Aşkın Devamsızlığından Kalan Mir Ozan - Hayrettin Taylan

Düşlerinin gül dalına astığın ayrılık şiirlerini herkes okuyor,bir türbe gibi olmuş orası.
Bir fısıltıyla arala yalnızlığımı,bir teneffüs bak ruhumun son sorusuna.
Bu aşkın testinde zor sorular var.
-Aşağıdakilerden hangisi sen yokken ben var olsam da neye yararın yanıtı? Terli hecelerle ,kalemi yala yalaya belki çözerim dedim ;ama soruyu sensiz çözemedim, seni daha çözememişken bunu bekleme…
Zulandaki helecanlara biraz sokul dersime.Öldürücü gülüşlerle aydınlat huzur evimi.
Mum aksın, karanlığıma, şafak söksün her yeri sökülmüş acılarımın arasızlığıma. Sarılışlarla çalalım umudun türküsünü.Müzik dersine hazırlık yapmış oluruz. Benim sesim sen gittikten sonra değişti.
-Acıklı türküler söyleyebilirim. Sazım sen ol, sözüm sen ol, nazım sen ol
Gelenin sen ol, ders daha bitmedi ki aşk bitsin. Kantinden meyveli bir soda getirdim, ahların mideni ekşitmiş olmalı.
Dün aradım yoktun, mahallenize geldim, pencereden baktın, annen seni içeri çekti. Gelmişlerin damat adayına bu yapılır mı?
-Duydum ki annen sevdamıza çuvaldızlı nakışlar örerek, karşı çıkıyormuş.
- Önce ekmek, önce kariyer, önce sosyal denklem… Önceleri örüyormuş dır dır susmadan.
-Oysa coşkuyla karıştıralım sevda çayımızı birlikte.Aşkın öncesi ,sonrası, ötesi , berisi var mı ki?
- Okula gelmedim,sizinkileri ve seni ikna etmek için kapınızın önündeyim. Yanımda test ler,denemeler, sor u bankaları…
-Güzel bir mahalleniz var,iftar ve sahur zamanında komşular bana yemek getiriyor.
-Bugün sizin evinde bekleyişimin 65.günü. Sizinkiler kızıyor, yatağımı fırlatıp atıyor,hırpalanıyorum, burnum kanıyor. Perme perişanlığın nişanı bugün;ama arada pencereden de olsa gülümsemen yetiyor
-İşte gerçek aşka yapışan geçmişin tozunu yuttum, yetmedi aylardır kapında yattım, yetmedi, yaralandım, zaten sana yaralıydım.
Çılgınca koşan bir saatin dişlileri bile bizden daha sadık zamana. Sen hala var mısın?
- Okulda herkes beni soruyormuş. 44 gün devamsızlığım .Son bir gün gelmesem kalacağım. Raporlar da bitti.
- Bugün sizin kapıda kalışımın son günü,bu akşam iftarda senden sarma,sıcak bir çorba,salata, gözyaşlarının damladığı bir bardak su getir. Tatlıya gerek yok, sen benim tatlım olarak varken.
.-Kırık gün batımlarında bitişimi izle,sensiz soru çözmenin ne kadar zor olduğunu düşün.Sahi burada mutluydum.Dershanenin verdiği bütün soruları çözdüm, kendimi çözdüm ,seni çözemedim.
-Sahi sen hangi sorunun ,hangi sorumsuzluğun, hangi gidişin, hangi tutkunun cevabı ya da cevapsızlığısın bilmiyorum.
Yüreğimizdeki sancılı balonlar patlayınca,sevdamızdan başka uçuracak neyimiz kaldı ki Bahtıgül ..
-Yakıver isli fenerleri,kavuşmak türküsünün nakaratında sesini sus eyle gözlerini güneş kıl,saçlarının esişlerinde üşütme ciğerimi.
Üşütmüşüm kapında,ciğerim yanıyor. Gel kollarında şafak sökmeli,olların oğluyum ,aşk oğuldar gül ağamıza.
.-Yakamoz ışıltılı bir gecenin hecelerinde adımı yazdın aya o yüzden her gece , her sorudan sonra seni düşledim.
Türkçe testlerindeki bütün anlam soruların yorumlarında biraz seni buldum.Çözemediğim matematik sorularını hepsini odama, fotoğrafının yanına astım.Senin sayısalın benden iyidir.Bir gün geleceksin, çözeceksin bu da sınav.Ya da bir hayal ne fark eder ki…
Denize çiçek ektim, balık hafızama iyi gelsin diye.Deniz kızından ders aldım meğer saçların suçlarımı örtecek, yalnızlığımı örecek kadar uzun değilmiş.
Biraz uzat saçlarını, biraz uzat geceleri, biraz uzat sevdamızı.Sınava az kaldı.Kopya tutkularla ölümsüz kalmaz bu sevda,kazanılmaz bu sevda.
-Sana hiç söylenmemiş sözlerin sofrasında ,yalnız sana yazılmış şiirler okuyacağım.Okulda düzenlenecek şiir dinletisinde senin şiirini okuyacağım .İlk sıraya gel, kelimeleri gözlerine bandıra bandıra okuyacağım.
* Gözyaşı pınarınla uzan aşk yatağıma.Islanmış, uslanmış, pişmanlığın bütün kitaplarını yazmış,okumuş ve hepsini yırtmış bir anın zülaliyim.
Yaralarımla çevrili o gönül sarayda sesimi düşle, aşk alevini
Gelişlerime vererek amansız günlerime huzur yağdır Bahtıgül.
Kavuşmanın simleri düşsün düşlerime…Endamının fenerlerinde gecelerimi süslesin tutuluşların.El senin, yürek kavuşma gemisinin, sevda ikimizin olsun.Sevda ikimizi taşısın,sevda ikimizde yaşasın.
Şimdi koy başını omzuma mıknatıs gibi yapışsın özlemler bizi geleceğin eleğinden geçmiş gerçek sevgilere.
-Yüreğimizin kutsal aşkını Leyla’nın gözyaşlarıyla ıslanmış, ceylanın yüreğindeki kimyayla aşklanmış,Mecnun ‘un kanlı gömleğinden alınmış mendile sar .
Sar ki sararan,kararan, aranan sensiz ölümlere ders veren sevdamız tükenmisin, bu tüketimin soyut toplumunda …
-Ver yüreğini en doyumsuz rüyalara, ders bitmedi, her gün okula gelmek zorundayım. Devamsızlığıma bir gün var, sense devamsızlığını evde geçiriyorsun, arada benim için gelip sallanıp gidiyorsun.

Sen sallandıkça gün döker tutkuyu kadehine, mey olur, seni içer sensizlik ney olur, çalar seni ali cenap kavuşmalarım.İçilir aşk, söylenir şarkımız her dilde sevgi tableti olur özlemlerimiz.


Hayrettin Taylan

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 363
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 09.09.2009 10:57
Şimdi koy başını omzuma mıknatıs gibi yapışsın özlemler bizi geleceğin eleğinden geçmiş gerçek sevgilere.


oyyy sağo ablammm