[FONT="Arial Narrow"]KENDİNE VE BAŞKALARINA GÜVENMEK


Rehberim Ömer Baba’yı çok özledim, aradım görüşmek istediğimi söyledim, isteğim kabul gördü. Kararlaştırdığımız gibi buluştuk. Her zaman olduğu gibi beni güler yüzüyle karşıladı. Hava çok sıcak olduğundan terasa çıktık. Terasta bir masa ve etrafında sandalyeler vardı. Oturmam için sandalyelerden birini işaret etti. Terasta başka bir masa ve üzerinde semaver vardı. Semaverin üstündeki demliğe çay koydu ve üstüne semaverden sıcak su aldı. Demliği demlenmek üzere semaverin üzerine koyduktan sonra yanıma oturdu ve:

- Evladım gelmekle beni çok mutlu ettin, benimde sohbet edecek arkadaşa ihtiyacım vardı.

- Efendim ben bu yolda çok yeni ve acemi olduğum için sizin eğitici öğütlerinize her zaman ihtiyacım var.

- Erdemlilik yoluna erdemli olmak için girdim. Bu yolda yürürken çokça tecrübeler kazandım. Tecrübelerimi seninle paylaşmak ve sana faydalı olabilmek benim için zevklerin en güzeli. Ayrıca bu zevki bana yaşattığın için sana çok teşekkür ederim.

- Efendim sizin rehberliğinizde her attığım adıma dikkat ederek yürümeye devam ediyorum. Bu dikkatli yürüyüşüm beni güvenli kılıyor ama tedirgin de ediyor. Nerede, ne zaman, ne şekilde bir engellerle ve ne gibi tuzaklarla karşılaşacağımı bilememek, sağlıklı yürüyüşüme engel oluyor. Bu durum beni hem kendime hem de başkalarına karşı güvensizliğe itiyor. Bu konuda bana yardımcı olur musunuz

- Kendi isteğin ve kararınla bilerek tehlikelerle dolu bir yola girdin. Seni bu yolda koruyacak olgunluğa, yönlendirecek bilgiye, kötü şeylerden elini çektirecek titizliğe ve yakınlık duyacağın iyi bir dosta ihtiyacın var. Bu yolda sana gereken tek şey asla şikâyet etmemektir. Çünkü kurallara uyduğun sürece yolda yürümen tehlikesizdir. Hem bu yolun erdemli insanları derler ki; “Çekice sabredemeyecektin neden örs oldun”. Mademki bu yola girdin bazı zorluklara katlanman gerek. Şimdi güven’le ilgili soruna gelelim.

- Güven; korku, çekinme, kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur. Güven kavramını üç boyutta incelemek gerekir. Önce senin kendine güvenin, sonra başkalarına güvenin ve başkalarının sana güvenmesi. Bu üç boyut birbirine çok bağlıdır ve birbirini etkiler. Her üçü bir arada ve dengeli olmalıdır.

Birincisi; inançların, düşüncelerin ve duygularınla ilgili iç dünyana yönelik olan güven duygundur ki buna “özgüven” denir. Kendini, eksikliklerinle, fazlalıklarınla, zayıflık ve güçlü yönlerinle ne kadar iyi tanırsan kendine o kadar öz güvenin artar. Güvenin, kendini bilmen ve tanımanla çok alakalı. Kendine güvenin sende ruhsal bir enerji oluşturur ve cesaretini artırır. Bu cesaretle sorunlarını çözmede başarılı olursun. Önüne çıkan her engeli kolaylıkla aşabilirsin. Özgüvenin olursa, senin kontrolün dışında ortaya çıkan olaylardan zarar görmez ve kötü etkilenmezsin. Güven güveni artırır. Özgüvenin olmazsa ürkek ve korkak olursun. Korku artınca dengeni bozar ve her şeyi abartılı şekilde algılamaya başlar ve huzursuz olursun. Her zaman savunmacı durumunda olacağından gergin olursun. İnsanlarla iletişimin zayıfladığından bu seni içe kapalılığa, zayıflığa, mutsuzluğa ve acizliğe götürür. Korku sende olduğu sürece endişelerin artar. Bazen önünde hiç engel olmadığı halde varmış gibi görmeye başlarsın. Korku, korkunun kendisidir ve aslı yoktur. Bilgini artırdıkça kendine güveninde artar.

İkincisi; başkalarına güvenmektir. Özgüvende olduğu gibi, başkalarına güvenmede de karşındaki insanları çok iyi tanımalısın. Hangi çevrede yetiştiklerini, aile ve eğitim durumlarını öğrenmelisin. Aile, çevre ve eğitim durumu kişinin zihin yapısının oluşumuna etkili olur. Aldığı etkilenime göre bireyin güven duygusu olumlu ya da olumsuz yönde olur. Senin kendine özgüvenin olunca başkalarına şüpheci, eleştirici, suçlayıcı ve şikâyet edici bir tutumla bakmazsın. İnsanlara ön yargısız olarak yaklaşır ve onlarla tarafsız olarak ilişki kurarsın. O insanları tanıdıkça onlara karşı itimadın artar ve güvenirsin.

Üçüncüsü; başkalarının sana güvenmesi. Başkalarının güvenini sağlayabilmen için uzun bir süreç ve emek harcaman gerekir. Kendini çevrendeki insanlara çok iyi ifade ederek, Hz. Mevlana’nın dediği gibi “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol” prensibine uyarak yaşayacak ve insanların itimadını kazanacaksın. Bu kazanıma “güvenilirlik” denir. Birçok emekten sonra kazanılan güvenilirlik bir anda yok olabilir. Bu çok hassas bir durumdur. İnsanların güvenini kazanmak zor olduğu gibi, o güvenirliği korumak ta çok zordur. Bir yalan doksan dokuz doğruyu silip götürür. Çevrendeki insanlar senin doksan dokuz doğruna değil bir yalanına bakar ve seni onunla değerlendirirler. Bir damla sirke bir küp balı bozduğu gibi insani ilişkilerde de yapılan bir yanlış aradaki güveni yok eder. Bu konuda bu kadar konuşma yeter, artık çayımızı içmeliyiz.

- Efendim beni aydınlattığınız için teşekkür ederim. İzin verirseniz çayları ben doldurayım.

- Benim hizmetime engel olma, sana geldiğimde hizmeti sen yaparsın.

- Bunu haftaya buluşabiliriz diye anlayabilir miyim

- Neden olmasın.

- Tekrar teşekkür ederim, bana zaman ayırmanız beni çok mutlu ediyor.

Kendine güvenen, başkalarına güvenen ve güvenilir kişi olmanız dileğiyle Allah yar ve yardımcınız olsun.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2316
favori
like
share