[FONT="Arial Narrow"]


Ertesi gün okula gitmedim. Kendime yeni kıyafetler almak için alışverişe çıktım. Denizkızı Petra’yada, beni Malaga da mutlu kılan tek insan olduğu için hediye aldım. Geçmiş geçmişte kalmıştır, ileriye bakacaksın sözünü hatırlattığı için.
Bir anda duygularım yeni duygularımla tanıştı. Hoşnutsuzluk yaşadığım duygulardan yüreğimde eser yoktu. Denizkızı Petra’ya tekrar geri geleceğim diye söz vermiştim.
Ertesi gün hava kararmaya başladığı bir sırada deniz kenarına vardım. Denizkızı Petra yı süs eşyalarını toparlar, küçük teknesiyle balığa çıkarken yakaladım.
- Merhaba Petra! Bende peşinden denize geliyorum. Nedenini sorma, bilmiyorum dedim.
Petra – İyi oyalanma o zaman elindekileri hemen tekneye koy ve bin dedi.
Teknesine bindiğim andan itibaren beni rahat ettirme konusunda oldukça titiz davranıyordu. Tekne hala güneşten dolayı sıcaktı. Her yer balık kokuyordu. Balık kokusundan midem bulanmaya başlamıştı ki, Denizkızı Petra
- Al! İç! Bu iyi gelir diyerek bir meyve suyu uzattı.
Sonra bana – Daha önce hiç denize çıktın mı Pınar? Diye sordu. Hayır cevabını verdim.
- O zaman başını fazla sağa sola çevirme! Başın daha çok döner dedi bu durumdan emince.
Bir yandan tekneyi kullanıyor; diğer yandan benimle sohbet ediyordu. Ondaki cesaret beni etkilemişti. İçimden eğer güzel bir fırsat karşısına çıksaydı; eminim ki, çok daha iyi yerlerde ve başarılı olabilirdi diye düşündüm.
Petra’ya hem güzel , hem de cesaretlisin dedim. Petra birden bana;
- Cesaret mi? Hayır Pınar! Benim yaptığım cesaret değil! Yaşamak için hayatı tanımak ve başarmak dedi.
Aklımdan geçen soruya cevap vermişti. Denizkızı Petra başardığını düşünüyor ve yaptığı işten dolayı mutluluk duyuyordu. Petra için başarı mutluluk demekti.
Denizkızı Petra’nın hayata dair düşündükleri, benim Malaga daki geleceğimi çizmem için iyi bir yol oluyordu. Neredeyse artık her gün Petra ile buluşur olmuştuk. Aramızdaki arkadaşlık dostluğa dönüşmüş, ruhsal ve düşünsel olarak birbirimizle bağlantı kuruyorduk. Denizkızı Petra ile birlikteyken haz almama duygusunu tamamıyla yitirmiştim.
Genellikle süs eşya satışını bitirdikten sonra onunla balık tutmaya çıkıyor, demirlediğimiz teknesinden buz gibi sulara atlayarak yüzüyorduk. Eğlence ve neşe doluydu Denizkızı Petra. Denize balık tutmaya gitmediği günlerde, hiç durmadan Malaga’yı baştan sona geziyor; insanlarla rahat bir iletişim kurabiliyordum. Denizkızı Petra hayatım için iyi bir deneyimdi.
Okul çıkışları bazen, annesi Margo rahatsızlandığı zaman, süs eşya sattığı tezgahında ben satış yapar; o gün kazandığım paraları ona teslim ederken yüzündeki sevinci görürdüm.
Denizkızı Petra ile tanışmamızın üzerinden bir yıl geçmişti.
- Bir gün bana yarın akşam en güzel kıyafetlerini giy ve bize gel! Seni bir yere götürmek istiyorum; üstüne de fazla soru sorma diyerek beni meraklandırmıştı.
O geceyi heyecan ve merak içerisinde geçirdim. Ertesi gün en şık kıyafetlerimi giyip, makyajımı da yaptıktan sonra Denizkızı Petra’nın evine gittim.
Benim can dostum, güzel Petra’m! Tam karşımda alımlı bir hanımefendi olarak duruyordu. Balıkçı kızı Petra’dan eser yoktu. Şık, nezih ve seçkin insanların olduğu bir eğlence mekanına götürdü beni. İkimizde o gece şahaneydik. Petra, arkadaşlığımız boyunca bana hiç belli etmedi ama; ona arkadaşlığımdan ve bazı günler onun yerine satış yapmamdan dolayı, beni böyle ara ara eğlencelere götürüyordu. Fakat bu seferki, ona bayağı pahalıya patlayacaktı.
Zil, şal ve güllerin diyarı Endülüs’ün izlerini taşıyan bu eğlence mekanında, bütün gece neredeyse sabaha kadar eğlendik. Uykumuzun geldiğini bile anlamıyorduk. Uzun zamandır ikimizin de hayatında böyle bir eğlenceye ihtiyacı varmış, bunu o gece sabahın ilk ışıkları yaklaşınca anladık. Evlerimize ulaştığımızda yatağa girmeden önce telefonla “Oh!” Şimdi dünya daha da farklı demiştik.


Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 315
favori
like
share