[FONT="Arial Narrow"]



Gitmek mi zor kalmak mı? Bu soruyu hepimiz duymuşuzdur ya da bir şekilde sorulmuştur bizlere.

Üç şıklı bir cevap gibi görünse de yoruma açıktır. Verilen her cevapta kişiler, yer, zaman, mekan ve şartlar değiştiği gibi, cevaplarda değişmektedir.

Genellikle terk edip gidenler, yarım kalan aşklar için söylenilse de, bütün insanların hayatında yer alır bu soru.

Gitmek ve kalmakta zor diyenler çoğunluktadır. Genelde aslına bakarsanız gidiş ve kalış şekli önemlidir. Giden kişi ile, kalan kişinin olaylar karşısında verdiği tepki kadardır bu durum.

Bu sorunun cevabı ne gitmek, ne kalmak zordur aslında. Giden kişi terk ederek ayrıldığı kişinin hayatından, yeni hayatına doğru adım atmak üzere olduğu için, gidiş şekli ona ne kadar acı verse de, bir zaman sonra gidişin ve ayrılığın acısı azalır. Hasrete dönüşür. Ama, zamanla gözden ırak olan gönüldende ırak olur sözü acının hafiflemesine bırakır yerini.

Aynı şekilde kalan kişi, onu her ne sebepten dolayı olursa olsun terk edip giden kişinin yokluğunda acısıyla ve hasretiyle yüzleşse de, bir müddet sonra gidişin acısı azalır.

Gitmek mi zor? Kalmak mı zor? Sorusunun cevaplarının içerisinde bir yönden de alışkanlık yatmaktadır. Her zaman düşündüğüm gibi, zaman her şeyin ilacıdır. Gidişin ve kalışın zorluğu, insanın yüreğinde zamanla alışkanlığın son bulması, hafiflemesiyle ortadan kalkmaktadır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 623
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 15.09.2009 17:05
Necla GÜNAY • 46. Sayı / EVLİLİK-İLETİŞİM
Semerkand AİLE

Gerçek bir aile saadetine ancak sağlama alınmış kulluk bilinciyle ulaşılır. Rabbi’yle irtibatı kuvvetli olan insan, eşine ve çocuğuna derin bir sevgi besler. Hatalarına karşı soğukkanlı olmasını bilir. Yunus’un deyimiyle, “Yaratılanı yaratandan ötürü hoş görür.” Kulluğun ülfet bulduğu gönüller öfkenin yerine koyduğu dirayetle affetmeye hazırdır.
Eş olmaya hazırlanan adaylar kendilerini manevi yönden takviye ettikleri takdirde yakınlarına daha müsamahalı ve saygılı davranmasını da bilirler. Böyle bir aday, eşini iyi bir kul olmaya teşvik eder. İbadet ve ilim konusunda birbirini destekler. Onları örnek alarak büyüyen çocuklar da hem huzurlu bir ailede büyümek hem de sağlam kulluğun temelini almak açısından iki kere şanslıdırlar.

Günümüzde kurulan yuvaların kartona dönmesi, en ufak rüzgarlardan sarsılmasının önemli sebeplerinden biri de kulluk bilincinin eksik kalmasıdır. Muhafazakar ailelerde eskiye oranla geçimsizliğin ve boşanmaların artması maalesef bu gerçeği teyit ediyor. İnanmış bir gönül, her şeyden önce Rabbi’nin rızasını üstün tutar. Süfli arzulara prim vermez, küçük çıkarlar için aile yuvasının darbe almasına göz yummaz. Aile içindeki herkesin yerini ve hakkını bilir, yaşanabilecek kırgınlıklara fırsat tanımaz.

Amellerin niyetlere göre değerlendirilmesi esasında kalple dilin aynı noktada buluşmadığının da bir göstergesidir. Etrafınızda boşanan çiftlere bakınız çoğu, aile bireyleriyle anlaşamadığından, eşiyle farklı mizaçlara sahip olduğundan dem vurarak aslında çözümlenecek meseleleri kör düğüm ettiklerinden ayrılmayla sonuçlanıyor evlilikler. Eğer karı-koca sürekli birbirlerinin kötü yönlerini görür, her fırsatta bunu dillendirirse aralarındaki sevginin bir parçasını yok ederler. Zamanla paylaşacak bir şeyleri kalmaz. Bu yüzden hayat düsturu kitabımız eşlerin kusurlarını örtmeyi; hatta birbirlerinin güzel yanlarını övmeyi tavsiye ediyor. Böylece iletişim güçlenir, dışarıdan gelen darbelerin etkisi kalmaz.

DOLDURUŞA GELMEKTEN KAÇININ

Özellikle gençlerin dikkat etmesi gereken bir nokta var: Evliliğe adım atarken karşılaştığınız sorunları önce kulluk süzgecinden geçirip dolduruşa gelmekten kaçının. “Kendimi asla ezdirmem” mantığını taşımak yerine, tarafsız davranan feraset ehli büyüklerinizden yardım isteyin. Karşınızdakine tavır almayın. Dikenlere kızıp bahçeyi terk ederseniz gülleri toplayamazsınız. Kızmak maddi ve manevi kuvvetlerde bir zaaf işaretidir. Sabrı kuşanırsanız birçoklarına problem gözüken tıkanıkları aşmanız kolaylaşır. Yaptığınız her iyilik ve kötülük siz farkına varmasanız da kalbinizin bir köşesinde birikir. Ve muhtelif zamanlarda karşınıza çıkar. Elbette ciddi sorunlar yaşandığında hayatınızı cehenneme çevirmeniz gerekmez ama o noktaya gelmeden sabır ve gayret gözlüğünü takmak size çözüme giden yolu gösterecektir.

TAM AYRILIYORUZ DERKEN...

Bir tanıdığımın altı aylık evli kızı, eşinin kendini anlamadığını söyleyerek annesinin yanına geldiğinde kesinlikle dönmek istemiyordu. Aile kızlarını ikna edememişti. Damat da aynı şekilde ayrılmalarının doğru olacağı kanaatini taşıyordu. Neticede genç evliler ayrılmayı kafaya koymuşlardı. Kızcağızla görüştüm. Sadece kendini haklı görüyor, kesinlikle yanlış adamı seçtiğini, çocukları olmadan ayrılmaları gerektiğini ısrarla vurguluyordu. Konuştukça meseleye yetişme tarzından kaynaklanan bir takım davranışların neden olduğu ortaya çıkıyordu. Mesela gelinin annesi kızından izin almadan odasına girmezken, kayınvalidesinin istediği gibi girip çıkması, evden çıkarken ailedeki büyüklerden tek tek izin alması gibi sebeplerden dolayı evliliğin çekilmez olduğuna karar vermişti. Birbirlerinin yetişme tarzı ve alışkınlıklarını kabul edemedikleri için her ikisi de benim alışkanlıklarım evde geçerli olsun istiyordu.

Daha sonra ilahiyatçı bir uzman eşliğinde aile büyükleri bir araya geldi. Her yönüyle mesele ele alındı. İki taraf tavsiyeler doğrultusunda kendilerine bir şans daha tanıdılar. İslami hassasiyeti ön plana çıkararak zamanla birbirlerinin tarzlarına alıştılar. Sorun yapılan zincirler birer birer çözüldü. Şimdi çiftin iki tane dünya tatlısı çocukları var. Şaşılacak derecede iyi anlaşıyorlar. “Nasıl gidiyor?” diye sorduğumda gülerek cevaplıyor gelin hanım: “Kesinlikle bu kadarını tahmin etmemiştim, insan bazen fevri hareket edebiliyor. Eşimle ilk altı ayı hatırlamak dahi istemiyoruz. Gerçekten büyüklerin yapıcı tavsiyelerini dikkate almak gerekiyormuş.”

Kurulan yuvalar gücünü inançtan almadığı müddetçe sıkıntılar hep var olacak; çünkü gerçek mutluluk kıymetini ondan alır.
Sylar Tarih: 09.09.2009 09:14
Gitmek vardır ki bu gidişle giden hiç acı çekmez... Gitmek vardır en az kalanınki kadar acı doludur yürek. Yahut tersine kalanın umrumda değildir ki bu fazla acıdır...

Evet gidene ve kalana göre farklıdır cevap... Ama zamanla geçiyor herşey doğru.