Buse'nin Gözyaşları 4 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Okulların yarı yıl tatiline girmesiyle diğer öğrenciler gibi Buse de küçük valizini almış,Amasya' ya baba ocağına dönmüştü.Buse'nin eve gelişiyle kardeşler arasındaki beklenen eksiklik tamamlanmış oldu.Beş kız kardeş,yine eski günlerine dönmüşler,gülüp oynuyor,şakalaşıyorlardı.Kardeşleri , ablaları Buse'yi kendilerine ekol olarak seçmişler adeta onu takibe almışlardı.

En küçükleri Songül,ablasının yaptıklarını gizliden gizliye taklit ediyor,bebeklikten çıkmış olmasına rağmen Buse'nin kucağından inmiyor her fırsatta ona nazlanıyordu.Songül'ün bir büyüğü Gül ise Songül'ün kendisini sevdirmek için yapmış olduğu kurları kıskanıyor,içten içe kendini kemiriyordu adeta.Fırsat buldukça ön plana çıkıp ablası Buse'ye

"Beni de sevmeyi unutma,benimle de gerektiği şekilde ilgilenmen lazım.." dercesine mesaj vermemeye çalışıyordu.

Buse,kardeşleri arasında ayrım yapmaz hepsini koruyup kollardı.Kardeşleri;Emine-Şengül-Gül-Songül hepsi de aynıydı onun için.

Buse,annesinin ev işleri,geçim derdi falan derken yorgun düştüğünü kabulleniyor annesinin artık dinlenmesi gerektiği düşüncesiyle;çamaşırdan tut da evin temizlik ve mutfak işlerine kadar bütün işleri kendisi yapmaya çalışıyordu.Bunları yaparken de kardeşleri arasında da iş taksimi yapmayı ihmal etmiyordu.

Evde yapılan haftalık çamaşır yıkama günü gelip çatmış,ev halkının bütün kirli çamaşırları,merdaneli çamaşır makinesinin önünde yığılmıştı.Otomatik çamaşır makinesi alamadıkları gibi bunu da annesinin üç günde bir ev temizliğine gittiği ailenin yeni makine almasıyla hediye edilmişti.Buse,çamaşırları makineye koymaya hazırlanırken Şengül'ün kilotundaki küçük kan lekelerini görünce işin püf noktasını hemen sezinlemişti.Bu lekeler,bir zamanlar kendisinin korkmasına yol açan derdini kimselere yanamadığı ve sebebini öğrenemediği cinsel bir muammanın ilk habercisiydi.Bu konuda sağlıklı bir bilgiyi hiç kimseden öğrenememişti.Annesine de "Bu neyin nesi ?"diye soracak olmasına rağmen cesaretlenip de bir türlü soramamıştı.Taa ki Sağlık Koleji okuluna gelene kadar bu "adet görme" olayı,kendisinde gizemli kalmış,Sağlık kolejinde cinsellikle ilgili derslerin verilmesiyle her şeyi öğrenmiş,kafasındaki soru işaretleri bir bir silinmişti.

Şimdi ise geçmişte kendisinin yaşamış olduğu bu korkuyu kardeşlerinin başına gelmesine gönlü razı olmuyor,onları bu konuda aydınlatmayı düşünüyordu.

Çamaşır makinesinin önündeki çamaşırları makineye doldurmadan önce Emine ve Şengül'ü yanına seslenerek çağırdı.Ablaları yanına gelen Emine ve Şengül,merak dolu bakışlarla,

"-Buyur ablacığım,bize seslendin yapılacak bir şey varsa hemen yapalım." Kardeşleri saygıda kusur etmedikleri gibi Buse'nin ağzından çıkan her sözün gereğini yerine getirmekten gocunmazlardı.Buse,eline aldığı kirli çamaşırı, hiçbir şey söylemeden yukarı kaldırdı.Kardeşleri ,lekeyi görmüşlerdi.

Şengül'ün yüzü, birden kıpkırmızı olmuş;ablasına nasıl tepki vereceğini bilemediği için şaşırmıştı.Buse'nin hiçbir şey söylemeden sadece vücut diliyle konuşmasının altında en ufak bir kızgınlık emaresi yoktu zaten.

Çamaşırları bulunduğu yerde üst üste yığılmış şekilde öylece bırakıp kardeşlerini , hep birlikte yattıkları odaya çekti.Beş kız kardeş aynı odayı paylaşıyordu zaten.

Yerden itibaren duvara yaslanmış şekilde yukarı doğru uzanan kendi kitaplarının arasından parmağıyla inceleyerek cinsellikle ilgili küçük bir kitap çıkardı.Kitabın sayfalarını karıştırıp bir yerde durdu ve arasına küçük bir kağıt parçası sıkıştırdı.Sonra da yerdeki eski halının üzerine hep birlikte bağdaş kurarak Emine ve Şengül' ile konuşmaya başladı:

"-Benim sizi yanıma niye çağırdığımı,kan lekesi olan çamaşırı gördükten sonra sanırım anlamışsınızdır."

Kardeşleri, "hıı,evet.anladık." dercesine mahcup bir şekilde belirli belirsiz gülümsediler.
Buse,bir abla edasıyla değil öğretmen edasıyla konuyu açıklamaya çalışıyordu.

"Şimdi beni iyi dinleyin,bacılarım.Hepimizin başındaki bir gerçek.Bundan hiçbir kız kaçamaz.Bu,biz belirli bir yaşa gelene kadar devam edecektir. Adet görme yani tıbbi olarak "regl" olayı.Benim de başımdan geçmişti ama gel gör ki derdimi kimselere açıklayamamıştım,utancımdan.Şimdi aynı olayı sizler de yaşamaktasınız.Benim gönlüm razı gelmiyor bu cinsellik konusunun gizli kapaklı kalmasına.Sağlık kolejinde olmam en azından benim için iyi oldu.Okulda çoğu şeyleri öğrenmiş olduk.Ben de size bunlar aktarmak ve içinizde en ufak bir şüphe kalmasını istemiyorum."

Elindeki kitabın kağıtla ayırdığı kısmı açıp yavaş yavaş okumaya başladı:

"-Rahim içi yüzeyinde her ay döllenmiş yumurtanın(gebeliğin) gelip yapışmasına ve buradan beslenmesi için damarlanmasını sağlayacak bir tabaka oluşur ve eğer döllenme yoksa bu duvar görevini tamamlayıp yerini alttan gelen yeni dokuya bırakarak dökülür,rahimden dolasıyla vücuttan dışarıya atılır.Her ay bu işlem aynı şekilde tekrarlanır.Bu sürece "adet düzeni",işlevini yitirerek yerini yeni oluşan yapıya bırakıp dışarıya atılan bu dokuya da "adet kanı",tıbbi dilde "mentürasyon" kanaması denir.İdeal süre 28 ile 35 gün arasında değişir.Kanama süresi ise en az iki gün,en fazla da 8 gün sürer..."

Burada okumayı kesip kardeşlerine dönmüş,okuduklarını tekrar tekrar anlayabilecekleri şekilde izah etmişti.Ablalarının bu yaklaşımı karşısında sevinip onu bağırlarına basarcasına sınırsız sevgiyle tekrar bağlanmışlardı...

Buse evin içerisinde bir abla,bir sırdaş bir ana ve koruyucu melek gibi kendini hissettiriyordu.

Yarı yıl tatilinin bitmesine birkaç gün kalmış,Buse,okuldan verilen ödevleri yetiştirmeye çalışıyordu.

Ödevlerinin bir kısmının fotokopisini çektirmek için sokağa çıkmış,Amasya'nın uzun caddelerinde yürüyordu.Merkez camisini de geçtikten sonra az ilerdeki kitapçıya girmeye hazırlanıyordu.Tam girecekken dışarıya çıkmaya hazırlanan ortaokul son sınıftaki arkadaşı Tugay ile burun buruna geldiler.Kısa bir hoş sohbetten sonra bir gün sonra "papağan pastanesinde "buluşmak üzere ayrıldılar.Bir yıl öncesi aralarındaki aşk gizliden gizliye devam ediyordu.Birbirlerine henüz ilanı aşkta bulunmamışlardı ama ikisi de biliyordu ki yürekten yüreğe kıvılcımın ateşi gidip gelmişti.Buse,yüreği kıpır etmişti okul arkadaşı Tugay'ı görmekle.Yakışıklı,aynı zamanda da akıllı bir çocuktu.Bir seksen boyunda fidan gibiydi.Kendisi Sağlık Kolejini kazandığı sene Tugay da Sivas Öğretmen okulunu kazanmış birbirlerinden böylece ayrılmışlardı.Ayrı düştüklerinden bu tarafa ilk kez karşılaşıyorlardı.Birbirlerine mektup da yollayamamışlardı.Ne de olsa gelen mektuplar okul idaresi tarafından ilk önce elden geçiyor sakıncalı mektup sahiplerine gerekli cezalar hemen uygulanıyordu.Bunu her ikisi de bildiğinden bu riske girmediler.Tugay ile Buse göz göze geldiklerinde dünyalar ikisinin olmuştu.Buse'nin zeytin siyahı gözlerinde Tugay'ın bakışları adeta kilitlenmişti.Aksilik ikisinin de ivedi işleri vardı.Ertesi günü öğleden sonra saat üçte "papatya pastanesinde" buluşmaya karar verdiler...

Buse'nin babası, o gün Ahmet efendinin "yirmilik hatun" arayışının tuzağına adamlarından Şakir tarafından kahvede düşürüldü.Birlikte gizlice tekrar tekrar konuşmuşlar,yapılan pazarlığın kaporasını Şakir'den almış, bir gün sonra da evine oturmaya gelen misafir numarasıyla Buse'yi görmelerini sağlayıp, paranın geri kalan kısmını cebe cukka yapmayı düşünmüştü...

Bir gün sonra Şakir karısıyla gelip bir iki saat evde oturacaklar,Buse'nin aranan kriterlere uyup uymadığına karar verilecekti..



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 477
favori
like
share