Binbaşı Halis (Kör Halis) 1299 (Miladi 1876) yılında Kütahyada doğudu.

Babası Aydınlıoğulu Hamlacı Muhtar, annesi Germiyanoğullarından Havva Naime dir.

Harp okulunu bitirdikten sonra subay olarak katıldığı türk ordusunda önce Trablusgarb-Balkan-Çanakkale

ve son olarak milli mücadelede Fransız cepesinde (Diyarbakır-Mardin-Urfa-Siverek)

menzil mıntıka müfettisliği hizmetinde bulundu. Diyarbakırda bulunduğu yıllarda önceleri

tanışdığı Ziya Gökalp'in çıkardığı küçük mecmuada makaleler yazdı.

Bunlar Diyarbakır Tarihinde Komuk (Koummoukh) Eli ile Diyarbakır abideleridir.











ÇANAKKALE BERATI: Mevk-i harpte fevkal-ade şecaat ve cesaret ibraz suretiyle hizmet-i
vataniyede bulunan erkan ve ümera ve zabitan ile küçük zabitan ve efradın ve
memurin-i askeriye ve mülkiyenin beynel-emasil bais-i fahr u mübahat olacak
surette taltif ve tesririemr u ferman-ı humayun-padişahanem iktizayi
celilinden bulunduğuna ve yirmiyedinci alayın üçüncü tabur kamutanı
binbaşı kı dvetül-emacid vel-ekarim Halis efendi muharebedesebkeden
hüsn-i hizmet ve gayretinden naşi şayeste-i telattufat-i seniye-i
şahanem olduğuna binaen bil-istizan şeref sadir olan irade-iseniyye-i
mülükanem hüku-i münifine ve nizamname-i mahsusuna tevfikan kendisine gümüş
liyakat muharebe madalyası ita kılınmış olduğunu mütezammın işbu berat-alişan
isdar olundu Hurrire fil-yemil-aşir min şehri muharremil-haram liseneti
erbain ve selasune ve selasemie ve elf ( 10 muharrem 1334)







Ömrünü savaş meydana getiren ve genç yasında hayatın tamamlayan Binbaşı Halis doğu ve batı

dillerine vakıf bir askerdi. Son derece mütevazi ve o nispettede kahraman bir askerdi.

Miralay (Albay) Şefik Aker'in Çanakkale'de Mustafa Kemal paşa yerine 19. Tümen Komutanı olarak

tayini üzerine boşalan 27. Alayın Alay komutanlığına getirilmiştir. Birbirlerine halef-selef olan Halis Bey için Miralay Şefik Aker

(Çanakkale-Arıburnu Savaşları ve 27. Alay) isimli eserinin 55. sayfasında (her iki taraf muannidane birbirine mukavemet

etmeye ve baş kaldırmaya başladı. Tabur Komuntanı vaziyeti nazik gördü. Bu sırada kolunun pazu kısmından yaralandı.

Çok kıymetli ve şeci (kahraman) olan Tabu Kumandanı Yüzbaşı Halis yaralı olduğu halde dahi sağ cenahını

bu tehlikeli vaziyette bırakmak istemedi ve bir müddet bekledi. Fakat kaybetmekte olduğu kan

sebebiyle ve arkadaşlarının ısrarı ile geriye, sargı mahalline gitmeye mecbur kaldı.

Geriye gitmeden evvel subay arkadaşlarına 57. Alay buraya gelinceye kadar habercilerden başka hiç kimse

geriye bir adım atmasın ve icab ederse orada ölerek mevzilerine terk etmemelerini söyledi) demektedir.







ISTiKLAL BERATI:
Türkiye Cumhuriyeti Istiklal madalyası Vesikası No: 5692 Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 30 Mayıs 1926 Tarihinde vukubulan üçüncü içtima
senesinin yüzonuncu içtimasının birinci celsesinde kabul buyurulmuş
olan Istiklal madalyası kanunun birinci maddesinin müzeyyel 30 mayıs 1926
tarihli ve 869 nolu kanunnamenin ikinci maddesine tevfikan Milli orduda
vazife almış olan mütekaid piyade binbaşı Halis efendinin kırmızı şeritli
Istiklal madalyası ile taltifi 9.8.1927 tarihinde tastik-i aliye iktiran
eylediğini mübayyin vesikadır.

Istiklal madalyası alan zatın hüviyeti Mütekait piyade binbaşı Halis efendi
Kütahya 314-32










27. Alayın genç teğmenlerinden Mucip Kemalyeri "Çanakkale Ruhu Nasıl Doğdu ve Azerbaycan Savaşları"

isimli kitabında Binbaşı Halis'in kahramanlığından övgüyle bahsetmektetir:



"Arıburnunda bulunduğumuz sıralarda muharebenin tesiri bizim taraf içinde kendini göstermeye başladı. Dakikalar ilerledikçe

mücadele bütün manasıyla dehşet ve ehemmiyet peydah ediyordu. Bu sırada Tabur Komutanımız Uşaklı Halis Bey geldi.

Henüz 20 yaşındaydım. Onun gelişi benim için imdat kuvveti oldu. Düşmanın vaziyetini tetkike başladı. Vaziyetin lehimize

olduğuna dair bir kanaati olmadığını yüzünden okumak mümkündü. Bana durum muhakemsi yaptıkdan ve emir verdikten sonra:


'Düşman herhalde denize dökülecektir' dedi.



Gittikçe sararan yüzünden ve bakışlarındaki kuvveti kaybolan gözlerinden bir mana çıkarmak istiyorum, fakat bunun için çok

düşünmeye ve sebeb aramaya lüzüm kalmadı. Sol kolunun haki kumaşı yavaş, yavaş kızarıyor, ve parmaklarının ucuna

kan damlaları birikiyordu.



- Yaralanmışsınız dedim.
- Şimdi değil sizin bölüğe gelirken yolda oldu.



Sıhhiye Çavuşu diye bir defa seslendim. Beni susturdu ve hemen ilave etti.
'Asker yaralandığımı duymasın' dedi.

Avcı hattında durumu tetkik etti. Bu tetkikin ne kadar sürdüğünü kestiremedim. Fakat Komutanımın her dakika içinde

yattığı yerde bile takatsizliğinin artmakta olduğunu hissettim. Bize karşı çok manalı ve müfen bakışları vardı. Anlıyordumki

yanlız bırakmak istemiyordu. Komuntanımızı haddinden fazla tatmin ve temin etmeye çalıstık. Fedakar Kumandanımız yavaş,

yavaş müsterih olmaya ve bize ehhemiyet etmeye başladığını hissediyordum. Biraz sonra sesi toklaştı.

-'Kattiyen geri çekilmeyiniz size derhal takviye kuvveti göndereceğim' dedi.



Bu emre müteakip bir erin yardımıyla yavaş, yavaş geriye doğru inmeye başladı."


Çanakkale'ye ait bazı kitaplar ve bazı yazarlar, Şevki Yazman, Abdurrahman Özgen ve diğerleri Halis Bey hakkında hatıralar kaydetmişlerdir. Mahiyetinde çalışan Gelibolunun Uygardere köyününden 1299 doğumlu Halil oğlu Ahmet Uzun, Seddülbahirde geçen bir olayı anlatır. Şöyle der



"Biz iskelede mevzilenmişken bir kez iskeleye bir düşman torpido botu yanaştı. İçinden babalarının evindeymiş gibisine 20-30

kişi çıktı. Meğer düşman neferleri ara sıra buraya çıkarmış. Bölük Komutanımız Halis efendi (Ona Kör Halis derlerdi) bize:

'Buraya mevzilendiniz, vazifeniz hiç kimseyi karaya çıkartmamaktır. Eğer karaya bir tek düşmanı neferi çıkartırsanız

hepinizi vururum. Bende size bir hile yaparsam sizde beni vurun' dedi.

Hani Yüzbaşımız çok yaman adamdı doğrusu. Düşman ikinci taburla buluşuyordu. Arıburnu'na sırta gelince birden Yüzbaşımız

Halis Efendi ayağından yaralandı. Atından atladı, çok kızgındı. Hepimizi yere yatırıp süngü taktırdı. Düşman sırta tırmanmış

bize doğru geliyordu. Hemen ateş açtık. Hani biraz daha gecikseydik düşman sırta yerleşecektı. Aramızda mesafe gittikçe

kapanıyordu. Halis Efendi süngü hücümu verdi. Allah-Allah sesleriyle sırtdaki düşmana saldırdık, birbirimize girdik. Halis Bey

muhtelif savaşlarda yaralanmış cesur bir askerdi. Daima cesaretini tevazu ile gizler dururdu. "Tarih Konuşuyor"

isimli mecmuada ona dair çıkan hatırada hatıra sahibi şöyle bahseder:



' Top ve mermilerin göz açtırmayacak şekilde üzerimize geldiği bir sırada Halis Beyin ayakta duruşu dikkatimi çekti,

yaklaşıp 'Kumandanım niçin hedef küçültmüyorsunuz?' dediğimde o askere metanet vermek için ayakta kalışını

tevazu ifade eden şu sözlerle gizlemiştir: 'Nasıl olsa kalkmayacakmıyız, bu ağır gövde ile yatıp kalkmak zor

oluyorda onun için ayaktayım' diye cevap verdi. ' "







--------------------------------------------------------------------------------



Aşağıda Ecebat Yerel Tarih Grubundan Sayın Şahin Aldoğan ve Selim Meriç'in

Binbaşı Halis Ataksor hakkında hazırladığı yazıyı okuyacaksınız.





27. Piyade alay Komutanı Mehmet Şefik'in ifadesiyle "...çok kıymetli ve seci olan tabur Komutanı Yüzbaşı Halis,

yaralı olduğu halde dahi sağ yanını bu tehlikeli vaziyette bırakmak istemedi." Şeklinde bahsettiği bu kahraman

asker maalesef bu savaşla ilgili olarak kendinden bahsetmemiş, büyük bir mütevazilik içinde kendi astlarının

ve üstlerinin savaş içindeki fedakarlıklarından bahsetmiştir. Bizim de Halis Bey'i anlatırken başvurabileceğimiz

en sağlam kaynaklar savaştaki kendi silah arkadaşlarının hatıraları ve Genel Kurmay

askeri tarih ve Statejik Etüt Başkanlığı yayınlarıdır.

Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914'te seferberliği ilan etmişti. Bu ilan doğrultusunda yarımadayı savunacak 3 Kolordu,

4 Ağustos 1914 tarihinde sefer teşkilatı kuruluşlarına geçmeye başlamıştı. 3. Kolorduya bağlı 9. Piyade tümeninin

27. alayında önceleri Yüzbaşı Halis'i bölük Komutanı olarak görmekteyiz. Ağustos 1914 te Yüzbaşı Halis'in birliği

Karaçalı ile Saz liman arasındaki sahili korumakla görevlendirildi. Daha sonra 1914 Kasim'inda

Uzunhızırlı - Kumköy civarında ordugaha yerleşme emri aldı. 2. Kasım 1914 tarihinde Ilgardere'ye harekat ederler.

9. Tümen Karagahı Maydos'a (Eceabat) taşınır. 27. Alay Komutanlığından vekaleten Binbaşı Şefik Aker atanır.

13 Kasım 1914'ten itibaren Şefik Bey'in komutasındaki Yüzbaşı Halis Yalova-Kumköy mıntıkasından Kocadere mıntıkasına

gelip koşullanır. Daha sonra onun bağlı olduğu 3. tabur Maydos'a (Eceabat) gider. Şubat 1915 sonlarına kadar Yüzbaşı Halis

Kabatepe - Arıburnu sahilini savunmakla görevli sağ yan müfrezesinin sol geri ihtiyatı olarak görev alır.

Görev aldığı yer, boyun noktası olarak tanımladığımız Kakma dağ sinsilesinin Kilitbahir

platosunun üzerindeki Eğerli Tepe'ye ulaşan sırtının gerisindeki yerdir.



26 Şubat 1915 günü emriyle yüzbaşı Halis 3 Tabur Komutanı olarak Kirteye 26. Alay emrine verilir.

Bu tabur Seddülbahir Kalesinin ve civarının savunmasını üstlenmiştir. Karargahını Arapkale'nin kuzeyine kurar.

İşte burada meşhur Mehmet Çavuş'un Kahramanlık hikayesi Yüzbaşı Halis'in 3. taburunun 10. bölük takımlarından

birinin 4 Mart 1915'te Seddülbahir'de Keşif komanda çıkartması yapan İngiliz deniz piyade birliğine karşı

bozulan tüfek mekanizmasının yerine taşla düşmana saldıran Mehmet Çavuş'un bu kahramanlığı,

Halis Bey tarafından mıntıka komutanlığına bildirmiş, ve bu taburunu

Kocadere bölgesine kadar olan yeri savunmakla görevlendirilmiştir.

8 Nisan 1915 gecesi Halis Bey ve taburu Kabatepe'ye intikal eder. 21 Nisan 1915 gecesi 3. Tabur koruduğu bölgeyi

Binbaşı İsmet'in 2. Taburuna teslim edip, Maydos'un batısındaki zeytinliğe yerleşir.


24. Nisan gecesi Halis Bey'in taburu Kabatepe'de gece tatbikatı yapmış ve Maydos'taki ordu karagahına saat 2.00 dönmüştür.

Sabaha doğru Arıburnundan top ve silah sesleri gelmesi üzerine alay komutanı emriyle silahbaşı yapar.

Halis Bey askerinin ekmeğini dağıttırır. Taburundan bir bölüğü Çam burnundaki topçu bataryasına

kılavuzluk etmek için bırakır. Diğer 3 bölükle Kakmadağ üzerindeki kıstaktan geçip Kilye ovasından

Kavak dereye doğru yürüyerek kavakdere başında 1. Taburla birleşir. Daha sonra alay Komutanının emrinde

3. Sırt tabir edilen topçular sırtında 165 rakımlı tepe (Kemalyeri) noktasından avcı hattında 2. Sırt'a doğru

taaruza kalkan 27. Alay sağ kanadını teşkil eder. Halis Bey'in taaruz yönü merkez tepeden itibaren,

boyun (Bombasırtı) - Kılıçbayı yönünde gelişmektedir. Halis Bey'in en uçtaki 12. Bölüğünün ıncebayır - Edirne sırtı kuzeyindeki

hattakideki taaruzunu emniyet altına almak için daha evvel sahili savunan 2. Tabura bağlı Asteğmen Mustafa komutasındaki

takımında hücüma iştirak ettirerek düz tepe üzerinden düşmanın ilerlermesini engeller. Bu hücumlar sırasında

Kılıçdere - Kesikdere arasında pazusundan yaralanır. Alay Komutanın Şefik Bey'in övgüyle ondan bahsederken sağ yanını

tehlikeli vaziyette bırakmak istemedi dediği olay bu şekilde geçmektedir. Kan kaybının artması üzerine

baygınlık geçireceği anda geriye sargı yerine götürülür. Yüzbaşı Halisi 3. Taburun başında görmekteyiz. Mayıs

başındaki Türk taaruzlarında 3. Tabur cephenin güney kanatta Kırmızısırt-Kanlısırt hattında

cephede çarpışmaktadır. 16 Mayıs 1915'e cephenin yeni tanzimine göre

kuzey kanatta yer alan 19. Tümen'in emrinde olan 27. Alayın 3. Taburu olarak boyun noktasının kuzeyinde (Bombasırtı) bölgesinde

alayının sağ kanadını teşkil eder ve çok kanlı geçen 19 Mayıs taaruzlarında 2. cephe bölümünün gündüz

hücumlarında 57. Alay üzerinden geriden getirilerek taaruza kaldırılır.

Daha sonraki günlerde 4 Haziran 1915 saat 3:30'da ani ve şiddetli Anzak cephesinde Bombasırtı hücumunda 30 ve 31 no'lu

siperleri kaybederiz. İşte Halis Bey'in bu kritik olay içinde 57. Alayın sağ cennahını çökmeyi kendi taburuna bağlı

birliklerle koltuk teşkil ederek direnme oluşturmuş ve bilahare Şefik Bey'le müşterek yapılan planla az sayıda bombacı

erlerle yapılan bomba taaruzu sonucu adı geçen siperler geri alınmıştır. Bilhassa 31. No'lu siperi tekrar

alan birliğin Halis Bey'in 3. Tabur 4. bölük (12) takımları olduğunu görmekteyiz.

Bilahare Ağustos ayının 9'undan itibaren Alay Komutanı Şefik Bey 19. Tümene vekalet edince,

o zaman Binbaşı Halis Bey 27. Alay Komutanlığına atanmıştır.

Binbaşı Halis 19. Tümen Komutanı emrinde düşman çekilene kadar verilen görevi başarıyla tamamlamıştır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 493
favori
like
share