İnternetteki sanal topluluk ağlarının sayısı günden güne artarken, ofis çalışanlarının bu ortamdaki etkinlikleri kurum yöneticileriyle çalışanları karşı karşıya getirmeye başladı.

ABD’de yapılan araştırmaya göre işveren ve üst düzey yöneticilerin çoğunluğu çalışanlarının sosyal paylaşım sitelerindeki faaliyetlerini ‘kurumsal itibara zarar verici” olarak nitelendirirken, çalışanlar sanal da olsa sosyal paylaşım faaliyetlerine yöneticilerin karışmaması gerektiği kanısında.

Deloitte Danışmanlık tarafından ABD’de 2000 çalışan ve 500 üst düzeyli yöneticinin katılımıyla yapılan “Sosyal Ağlar ve Kurumsal İtibar Riski”başlıklı araştırmada, Facebook, Twitter ve Youtube gibi sanal topluluk sitelerinin kurumsal itibara zarar verip vermediği yolundaki soruya çalışanların yüzde 74’ü “kesinlikle” veya “katılıyorum” yanıtını verdi. Buna karşılık çalışanların yüzde 53’ü, sanal topluluk siteleriyle ilgilenmenin işverenin işi olmadığını belirtti.

Çalışma bu konuda yöneticiler ve çalışanlar arasında ciddi bir görüş ayrılığının bulunduğunu ortaya çıkarıyor. Araştırma hakkında bilgi veren Deloitte Türkiye Etik Lideri ve Ortak Sibel Türker şunları söyledi:

“Bireylerin kendi bilgi ve düşüncelerini diğer kişilerle paylaşmalarını, birbirleriyle iletişim kurmalarını ve çeşitli fikirlerin yaygınlaşmasını sağlayan sanal topluluk ağları sürekli gelişme gösteriyor. Günümüz dünyasında yaşanan bu güçlü olguyla birlikte bireylerin özel yaşamı ve kurumsal kimlikleri arasındaki ince çizgiler de giderek silinmeye başlıyor. Bireylerin online ortamda iletişim hakkı olmasına karşılık, bu ortamlardaki iletişim kurumların ve markaların itibarını etkileyebilecek olumsuz sonuçlara da yol açabiliyor. Kurumsal itibar etrafındaki kaygılar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yöneticileri yakından ilgilendiriyor”.

Kurumlar, çalışanların kendisini rahatça ifade edebildikleri bu sitelerde kurumsal itibarına zarar veren durumlara karşı zaman zaman mücadele vermek zorunda kalabiliyor. Belli başlı küresel markalarla ilgili yapılan haberlerin önemli bir kısmı ise online ortamda gerçekleşen tartışma, öneri ve eleştirilerden ciddi ölçüde etkileniyor.

SADECE YÜZDE 15’İ HAZIR

Deloitte araştırmasına yanıt veren üst düzey yöneticilerin yüzde 15’i yönetimin sanal topluluk ortamlarındaki itibar risklerine karşı hazırlıklı olduğunu ifade ederken, yüzde 58’i ise yönetimin bu konunun farkında olduğunu ve önlemleri tartıştığını söyledi. Buna karşılık görüşülenlerin sadece yüzde 17’si bu konuda bir programa sahip olduklarını vurguluyor.

Yöneticilere sanal ortamdaki risklere karşı şirketin ne tür önlemler aldığı sorulduğunda, yüzde 27’si “yönetici ekibimiz sanal topluluklarla ilgili kurumsal riski azaltma konusunda düzenli olarak tartışıyor”, yüzde 22’si “şirket çalışanlarının sanal topluluk araçlarını ne şekilde kullanacağını tanımlayan resmi kurallar var”; yüzde 22’si “kıdemli yönetici ekibimiz şirket genelinde sanal topluluk ağlarının nasıl kullanılacağını açıkladı”, yüzde 17’si ise “Şirketimin sanal topluluk ağlarıyla ilişkili riskleri izlemek ve azaltmak için geliştirdiği özel bir programı bulunuyor” yanıtını verdi.

ÇALIŞANLARLA YÖNETİCİLER KARŞI KARŞIYA

Yöneticilerin yüzde 60’ı sanal sosyal topluluk ağı ortamına katılanların kendilerini nasıl tanımladıklarını şirketin “bilme hakkı” bulunduğunu savundu. Çalışanların yüzde 53’ü ise sanal topluluk siteleriyle ilgilenmenin işverenin “işi” olmadığı görüşünde.

Bununla birlikte, çalışanların yüzde 61’i, işveren sanal topluluk ağlarını izlemeye karar verirse kendilerinin bu konudaki yaklaşımlarını değiştirmeyeceğini, zira sanal topluluk ağlarında bulunmanın çok özel bir durum olmadığını ve dahası sanal ortamdaki profillerini istedikleri gibi düzenleme esnekliği olduğunu söylüyor.

İş sahipleri ve yöneticiler, yeni gelişen ortamda nasıl bir tutum izlemeli? Araştırma bunun kolay bir yanıtının olmadığını ortaya koyuyor. Belli kurallar ve politikalarla bu alandaki riskleri aşmak kolay görünmüyor. Deloitte’un çalışması son derece iyi tanımlanmış şirket kurallarının bile, katılımcıların yaklaşık yüzde 50’sinin sanal alemdeki tutumlarında herhangi bir değişiklik yaratmayacağını ortaya koyuyor.

Bu nedenle, sosyal topluluklara katılım konusunda kurum içinde sıkı kural ve politikalar oluşturulurken, şirketin iş kültürüne ve değerlerine özellikle vurgu yaparak, bunları hatırlatmak çalışanların işbirliğini sağlamak açısından önem taşıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 257
favori
like
share