İnsan, hayatta nasıl bir yol çizeceğine bir ölçüde kendisi karar verir. Ya keyfine göre bir yaşam seçer. Ya da başkalarının hayatlarını da kendi hayatı içine alarak, yol çizgisini genişlettikçe genişletir.
O vakitten sonra seçimini yaparak; bu uzun yolda yanına alabildiği kadar hayallerini, umutlarını, aşklarını, sevdalarını, başarılarını, yenilgilerini, hasretlerini, yalnızlıklarını ve hatalarını kucaklayarak yürümeye başlar.
Seçim yaptığı yolda ilerlerken daima bir ses; ne yapması gerektiğini, ne yöne gitmesi gerektiğini ona fısıldar.
Uzun ve çetrefilli olan bu yolda mutlulukla başlayan aşk hikayesini, daha yolun ortalarına gelmeden nefret hikayesine dönüştürür. Mutluluğun yanında nefreti öğrenir. Sonra, eskiyip bir kenara atılmış eşyalar gibi yalnızlığı öğrenir. Şaşırır kalır.
Patlak borulardan her yerden su fışkırır gibi keder fışkırmaya başlar; yürüdüğü bu uzun yolda. Hayatındaki kederleri tıkamaya çalışsa da, yine bir yerden keder patlak verir.
Bu yolculuğa başlarken hayal ettikleri şeylerden aklında sadece sorular kalır. Ne yapacağını bilemez halde en yakın bir yere oturarak, hiçbir zaman yaşanmamış olan duyguları düşünür. O vakitten sonra hayata mahçup bir tavırla etrafına bakınır. Hayat denilen ağaçta kendine tutunacak bir dal arıyordur.
Yaşadığı acı tecrübelerin olduğu dala tutunmak için tekrar cesaret edemez. Bu sefer hayat ağacının tutunmadığı dallarını dener. Fakat, o sırada hiç kimse onun sessiz sedasız ağladığını bilmez ve görmez.
Hayatını yeniden yazılamayacak kağıda yazmaya başlar. Yıkık, virane hayatının içinde mutluluğa açılan yeni bir kapı yaratır kendine. O kapının ardında düşlediği hayat vardır. Ve, o hayatın içine dalar. Seçtiği o yer belki ona göredir; belki de çok sonra gerçeği fark edecektir.
Bu sefer tedirgin ve korkak adımlarla, yaşadıklarından öğrendiklerini emin tavırlarla; hayattan ve insanlardan korkmadığını gösteren bir yapıya bürünür. Yeni hayallerini burada gözünde canlandırır.
Nasıl hareket edeceğine, yüreğine giren bir mutluluk ve aşkla karar verir. Bu yüzden burada da bilinçaltı dış dünyaya her zaman kapalı olarak onu yönlendirir.
İlk acıyı , ilk hayal kırıklığını burada da tadar. Ve, hayatın kendisini yine aldattığını sanır. Oysaki o değişmiştir. Dünya ve insanlar değil.
İstesem! hayatı ve insanları değiştirebilirim der; o vakitten sonra. Bir araştırma, bir gözlem içerisine girer dünya ve insanlarla.
Farkına varmadığı bir şey vardır. Onun işi, tellerin üzerinden atlayarak geçen koyunların yünlerinin tellere takılıp, o yünleri toplayıp çorap ve giysi yapmaya benzer.
Yani uzun lafın kısası hayatı ve insanları değiştirmek için uğraştığı çabaları boşa gidecektir.
O zaman acı gerçekten sonra; hayatla ve insanlarla ilgili değiştirebilecek ve öğrenilecek çok şey olmadığını; hayatın tek düze gittiğini aklına en sonunda nihayet getirecektir. Ve bu son, onunda hayata karışarak tek düze yaşamasından öteye gitmeyecektir.


Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1254
favori
like
share