[FONT="Arial Narrow"]

Yine bir akşam teknesiyle denize balık tutmaya açılmış bir haldeyken, gökyüzündeki ay ve yıldızlar gri bulut tabakalarıyla kaplanmaya başladı. Ansızın şiddetli bir rüzgar çıktı. Denizkızı Petra,
- Pınar hemen gitmeliyiz! Fırtına çıkacak uzaklaşmalıyız diyor; var gücüyle dümene sarılıyordu. Rüzgar kıyıya yaklaşmak istedikçe teknesini dalgalara katarak, tekrar denize geri atıyordu. Bu durum bizim için gittikçe zor bir hal alıyordu. Panik yapmıştım. Denizkızı Petra bilinçli bir şekilde teknenin dümenini sağa sola çeviriyor; kıyıya varmaya çalışıyordu. Fakat, sonunda yapamayacağını anlayarak denizin ortasına doğru tekneyi geri manevrayla döndürdü. O gece ikimizde çok korkmuştuk. Bütün geceyi şiddetli lodos ve dalgalarla beraber denizde geçirmiş, yağan yağmurdan teknemiz su dolmuştu.
Bağırıyorduk; sesimizi duyan kimse yoktu. Denizkızı Petra bir anda bana
- Yeter artık sus! bağırma! Dedi kızgınlıkla şaşırmıştım. Dostluğumuzda bana karşı ilk yüksek ses tonuyla konuştuğunu duymuştum. Sonra gözlerini kapadı ve
- Özür dilerim. Başka bir zaman ve başka bir yerde olsa sana asla bağırmazdım. Beni affet! dedi.
O gece denizde hiç gözümüzü kırpmadan bir gece geçirdik. Ertesi sabah nihayet fırtına dindi ve deniz duruldu. Kıyıya geri döndüğümüzde Petra hafifçe başını salladı ve bu bizim için iyi bir tecrübe oldu değil mi? Diyerek üzerimdeki korkuyu atmaya çalıştı.
Denizkızı Petra ile, yıllar içerisinde yüreklerimiz ağzımıza getirecek kadar küçük küçük maceralar yaşadık. Bu olaydan iki yıl sonra, ben okuldan mezun oldum. Babam Malaga da ithalat ve ihracat üzerinde satış yapan bir şirkette çalışıyordu. Okulu iyi bir derece ile bitirmiş olmamdan dolayı, bir yıl sonra babamın çalıştığı şirkette kendime bir iş sahibi oldum.
Denizkızı Petra, bu arada ne boncuk işini, nede balıkçılık mesleğini bırakmıştı. Artık daha da büyümüş ve olgunlaşmıştık. Gereksinim duyduğumuz eğlenceler azalmıştı. İş hayatı beni yoruyor; yine mutlu olamıyordum. Eski günlerdeki memnunsuzluk fırtınaları beni yine esir almaya başlamıştı ki; bir gün babama bir yıl içerisinde biriktirdiğim paralarla küçük bir süs eşya satan dükkanı işletmek istediğimi söyledim.
Babamın ilk cümlesi
- İmkansız olamaz ! oldu.
- İnan bana başaracağım, Denizkızı Petra ile cevabımı vermiştim babama. Babam gözlerimin içerisine bakarak, neden yanımdan ayrılman gerekiyor anlamıyorum dedi ve sonra beni de dükkanınıza ortak yaparsanız neden olmasın diyerek konuyu kapattı.
Denizkızı Petra’ya bu fikrimi söylemeyecek, ona sürpriz yapacaktım. Altı ay kadar bu konuyu Petra’ya ağzımdan kaçıracağım diye hep tereddüt içerisinde yaşadım. Söyleyemedim. Altı ay geçene kadar çok sabrettim. Petra, bende değişikliklerin olduğunu ara ara fark ediyor; ama sorularını havada geçiştiriyordum.
Altı ay kadar sonra Denizkızı Petra isminde içerisinde boncuklarla süslenmiş, deniz kabukları, yüzük, kolye, bilezik, biblo, vazo gibi her türlü işlenmiş taşla dolu dükkanımızı açmak üzere Petra’nın yanına koştum. Altı aydır bilmeceli soruların cevabını artık öğrenme zamanı gelmişti. Yıllar öncesinde beni unutamayacağım bir eğlenceye götüren Petra’nın yüz ifadesini merak ediyordum. Hayatını artık yönlendirmesi gerekiyordu.
Elinden tuttuğum gibi Malaga sokaklarında dükkanımıza nefessiz varana kadar koştuk. Ben, adım adım yaklaşan sonu, Petra’nın düşüncesini merak ediyordum. Bu sürprizimi unutmamalıydı. Nihayet dükkanın sokağına ulaştık. İçimde harika duygular vardı. Keyifli ve heyecanlıydım. Petra’nında dükkanımızı gördüğünde öyle hissetmesini istiyordum.
Tam sokağın köşesindeyken Petra dur! Sana bir teklifim var. Benimle her şeye yeniden başlamaya ne dersin? Diyerek yüzünü “Denizkızı Petra” yazılı küçük dükkanımıza çevirdim. Petra bir ismi yazılı dükkana bakıyor, bir de bana bakıyor; böyle bir sürpriz yapacağın hiç aklıma gelmemişti. Demek benim adıma dükkan açtın diyordu sevinçle.
- Hayır Petra! Senin ve benim dükkanım! Unutmadan babamın da onun emeği yok değil! Onun yardımı olmadan böyle bir işe kalkışamazdım. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değilmiş diyerek, ona; onun hayata bakış açısıyla cevap verdim.
Sonra, dükkanımızın tam önünde kolaylıkla ağzından çıkarabileceği kelimeleri hatırlamakta zorluk çekiyormuşçasına kekeliyordu.
- Altı ay boyunca beni oyaladın. Oysaki ben Malaga dan ayrılmaya kararlı olduğunu düşünüyordum demiş ve bir öğlen vakti neşe içerisinde adım attığımız Denizkızı Petra ismindeki süs eşyası sattığımız dükkanımızdan, aradan yedi yıl geçti ve biz hala aynı adımları atarak işletmeye devam ediyoruz.

Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 388
favori
like
share