[FONT="Arial Narrow"]


Hayatımda konuşurken, kendimi ifade ederken kullandığım kelime ve cümlelerin gerçek anlamları dışında ifade edilerek konuşulmasından pek yana değilim. Gerçek anlamlarının dışında kullanmamayı tercih ediyorum. Bunu becerebiliyor muyum? Öz eleştiri yaparsam; kimi zaman hayır .
Fakat, anlamının dışında kullanmamayı özenle seçtiğim kelimeler var. Bunlardan birini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çoğumuz duymuşuzdur; bir yerlerde bizlere söylenmiş veya söylemişizdir. Herhangi bir bilgi konusunda “Bu benim ayıbım ya da bunu bilmemen senin ayıbın. Bilmek zorundasın” gibi cümleleri.
Bir de bu sözü çürüten, tezatlık yaratan başka bir söz vardır dağarcığımızda. O da, bu sözden önce duyduğumuz “Bilmemek ayıp değil; öğrenmemek ayıp sözü”. Hem bilmemenin ayıp olduğunu vurguluyoruz; hem de diğer yandan, bilememek ayıp değil gibi çarpık bir anlam ifade eden cümleler kullanıyoruz. Tezatlık yaratan kelime ve cümleleri aynı konuda kullanabiliyoruz. Bence, her insan her şeyi bilecek veya o konu hakkında tam anlamıyla bilgi sahibi olacak diye bir kural söz konusu olamaz. Bu cümlede bilgi konusunda ifade edilmek istenen ayıp kelimesi, anlam bakımından yanlış kullanılmaktadır.
Ayıp kelimesi gerçek anlamı itibariyle yapılmaması gereken davranışlar ve konuşulmaması gereken sözler için cümlelerde kullanılır. Yani ahlak dışı davranışlar ve sözler için kullanılır. Oysaki bir şeyi bilmemek konusunda, bu benim ayıbım ya da senin ayıbın cümlesindeki ayıp kelimesi, kullanılmaması gereken yasaklanmış bir söz değilmiş gibi, anlamı değiştirilerek kullanılıyor.
Kendimi tanıtırken bilmemekten asla utanmam diye bir ifade kullanmıştım. Çünkü, herhangi bir konuda bilgisizliğimden ya da eksik bilgimden dolayı utanılacak bir durum söz konusu değildir benim için. Her zaman nasıl daha farklı bir şeyler öğrenebilirim felsefesine daha yatkınım. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmamak, benim ayıbım ya da senin ayıbın gibi cümleler altında ifade edilmemelidir. Hayır. Bilmemek ne benim ayıbım, ne de bir başkasının. Ayıp kelimesi, karşıdaki insanın bilgisine karşı kullanılan bir nezaket davranış biçimi olarak kullanılıyor olsa da; gerçek manasında cümlede yanlış anlamda kullanılıyor.
Bu benim ayıbım cümlesine takmış durumdayım. Ortada ayıbın gerçek manasında kullanılacak bir durum yok ki. Neden kelimeleri gerçek manasından farklı kullanırız.
Herkesin hayata bakış açısı, yaşam standartları, ilgi alanları, hobileri, yetenekleri farklıdır. Bu yüzden yanlış demiyorum; fakat, herhangi bir bilgi eksikliğiyle karşılaştığımızda kullanılan ayıp kelimesi, o kişinin o konuda cahilliğini göstermez. İlgi alanı değildir. Maddi veya manevi olarak o bilgiye belki ulaşma imkanı bulamadığının da bir göstergesi olabilir.
Ayrıca bir konu hakkında bilgisizlik, bu sözü söyleyen ve söylenen kişi için her şeyi bildiği anlamına gelmediği gibi, her bilgiden de yoksun olmadığı anlamına gelebilmektedir.
Şimdi burada kullanılacak kelime ne hata, nede ayıp kelimesi adı altında isimlendirilmelidir. Bir konuda bilgi sahibi olmamak ya da eksik bilgi sahibi olmak kişiyi utandırıcı; küçük düşürücü bir sözle ifade edilmemeli ve kişide kendini bu kelimeyle ifade etmemelidir bence.
Utanılacak ya da ayıp söz konusu olacak bir durum yok ortada. Burada, yeni bir bilgi öğrenme ya da eksik olan bir bilgiyi tamamlama var. O da kaynağın ne kadar doğru olup olmadığına bağlı. Bu benim ayıbım ya da senin ayıbın sözü tercih edileceğine, bu konu hakkında bu kadar fikrim yoktu; ama bunu öğrenmem iyi oldu cümlesi daha doğru ve yerinde kullanılmış olur.
Ayrıca burada karşıdaki kişiden doğru olan bilgiyi bir ölçüde öğrenme var. Fakat, o kişilerin bildikleri ve sözleriyle bizlere ilettikleri konularda, ne kadara kadar doğrudur oda tartışılır. İnsan, hayatı boyunca yeni bilgiler öğrenir. Bunların kimi doğru, kimi yanlış olur. Fakat, ömrünce hiçbir zaman dünyada var olan bilgilere tam olarak ulaşamaz. Buna ne gücü yeter, nede yaşam süreci. Zaman değiştiği sürece bazı bilgilerde değişmekte ve onlara yeni bilgiler eklenmektedir. Bazı bilgiler yani, zaman aşımına uğramaktadır.
Kendimce bilgi konusunda bu konuyla bir bağlantı kuracağım bir diğer konu hakkında düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yüzmeyi ya biliyorsundur, ya da bilmiyorsundur. Yüzmenin ortası, eh, şöyle, böyle, biraz biliyorum’u yoktur. Bilgide, denizde yüzmek gibidir. Biraz yüzme bilmek kıyıda insanı az biliyor olmasıyla ayakta tutar, fakat denizin ortalarına doğru yaklaştıkça bu işin eh, şöyle, böyle diyerek çıktığın açık deniz yolculuğunda hiçte işe yaramadığını ve seni sulara gömüp çektiğini görürsün. Bilgide, bilgi kıyısında insanı hayatta tutar. Fakat ortalarına doğru geldikçe hiçbir şey bilmediğini, bildiğin çoğu şeylerin yanlış olduğunu ve ayak diretip inat ettiğin bazı bilgi konularında da sınıfta kaldığını görür ve öğrenirsin.
O yüzden bazen emin olunmayan bilgi ve birçok konularda da susmak, dinlemek ve öğrenmek gerekir. İşte! Bu yüzden hayatta yol alabilmek için, bazen; bazı şeyleri de tam olarak bilmek zorundasın.

Yazan : Melodi AKÇAY

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 557
favori
like
share
By_ultrAslan Tarih: 08.09.2009 19:30
[COLOR="PaleGreen"]Çok güzel bir yazı özellikle verdiği örnek mükemmel ...

Kıyıda yaşayabiliyoruz , bakalım ortalara gidebilecekmiyiz ve hayatta kalabilecekmiyiz... :3:

Birde Bu tür yazıları paylaşırken yazı stili ve rengine dikkat edersek okuyanlar için daha kolaylık olur :5: