Buse'nin Gözyaşları 6 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse,öğleye kadar evin temizliğiyle ilgilendi.Sağı solu düzeltip çeki düzen verdi.Emine de ablasına yardım etti.Bu konularda ihmalkar davranışlardan kaçınırdı.Ablası bir şey söylemeden hemen el çabukluğuyla O'nun yapacağı işe el atar,yardımcı olurdu.Emine,ablasıyla aralarında bir yaş farkı olmasına rağmen O'nun ikizi gibi duruyordu.Evin işlerini bitirince Emine'yle odasına çekilip biraz şakalaşmışlar sonra da Emine'ye takılmaya başlamıştı.Emine'nin okuldaki derslerini bahane edip ruhsal durumunu çözmeye ve içerisindeki gizemliliği anlamaya çalışıyordu.

"Karnendeki notlardan da anlaşılıyor ki dersleri biraz aksattığın ortaya çıkıyor,bir tanem.Benim,Samsun'a Sağlık Kolejine gitmemle sen biraz işleri gevşettin gibime geliyor.Yoksa kafası çalışan bir insansın.Söyle bakıyım kız,bu tembelliğin altında aşk meşk mi yatıyor yoksa...Hıııı,hadi çekinme,çekinme..."

Emine,ablasının birden bire yapmış olduğu,hesapta olmayan konuşması karşısında mahcubiyetini gizleyememiş,yanakları pembe pembe olmuştu.

Buse,müşfik bir edayla konuşmasına devam ediyordu:

"...Bazı şeyler gırgır gibi gelse de ciddiye almamız lazım.Daha doğrusu yaşamın kendisi karşısında güçlü olmamız lazım.Bunun için de bizlerin yapacağı, derslerimize çok çalışmak.Bak seneye yatılı okulların sınavlarına gireceksin.İnşallah kazanırsın da birlikte Samsun'da aynı okulda oluruz..."

Emine,ablasının konuşmasını kesmişti.

"-Abla,benim gönlümde öğretmenlik yatıyor.Küçük çocuklarla haşir neşir olmak,onların dünyasında gezinmek benim tek idealim."

Buse,

"-İnşallah Emine'ciğim.İstediğin hedefe ulaşırsın.Her mesleğin kendine göre kutsal tarafları var.Tabi ki öğretmenlik de ilk sıralara gelenler arasında.Neyse şey diyordum.Birinci dönem derslerinin niye böyle zayıf olduğuna bir türlü akıl sır erdiremediğimi söylemeye çalışıyordum.Zaman zaman insan niye böyle tökezler.Sebepleri çok basit.Ergenlik çağındaki saplantılar,gençleri ister istemez biraz durgunlaştırır.Ben de aynı sancıları,acıları yaşamıştım.Neyse.Belki de aşktandır ha..."

Emine,ablasını can kulağı ile dinliyor,konuşmasını nereye getireceğini az çok sezinliyordu.
Buse ise uzman bir psikolog gibi inceden inceye Emine'nin ruhunun derinliklerine girmeye çalışıyordu.

Buse,birden bire;

"-Biliyor musun Emine,sana bir gerçeğimi itiraf etmek zorundayım.Eğer bunu söyleyemez de içime atarsam kendi kendimi yer,bitiririm.Hem sonra ikimiz kardeşten de öte sırdaşız.Sana derdimi yanmayacağm da ellere mi yanacağım,değil mi?...Aşığım be Emine,aşığım.Ateş,bacayı sardı bir kez.Ben de derinden derine yanmaktayım..."

Emine,

"-Hayırdır abla.Beni merakta bırakma.O şanslı prens kim bakalım?"

Buse,kardeşinin içsel sezgilerini çözmeye çalışmayı düşünmüşken kendi durumunu açığa vurmaktan çekinmedi.Hem kendisi rahatlamış olacak hem de Emine'yi çözmüş olacaktı.

"-Şimdi sen söyle bakalım,asıl sen kime aşıksın?Bak,ben nasıl olsa sana her şeyimi ablan olarak döktüm.Biraz sonra aşkımın ismini de açıklayacağım.Hadi sen söyle bakalım,çıkar şu dilinin altındaki baklayı. Aşık mısın diye sormuyorum artık.Bal gibi aşıksın,bunda da çekinilecek kötü bir şey yok.Aşık olmak da her genç gibi bizim de hakkımız,değil mi..Hadi söyle bakalım,aşkını itiraf et..."

Emine,köşeye sıkıştığını iyiden iyiye hissetmişti.Nasıl olsa ablası,kendi durumunu çekinmeden anlattığına göre kendisi de bütün samimiyetiyle aşkını açıklamalıydı...

"-Evet abla,ben de aşığım,seviyorum.Hem de deliler gibi.Sınıf arkadaşım Selim ile flört ediyorum.Hatta aşkım için şiirler bile yazmaya başladım.İstersen bir dörtlük mırıldanabilirim bile..."

Buse,

"-Afferim kızım sana.İşte bu kadar ya.Göğsünü gere gere açıkladığın için gel sana şöyle bir sarılayım,ha.Senin aşkın benimkinden hızlı sanırım.Baksana aşkın şiirlere girecek kadar güçlü.Ben de öyle yetenek yok,şiir yazmak gibi.Hadi söyle bakalım bir dörtlük.."

Emine,nihayet rahatlamıştı.Sinirlerinin gerginliği geçmiş,kuşlar gibi gökyüzünde uçuyordu sanki.Ablasının konuşmaları,ilaç gibi gelmişti kendisine...Şiirini anımsamaya çalıştı,sonra da yavaş yavaş mırıldandı.

"Bir aşk düştü yüreğime
Sarsıldım,döndüm şaşkına
Gönlümü kaptırdım O'na
Her zaman giriyor rüyalarıma.."

Buse,kısa bir alkış tutdu.

"-Afferim kız sana.Görüyor muısun aşkın gücünü,sana şiirler bile yazdırtmış.Kutlarım seni.Sana tavsiyem;bundan sonra derslerinle aşkını birlikte başarılı bir şekilde yürütmen.İmtihanlarda da aynı ölçüde performans göstermeni istiyorum.Tamam mı?Neyse kendi aşkımın durumunu anlatırken yarım kalmıştı,söyleyeceklerim.Ben de senin gibi sınıf arkadaşıma vurgunum.Adı da Tugay.O,Sivas Öğretmen Okulunda okuyor.Bugün öğleden sonra üç gibi "papatya pastanesinde " buluşacağız.Allah,insanları sevenlerinden ayırmasın,birlikte mutluluklar nasip etsin..."

İki kardeş,gelecek günlerin nelere gebe olacağından habersiz gülüştüler.Emine,ablası Buse' ye karşı daha yakın hissetmeye başladı.O'nun zaman zaman böyle gizemli şeyleri açıklamış olmasından hoşlanıyordu. Birkaç gün öncesi kadınlardaki "adet olayını" bugün de "aşk duygularını" işlemiş olması Emine'yi mutlu etmişti...

Buse,evlerinin bulunduğu kalenin dar sokaklarından ayrılıp ana caddeye doğru yöneldiğinde saat ikiydi.Evleri,kalenin eteklerindeki Amasya'nın eski yerleşim yerindeydi.Etrafındaki tarihi evlerin arasına sıkışmış,cılız,sahipsiz fakirhane görüntüsü izlenimi veriyordu.Tek katlı olup derme çatma yapılmış,üç oda,dar bir holden ibaretti.Biri misafir odası, diğerleri de yatak odası olarak kullanılıyordu.

Evleri,kenarda köşede kalmış fakirhane görünümünü andırsa da manzarasına diyecek yoktu.Evlerinin bulunduğu yerden Amasya'nın yeni yerleşim yeri,Niksar'ın Başçiftlik kasabasının halıları gibi ayaklarının altına serilmiş gibiydi.Yeni yerleşim yerinin öyle ahım şahım geniş bir alanı yoktu zaten.Doğu batı istikametine uzanan dar bir alanda sıkışıp kalmıştı.İçinden geçen yeşil ırmak,şehri ikiye bölüyor,kayalıklarla çevrili kalenin bulunduğu tarafta kalan kısmına eski,diğer tarafındaki kısma da yeni yerleşim alanı olarak göze çarpıyordu.

Buse,dışarının sert soğuğu karşısında kendisini soğuktan korumak için kabanının yakasını yukarıya doğru kaldırıp siperlik yapmaya çalıştı.Ellerini,kabanının cebinden dışarıya çıkartmamaya özen gösterdi.Irmağın üzerindeki tarihi köprüden geçtikten sonra boydan boya uzanan ana caddedeki kalabalığın arasında kendisini kamufle etti.Bugün Amasya'nın haftası olduğu için diğer günlere göre daha kalabalıktı.Alışverişe çıkanlar,köylerden traktörlerle gelenler,diğer günlerin monotonluğundan uzaklaştırıyordu,şehri...

Şehrin ortasındaki trafik lambalarından geçtikten sonra sağ tarafa yöneldi.Postanenin arkasından sıyrılıp büyük çınar ağacının yirmi metre solundaki "papatya pastanesinden" içeriye sessizce girdi.İçeriyi şöyle bir süzüp ikinci kattaki "aile bölümünün" merdivenlerinden yukarıya tırmandı.Yan masaların birinde iki sevgili çift,sohbete dalmışlardı.Arka masadaki genç bir adam,sigarasını yakmış,aşkını bekliyor olmalıydı.

Buse,pencereye bitişik masaya oturdu.Buradan pastanenin içerisine girenleri görebiliyordu.Beş dakika oturmamıştı ki Tugay göründü.İçeriye süzülürken kendisini de gizli bir heyecan ve sevinç kaplamıştı.Biraz sonra Tugay,yanındaydı.Ayağa kalkıp tokalaştılar.İki liseli gençte aynı yürek çarpışı vardı.Buram buram aşk kokuyordu ikisi de...



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 561
favori
like
share