Buse'nin Gözyaşları 5 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse'nin babası Cemal,aylardır,yıllardır içinde beslediği kirli emellerinin gerçekleşmesinin zamanının geldiğine seviniyordu.Bilinç altına yerleştirmiş olduğu düşünceleriyle kendi kendini teselli ediyor,kendi haklılığını yine kendisi teyit ediyordu.Kendi doğruları,her zaman doğru ve yanlış olamazdı.Yine kendi yaşam felsefesi, kısır döngü içerisinde belleğinde çağlamaya başlamıştı:

"...Kız kısmının okumasından ne olur,ne hayır gelir.Yarın okulu bitirdiğinde bilmediğin bir şehirde göreve başlayacak;işin yoksa peşinden gidecek,ne oldu ne olmadı diye takip edeceksin.Yaban ellerde de hırlıya mı gidecek,hırsıza mı,yoksa sarhoşa mı düşecek,kim bilir?Bir de bu yaştan sonra böyle apuk sapuk işlerle mi uğraşacağım.Tam da beklediğim fırsat doğdu.Karısı ölen Işıklı köyünün en zengini Ahmet efendiymiş söz konusu olan.Adamın namını,şanını duymuştum.Buse, bu iş için tam da biçilmiş kaftan.Adamın başlık parası olarak vereceği miktar da yabana atılır cinsten değil hani.Hem Buse çocukluktan çıkalı yıllar oldu.Yolda yürürken göğüsleri kımbıl kımbıl ediyor.Namusuma herhangi bir leke getirmeden şu karısı ölmüş Ahmet efendiye kızı satayım da bu dert de başımdan çıksın gitsin.Zaten bir kızın ilk talihlisi,davulcu,zurnacı,hamal,çoban her neyse hiç fark etmez hemen vermek lazım.Yoksa gözü açılırsa sana isyan eder,seçici olur.Kadın kısmı böyledir işte.Bunlar kuş beyinlidirler,sırtından dayağı,karnından sıpayı hiçbir zaman eksik etmeyeceksin.Hele şu Şakir denen adam karısıyla eve gelsinler bakayım.İş bittikten sonra ben alacağım parayı bilirim.Benden günah gitti.Karım olacak kancık erkek çocuk doğursaydı, böyle şeyler düşünmezdim.Bu işte herhangi bir suçum falan yok,gönlüm her yönden rahat..."

Buse ve kardeşleri,babaları Cemal'in düşüncelerinden habersiz hep birlikte yer sofrasına oturup tarhana çorbasına ve makarnaya kaşık salladılar.

Cemal'in kalın kaşlarının altından ok gibi ileriye doğru fırlayan bakışları,birkaç kez kızı Buse'nin üzerinde anlamsızca dolaştı.Sofrada en ufak bir çıt yoktu.Cemal'in baskıcı otoritesi,ev halkının bütün fertlerini sevgiden,şefkatten babaya bağımlılıktan uzaklaştırıyor adeta baba evlat arasında kalın buzların oluşmasına yol açıyordu.

Karısı Raziye de kocasına karşı ne kadar içten içe öfkelense,homurdansa da tepkisini kocası Cemal'e karşı açıkça belirtemiyordu.Evlendiği ilk gerdek gecesinden bu tarafa zaten kanı kaynamamış,gönlü bir türlü ısınmamıştı.Görücü usulüyle hiç görmeden koynuna girmişti,kocasının.Daha ilk geceden duymuş olduğu "ben,ormandan kaçmış kıllı ayı ile evlenmişim.." düşüncesini kafasına yer etmişti.Bu düşüncesinin beş çocuk doğurmasına rağmen hala geçerliliğini koruduğuna inanıyor,bu saplantıdan kendisini bir türlü kurtaramıyordu...Zaman zaman da "bütün erkekler mi böyle yoksa benim ayı Cemal mı böyle.Bu benim değişmeyen yazgım ve kör talihim diye " sızlanıp duruyordu.

Cemal,ev halkı sofradan kalkmadan,

"-Yarın akşama doğru yakın bir köyden misafirimiz gelecek.Haberiniz olsun.é

Raziye, meraklı bakışlarla kocasına baktı.

"-Hayır ola.Kim bu misafir?."
Cemal,

"Işıklı köyünden asker arkadaşım. Dün tesadüfen kahvede rastladım.Gelmişten geçmişten konuştuk.Böyle ayaküstü kısa sohbetle olmaz.Yarın akşam yengeyi de al gel.Birbirimize soğuk durmayalım dedim"

Raziye,kocasının yalan konuştuğunu,gizli tezgahlar çevirdiğini tahmin edemediği gibi böyle bir ihtimali aklının köşesine bile getirmedi.Bu zamana kadar kocasının kafasından kaç tilki geçtiğini,bu tilkilerin ne dalavereler çevirdiğini hiçbir zaman bilememişti ki şimdiki senaryoyu bilebilsin...

Raziye,Anadolu kadını saflığıyla,

"-Tanrı misafiri,her zaman başımızın üstünde yeri var.Allah ne verdiyse ikramımız olur..."Buse'ye dönerek,

"-Buse kızım,sen de hazırlıklı ol.Evin içerisine biraz çeki düzen ver.Mahalle bakkalından bir paket bisküvi al ki çay ile ikramda bulunalım.."

Buse,evet dercesine başını hafiften sallayarak annesinin söylediklerini onayladı.

O gece Buse'nin yüreğine karabasanlar saplanmış,kendisini didik didik ediyorlardı sanki.Bir kaç kez kan terler içerisinde uykusundan uyanıp yatağından fırlamıştı.Her uyanışında,

"-İnşallah hayırdır.İçim bir tuhaf oluyor.Sanki bilinmeyen bir çıkmaza yuvarlanıyor,karanlık dehlizlerde kayboluyorum,Allah'ım.." diye yaradanına dualarda bulunuyordu.Sabaha karşı kabuslardan kurtulup tekrar uykunun kollarına kendisini bıraktığında bu sefer de Tugay giriverdi rüyasına.Şimdi, Tugayla birlikteydi.İçine o kadar huzur ve sevinç yerleşmişti ki mutluluktan adeta bulutların üzerinde birlikte uçuyorlardı.Ele ele kırlarda koşuyorlar,kırlardan topladıkları papatya çiçeklerinden birbirlerine "seviyor sevmiyor" diye fallar bakıyorlardı.Çoğunlukla da seviyor çıkıyor böylece tekrar birbirlerine aşkla sarılıp "hiç ayrılmayacağız" yeminiyle söz veriyorlardı.

Bu tatlı uykusuyla sabah oldu...Uyanıp da yatağında bir süre öylece kalakalmıştı.Geceki kabuslu rüyanın yorumunu yapmaya çalıştı ama bir türlü anlam verememişti.Sonra bütün yakışıklılığıyla Tugay geldi gözlerinin önüne.İşte o zaman yüreğinin atışlarının hızlandığını hissetti.Bu çocuğa aşk olduğuna inanmıştı.Duyguları çok farklı çağlıyordu.İlk aşk ve ilk gönül yarası olacaktı Tugayla birliktelikleri.

"-İnşallah,ilk ve son aşkım olur Tugay.O'nunla evlenir mutlu bir yuvam olur.Kız erkek fark etmez nur topu gibi çocuklarımı doğururum" diye Tugay'a karşı duymuş olduğu hisleriyle gizli bir sevinç içerisinde yataktan doğruldu.Kardeşlerinin ikisi dışında diğerleri hala uyuyorlardı.Uyandırmaya kıyamadı.Önce mutfağa girip sabah kahvaltısını hazırlamalı sonra da güne başlamalıydı.Öğleden sonra saat üçte de papatya pastanesinde Tugay'la buluşacak olmalarının sevinci ve heyecanı uyandı içerisinde."Bismillah" deyip yataktan fırladı...



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 346
favori
like
share