[FONT="Arial Narrow"]


Erozyon, toprağın rüzgar ve yağış gibi doğa etmenleri tarafından bulunduğu yerden bu etmenler vasıtasıyla yerinden sökülüp, aşındırılması sonucu meydana gelen doğa olayıdır.

Ülkemizin yedi coğrafi bölgesini oluşturan bölgeler topraklık ve ormanlık alan, arazi şekilleri bakımından farklılıklar göstermektedir. Her bölgenin bitki örtüsü, toprak yapısı o yörenin kendine has iklim şartlarından oluşmaktadır. Ülkemizdeki birçok bölgenin arazilerinin engebeli olması nedeniyle bu bölgelerde erozyonun etkisi artmaktadır.

Toprağın yapısı ve toprağın bünyesinde barındırdığı mineraller ormanlık alanların azlığının yanında, erozyon üzerinde etkisini artırmaktadır. Yakılan ve yıkılan her orman içinde barındırdığı canlıları yok etmekte ve dolayısıyla erozyonun oluşumunu tetiklemektedir.

Türkiye de yanlış ve amaç dışı arazi kullanımı, uygun olmayan eğimli alanlarda tarım yapılması erozyonun diğer nedenleri arasında gelir. Bölgeler arasındaki iklim farklılığı toprakların şiddetli yağışlarla birlikte erozyona uğramasının sebepleri arasında yer alır.

Şiddetli yağışlar ormanlık alanlarda ve akarsu kenarlarında yer alan toprakların hızla kaybına sebep olur. Şiddetli yağış ile birlikte toprak tarafından iyice emilen su toprağın yumuşamasına, esnemesine sebep olur. Esneyen ve yumuşayan toprak bulunduğu yerden hızlı bir şekilde yer değiştirir. Böylece kimi zaman verimli olan topraklar verimsiz toprakları bünyelerinde barındırır. Verimli minerallerle dolu toprağın yapısı böylece verimsizleşmekte, bünyesindeki mineralleri zamanla kaybetmekte ve çoraklaşmaya kadar gitmektedir.

Ülkemizde tarıma elverişli alanların dışında, engebeli arazileri düzleştirerek bilinçli olmayan tarımcılarımız tarafından tarıma elverişli hale getirilmek istenen topraklarımız, yanlış sürme nedeniylede erozyona sebep olmaktadır.

Topraklarımızın amacı dışında sürülmesi ve kullanılması, bitki örtüsüyle kaplı ormanlık alanların yok edilmesi, diğer doğa olaylarının yanında her geçen gün toprak kaybının fazlalaşmasına neden olmaktadır.

Erozyon sebebiyle oluşan toprak kayıplarını önlemenin insanlarımız tarafından bilinçli olarak uygulanması gerekir. Eğimli arazilerde, yağmur dolayısıyla kayganlaşan zeminde toprak kaymasını önlemek için yağan yağmur suyunun şiddetli bir şekilde akmasını engellemek üzere set, bent gibi taraçalar yapılmalıdır. Teraslama yöntemiyle birçok arazi, toprak parçası erozyon dolayısıyla oluşabilecek seli önlemeye yardımcı etkendir. Yerleşim birimleri yakınlarında toprak kaymasına sebebiyet verecek boş araziler bitki örtüsü ve ormanlık alanlarla doldurulmalıdır.

Yağışların beraberinde getirdiği erozyon toprak kaybına büyük ölçüde sebep olduğu kadar rüzgar erozyonu da ülkemizde toprak kayıplarına sebep olmaktadır. Genel olarak halkımız tarafından yağışların toprak kaybına sebebiyet verdiği bilinse de topraklarımız açısından rüzgar erozyonu da önem taşımaktadır. Ülkemizde her yıl bölgesel iklim koşullarına göre değişen ve akarsu debilerinin farklı olması sebebiyle birçok toprağımız denizlere, göllere, nehirlere ve akarsulara karışmaktadır. Bu doğa etmenlerinin yanında bilinçli insanlar ve bilinçli tarımcılar yetiştirmek insan eliyle sebebiyet verilen erozyonu önlemek için büyük bir adımdır.

Yeryüzünü kaplayan ormanlarımız dünyamızın yaşayan akciğerleridir. Ormanlar dünya nüfusunun ve dünyanın ayakta kalabilmesi için oksijen üreten, temiz hava sağlayan ağaçlarla ve çeşitli bitki örtüsü ile örtülü el değmemiş, geniş, bakir alanlardır.

Ülkemizde ve dünyada birçok bölgelerde orman yangınları oluşmakta. Bu orman yangınlarının birçoğu bilinçli bir şekilde insanlar tarafından çıkarılmakta, bir kısmı bilinçsizce, ihmal sonucu atılan bir sigara izmariti, piknik için yakılan ateşin tam olarak söndürülmemesinden, çiftçilerimizin yaktıkları anızın rüzgar etkisiyle etrafa yayılmasından, bir kısmı da güneşin o yakıcı ve kavurucu sıcağından, yıldırım gibi doğa olaylarından, köylere veya kasabalara verilen elektrik tellerinin rüzgarla veya herhangi bir nedenden dolayı kopmasından ve daha birçok nedeni bilinmeyen sebepten dolayı meydana gelmektedir.

Dünyamız hızla ilerleyen teknoloji sayesinde çölleşmeye doğru gitmektedir. Bir gün gelecek, ormanların tahrip edildiği topraklar kuruyacak, kurak olan topraklarda hiçbir canlı türü üremeyecek. Bu yüzden yağmur bulutları yağmur bırakmayacak yeryüzüne. Kuraklıktan dolayı bir gün ne yiyecek bir şeyler, ne de içecek su bulabileceğiz bu gidişle bakir alanları yok ederek.

İlerleyen teknoloji ile ormanlarımız teknolojinin getirdikleriyle birlikte birçok yönden tahrip edilmektedir. Bu tahrip sebeplerinin başında bilinçli olarak ormanlık alanların işgal edilmesi ile ağaçların kesilip tarla olarak kullanılmasıdır. Boş başka alanlar var iken villa ve evler yapılmak amacıyla ormanlık alanların tahrip edilmesi. Ormanlık alanın yakınlarından geçen yol var iken gereksiz yere ormanın tahrip edilip yol açılması.
Gelişen sanayileşme ile birçok ağacın mobilya üretimi için ve inşaatlarda kullanılmak amacıyla gereksiz yere kesilmesi. Üstelik yerine fidan dikilmeden kesilen ağaçlar. Ekilen fidanların bakılmaması.

Oysaki yeryüzünü kapsayan ormanlarımız tahrip edildikçe, yakılıp yıkıldıkça kurulu bir düzen, ekosistemimiz yavaş yavaş yok olmaktadır. Bazı insanlar bunun sebebini gelişen teknolojiye her ne kadar bağlasalar da, burada çıkar ve amaç önde gelmektedir.
Ormanlarımız tahrip oldukça toprak kaymaları meydana gelmekte. Oysaki erozyon birçok toprakta ormanlık ve ağaçlık alanların yok olmasından kaynaklanmaktadır. Topraklarımızın içerisinde birçok besini ve minerali barındıran canlı ve mikroorganizmalar yok olmaktadır. Böylece topraklarımız verimliliğini kaybetmektedir.

Oysaki dünyada var olan bütün ormanlık alanların bünyelerinde birçok değişik türde hayvan, çiçek ve böcek barınmaktadır. Yanan ve tahrip edilen her orman, dünyamızın geleceği için yaşayan damarlarından birinin kuruması demektir. Düşünün ki, damarlarımızda dolaşan kanda, oksijen oranı az ise bir müddet sonra nefes almamız güçleşir ve bazı hastalıklar ortaya çıkar. Eğer tedavi edilmez ise bu oksijen yetersizliği, insan vücudundaki damarlarda tahribata sebep olur. Sonuçta kangrene çevirir. Kangren olmuş bir vücut, bir organını kaybetmiş demektir. Yakılan ve yok edilen her orman dünyanın yavaş yavaş yok olması ve ekosistemin değişmesi demektir. Dünyamızın ve iklim koşullarının bizlere verdiği cevaplar bunu göstermektedir. Gelecek nesiller, güzel ve sağlıklı toplumlar diyoruz. Oysaki gelecek nesile tertemiz bir dünya bırakmanın yolu, kurulu olan bu düzenin bilinçli veya bilinçsizce hiçbir çıkara dayanmadan tahrip edilmemesinden geçmektedir.

Bugün dünyada susuzluktan, ormanlık alanların azlığından veya yokluğundan bozkıra dönüşen ülkeler yok mu? Bu ülkelerde yaşayan insanların birçoğu ormanlık alanlara kaçmaktalar. Ülkemiz ve dünya adına kendi ülkemizdeki ormanlık alanları yok ederek başka ormanlık alanları tercih eden ülkeler arasına girmeyelim. Sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir dünya istiyorsak ormanlarımıza sahip çıkalım.




Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 2
Favoriler: 2
İzlenmeler: 5286
favori
like
share
vural Tarih: 24.12.2010 00:54
insanlar tabiatin güzelliklerini korumadiklari müddetce kacinilmaz son yakindir tesekkürler emeginiz icin
bthnkrkmz Tarih: 19.12.2010 17:55
teşekkürler melodi