Buse'nin Gözyaşları 8 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Şakir ve karısı sevinç içerisindeydi.Konağın dışarıyla irtibatını kesen ikili büyük kapıdan içeriye girdiklerinde heyecanları doruktaydı.
Ahmet efendi,boz renkli atının yelelerini okşayıp,atının vücudunu tımar yapmakla meşguldü.Anlaşılıyordu ki Ahmet efendinin morali bozuk,canı bir şeylere sıkkındı.Kendisini iyi hissetmediği zamanlarda hep böyle yapardı.Hayvanın eğerini sırtına vurur,silahını da kuşandıktan sonra ormanlara doğru giderdi.Av köpeği de peşinden ayrılmazdı.Üç,dört saat doğayla baş başa kalır,ihtiyacı olan moral ve enerjiyi toplar toplamaz konağına geri dönerdi.Tilki,tavşan,domuz önüne hangi hayvan rastlarsa avlanırdı.Silahından çıkan mermiler çoğunlukla hedefine gitmeliydi.Karavana yapmayı kesinlikle sevmezdi...Silahının horozunu yukarı kaldırıp,gözden gezden,arpacığın silme tepesinden nişan aldıktan sonra hiçbir yaban hayvanının şansı yoktu.İş olsun diye avlanmaktan hoşlanmazdı.
Av köpeği,fıldır fıldır kuyruk sallayarak etrafında dönüyordu.O da hayvansal dünyasında sezinlemişti ki sahibiyle ava gitmeye hazırlanıyordu.

Şakir ve karısının heyecanlı heyecanlı yaklaştıklarını görünce yarı alaylı bir ses tonuyla,

"-Hayrola Şakir,haberler iyidir inşallah?.."

Şakir,avını tuzağa düşüren gururlu bir avcı edasıyla,

"-Haberler çok güzel efendim,çok güzel...Aradığımız "yirmilik "hatunu nihayet buldum.Tam da ağzına layık bir şekilde...Allah,özenmiş de yaratmış sanki."

Ahmet efendi,durum değerlendirmesi yapmak üzere atını bağlayıp üçü birlikte oturma odasına çekildiler.Şakir'in karısı kadın gözüyle Buse'nin üzerindeki izlenimlerini bir bir sıraladı.Yanılsama payının sıfır olacağını vurguladı.

Ahmet efendinin kafası anlatılanlara yatmış,ikna olmuştu.İlk müjdeyi veren Şakir olduğu için özel hediyesi olan beş adet büyük Cumhuriyet altınını kendisine uzattı.

Şakir ve karısına tembihleyerek,

"-Bir hafta içerisinde Buse'nin bu konakta olmasını istiyorum.Adamlarımın tamamına tez haber verin,yarından itibaren düğün hazırlıklarına başlanılsın.Şakir,bugün sen tekrar git,Buse'nin babasını bul, "başlık parasının iki katını ver.Bir de verdiğin paraya karşılık senet imzalattır.Eğer cayarsa falan o senetle kanını emerim,tamam mı?.."
Şakir,

"-Tamam efendim.siz merak etmeyin.Gereken neyse yapılacaktır."

Ahmet efendi,

"-Ben şimdi moralim daha düzgün bir şekilde av yapmaya gideyim.Nasıl olsa önemli olan avımızı yakalamış olduk.Yirmilik keklik artık ellerimde.Bundan sonra uçması imkansız olacak..."

Şakir ve karısı hoyratça gülümsediler.Nasıl olsa özel hediyelerini de almışlardı.Bundan sonrası onlar için önemli değildi. "Bugün Buse'nin babasına paraları verip de senedi imzalattırırsam,benim işim de bitmiş oluyor." Diye gevrek gevrek gülerek bıyıklarını aşağıya doğru sıvazladı...

Bir gün sonra akşama doğru Buse,ertesi günün hazırlığını yapmakla meşguldü.Babasının çevirmiş olduğu bütün bu entrikalardan habersiz valizini toplamaya çalışıyordu.Mutlu bir telaş içerisindeydi.Okulundaki arkadaşlarıyla özlemini giderme zamanı gelip çatmıştı.Arkadaşları , farklı il ve ilçelerden gelip toplanacaklar yine eski mutlu günlerine döneceklerdi.Toplandıkları zaman on beş günlük yarı yıl tatil anılarının tadına doyum olmazdı.Birbirlerine ,olmamış hayali tutkularını gerçekmiş gibi anlatmayı da severlerdi.Yine öyle olacaktı.Kimileri,özlemini çektikleri yakışıklı sevgililerinden,kimileri de yalan yanlış aşk öykülerinden bahsedecekler böylece kendilerinin ruhsal egolarını tatmin edeceklerdi.Yatılı okulun özelliği böyleydi işte.Bütün abartmalara,şişirme konuşmalara rağmen yine de yatılı okulun havasına diyecek yoktu.

Buse'nin de anlatacakları güzel anıları olmuştu.Bunları çok samimi olduğu arkadaşına anlatmayı düşünüyordu.Nihayet Tugay'la olan aşkının yüceliğini öyle anlatacaktı ki; Ferhat ile Şirin'in aşkı,solda sıfır kalacaktı kendi aşklarının yanında.Kafasında değişik kurgular yapmıyor değildi.Çünkü kendi aşkının yüceliğine kendisini inandırmıştı.
Valizini bu duygular içerisinde toplarken;babası,eve gelmiş oturma odasına çekilmeden Buse'yi izlemeye başlamıştı.Hiç böyle yapmazdı.Bir tedirginlik,bir tuhaflık vardı ama neyin nesiydi..Annesi Raziye de kızının hiçbir eksiği kalmasın diye çırpınıp duruyordu.Raziye,kocasının yanlarında dikilmesinden rahatsız olmuş,sanki yaptıkları yanlış bir şey de hatasını düzeltmeye çalışıyormuş gibisine,

"-Buse,yarın sabahtan okuluna dönecek de,onun için uğraşıp duruyoruz..."

Cemal,soğuk bir ses tonuyla ağzından sanki kan kusarcasına,kudurmuş köpeğin sağa sola sıçrayan salyaları gibi kelimeler dökülmeye başladı:

"-Bu valiz,hiçbir zaman toplanmayacak,Buse artık okula gitmeyecek.Buse'yi bekleyen kocasının yeridir.Onu sattım.İşte paralar..."

Her iki cebinden çıkarmış olduğu paraları,Buse ve karısının suratına şamar atar gibi fırlattı.Paralar,her ikisinin de yüzlerini yalayıp,aşağıya ayaklarına doğru süzüldüler...
Buse,babasının bir anlık tepkisine anlam verememiş,şaşkınlık içerisinde,

"-Yani beni resmen hayvan gibi sattığını mı söylemek istiyorsun baba?Eğer sattıysan hiç mi vicdanın sızlamadı,ha?..."

Cemal,Buse'nin tepkisi karşısında daha da hiddetlenmiş,yumruğunu kaldırıp suratına indirecekken ;karısı,araya girip kocasının yumruğuna engel olmaya çalıştı.Cemal'in öfkesi hat safhasındaydı.Yumruğun hedefini ,Buse'nin suratından,karısının burnuna doğru çevirince,burnu ndan yediği darbenin etkisiyle kan fışkırmaya başladı.Kanın akmasına aldırmadan hala öfke kusmaya devam ediyordu,

"-Ben ,tükürdüğüm tükürüğü yalamam.Bu evden ya ölün çıkar,ya da benim sattığım yere gidersin"

Buse,yığılıp kaldı.Kendi başına geleceklerin korkunç vahametine aldırmadan annesiyle ilgilenmeye başladı.Odasında her zaman bulundurduğu mini ecza dolabından aldığı pamukla annesinin burnuna tampon yapıp,kanamayı önlemeye çalıştı.

Bu gürültüyü duyan kardeşleri,babasının öfkesi ve ortadaki korkunç manzarayla karşılaşır karşılaşmaz ağlamaya başladılar.Çil yavrusu gibi sağa sola kaçışıp bir köşeye pustular...

Buse,bütün direnmelere rağmen sonuç alamayacağını anlayınca suskun kalmayı yeğledi.Sabaha kadar uyku gözlerine girmedi.Hazırlamaya çalıştığı valizi ağzını kapatmadan öylece karşısında duruyordu.Okulu ve arkadaşlarını anımsadı.Herkes,tatlı anılarını ama gerçek ama hayal anlatacaklardı.Artık her şey rüyadaymış gibi gelmeye başlıyordu.Bütün olumsuzluklar kafasından bir bir geçti.Sabahın erken saatlerinde Amasya kalesine çıkıp oradan boşluğa bile bırakmayı düşünmüştü,kendisini...Son anda kararından vaz geçti.Yanında kıvrılmış yatan kardeşlerini tek tek süzdü.Onlarsız yapamazdı.Onlar da ablasız.Bütün acıları içine kan niyetine akıtıp onların mutluluğu için yaşamayı ve her şeye göğüs germeyi düşündü.Tugay geldi gözlerinin önüne."papatya pastanesindeki " karşılaşmamız son karşılaşmaymış diye düşündü.Ona haber iletip O'na kaçmayı bile kafasında yorum yaptı.Sonra böyle bir kararın Tugay'ın istikbali için karanlık günlere gebe olabileceği varsayımıyla vaz geçti.Sadece aşkını,ölümsüzleştirse yeterdi onun için.
Böyle düşünceler içerisinde debelenip durmuştu...

İki gün içerisinde yangından mal kaçırır gibi Buse,Ahmet efendiye satıldı.
Gerdek gecesinde ve sonraki gecelerde Ahmet efendiyi, sevgilisi Tugay olarak gözlerinin önüne getirdi.Hep O'nun hayaliyle avundu.O'nun hayaliyle yaşadı

Dört ay sonra mahsun gelin olarak bulunduğu köydeki yaşamına yavaş yavaş alışmaya dış dünyaya karşı ilgi duymaya başlamıştı


Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 320
favori
like
share
İLK DOST Tarih: 18.12.2010 22:01
ellerine sağlık