikleşsin diye. Gitgide birikir acılar yüreğinde sen farkına bile varmadan. Bedeninde belli olmasa da zihninin hızla bir enkaza dönüştüğünü hissedersin belli belirsiz. Pişman olduğunu da kabul etmek istemez bilincin. Kabul etmek istemezsin başlarda ama anılar yerli yersiz, silik de olsa canlanır gibi olur. Belki de bir gece rüyanda geçmişe gidersin. Neyi kaybettiğinden emin olmak istersin, anlamaya çalışarak hayatı. Oysa daha dün, bütün sırrını çözdüğünü sanardın hayatın. Kabul eder gidersin sonra yoluna umarsızca. Bin yıl daha ömrümüz olsa anlaşılamayacağını kabul ederek hayatın...



Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 433
favori
like
share