İnsanın dış elbisesi iki hikmete bakar birincisi onu soğuktan sıcaktan rüzgardan ve bütün dış etkenlerden koruyarak,bedenini sıcak tutup ısı derecesini muhafaza ederek hastalanmasını engeller.ikincisi ise bedenindeki çirkinlikleri örterek bir nevi setr eder.settar isminin iktizasıyla cemil isminin güzelliklerini zinnet suretinde gösterir..Nasıl ki dış elbise insanı dış etkenlerden koruyup setr eder.öylede beden elbisesi de ruhu dış etkenlerden koruyan bir elbisedir.Bedenin elbiseye ve gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhunda beden elbisesine ve gıdaya ihtiyacı vardır..Bedenlerinin ihtiyaçlarını gidermek için gece gündüz çalışan ve onu en güzel biçimde süsleyen ve besleyen insanoğlu gıdasız ve çıplak bıraktığı ruhunun açlığını mal , kariyer ,evlat ,sefahet ve kadın ile dolacağını zannetmektedir. Halbu ki mide küçük bir kaptır ve çabuk doyar ve dolar..Amma ruh kabı, akıl, hayal, kabı, öyle bir kaptır ki dünyayı içine koysanız dünyanın maddi şeyleri ile doymaz. Helminmezit yani “daha yok mu?” der.Bütün dünyayı yutsa tok olmaz.çünkü o ruh ve kalp bekaya müştak ve aşıktır.Faniye razı olmaz.vehmi farazi zanni ve nispi olan cisim, renk, şekil,desenler onu doyurmaz.tatmin vermez.bu tatminsizlik neticesi açlık ve hastalığa tutulan ruhların açlıklarını ve hastalıklarını mal, kadın, kariyer, dünya ve sefahet ilaçları ile tedavi etmeye çalışanlar öyle zannediyorlar ki, maddi beden ilaçla tedavi edildiği gibi ruhlarda bu metalarla tedavi edilebilir.. Ruh ve kalbi ancak uhrevi olan şeylerin tatmin edeceğini bilmezler.

Günah, isyan ve dalalet ile derinleşmiş ve çürümüş olan ruhun yaralarına çalınacak en güzel merhem zikir, taat, ibadet olduğunu akledemezler.

Başı gözü ve ayağı ve kalbi ağırınca hastaneye koşup bir sürü tedkik ve tahkik ve tedavi yaptıranlar ruhu ve kalbi ağırınca zikire virde tesbihe ve namaza değil hüzünlü şarkılara, barlara, sefahete koşarak ruhlarını tedavi değil azap ettiklerini kavrayamazlar.

Midesi acıkınca nezih, güzel, tatlı, türlü türlü yiyeceklerle tıka basa doyuranlar, ruh ve kalbinde manevi gıdası olan zikir şükür fikir namaz gıdalarına ihtiyacı olduğunu onlarla maneviyatının doyacağını düşünmezler.
İbadet ve kulluk haplarıyla ruhun manevi ızdıraplarının ve feryatlarının dineceğini bilmezler.

Bedenleri için saatlerce ayna karşısında duranlar, bedenleri için her gün boya ile gıda ile ilaç ile tamirat ve tadilat yapanlar, her gün manavları ve marketleri midelerine indirenler ruhları için hiçbir kuran sünnet zikir alışverişi yapmazlar.

Günah, haram ve isyanla kirlenen, paslanan, bozulan, tutukluk yapan ruh ve kalp makinesini işletecek olan zikir yağlarını Kur-an ilaçlarını, iman tiryaklarını kullanmazlar.

Manevi bir ölüm gerçekleşen ruhların ve kalplerin hayat belirtileri kazanması için ilim irfan kuran sünnet takviyesine ve destek makinesine ihtiyacı olduğunu fehmedemezler.

Küçücük cürmüyle maddi mekânlarını genişletmeye çalıştıkça, odalarını çoğalttıkça ruhlarını dar odalara hapsettiklerini ve ruhun mekanını daralttıklarını idrak edemezler.

Geniş, şaşalı ve ışıklı mekanlarda, rahat döşeklerde bedenine hizmet edenler, ruhlarının ve kalplerinin zindanlarda dünya prangalarına vurulduğunu akletmezler.

Gözü gibi bakarken arabasına, saçına, elbisesine, yüzüne ve vücuduna hayatı ve saadeti olan ruhundan haberi yoktur. Yüzde doksanı boş kalan ruhunun kemalattan lezzeten maneviyattan soyutlandığını derk etmez.

Dış dünyasını zenginleştirip ihtişama şaşaya boğanlar ruh dünyası ve kalp dünyasının fukaralaştığını, maneviyata dilence muhtaç olduğunu akıl gözüyle göremezler. Maddi zenginlikleri içerisinde manevi dilenci olurlar.

İçkilerden, kadınlardan, lüks evlerden, tatillerden ve haramlardan iç huzur, saadet, safi sevinçler ve halis sürurlar dilenirler. Ruhun tadilatı ve tamiratını yapan ibadet ilaçlarından bi haber yaşarlar.

Nefsin kör ve sağır aklıyla konulan yanlış teşhislere yanlış tedavi süreci uygulamanın cezası psikolojik, fizyolojik ve biyolojik bunalımlar olarak çekilir.

Hastalığı durmadan nükseden ruh ve kalbin tedavisini ve çaresini namaz ve zikir tiryaklarında değil eğlence hapında sefahet gaflet şuruplarında arar..
İsyan neminde, dalalet ve gaflet zemininde çürüyen, günah fırtınaları ile bozulan ruh ve kalp evini zikir, fikir, şükür ve ibadet malzemelerini kullanarak tamir edip o ruh evini sağlamlaştırmazlar.

Müminler Allahın emri olan ramazan orucuyla bir ay boyunca ruhlarını zikire, fikre, ilme salavate ve ibadetle doyurup bedeni aç bırakırken,ruh ve kalbten haberi olmayanlar 11 ay bedenlerini semizletirken ruhlarını aç bırakarak onlara zulm oruçları tuttururlar.

Böyle bir ruh yangını, ruh kasaveti, cinneti ve bunalımı içerisinde olanlar tabelasız isimsiz tedavi yerleri olan nefsin ve şeytanın cazibedar fantezileri ile tedavi olmaya çalışırlar. Rabbin manevi hastaneleri olan kuran, sünnet, iman ve cemaat hastanelerine başvurmadıkları için hastalıkları şiddetlenir, cinnet ve zillet hapishanelerine düşerler. Kimisi gözünü meyhanelerde kimisi gözünü şiddette, kimisi gözünü kabirde, kimisi gözünü hastanede kimisi de gözünü kabirde açar. Pişmanlığa, feryada ve ve azaba.

Rabbim bizleri iman kuranın şifa kapısına gelip tedavi olanlardan eylesin. Takvası olmayan, hayâsı olmayan ve ilmi olmayan üryan ruhlardan eylemesin. Bedenin adi arzuları için ruhu feda eden ahmaklardan eylemesin. Âmin.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 351
favori
like
share