iyi ve etkili bir iletişim kurabilmek - aileiçi iletişimin verimliliği için ne yapılmalı - iyi ve etkili bir iletişim kurabilmek için ne yapmalı


Aile içi doğru ve etkili bir iletişim kurabilmenin sırları
Mutlu bir evlilik sürdürebilmenin ve ruhsal açıdan sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin en önemli koşulu "doğru iletişim"dir. Peki aile içi doğru ve etkili iletişim nasıl olmalı? Bu yazımız, hatalarınızı görmenizi sağlayacak ve mutlu bir aile, mutlu bir çocuk sahibi olmanın yollarını size gösterecek.
Toplumun en küçük birimi olan ailenin, fertleri arasındaki iletişim biçimi önce aileyi sonra da bütün toplumu etkiliyor. Uzmanlar; doğru iletişim biçimleri kullanarak birbiriyle sağlıklı ilişki kuran aile fertlerinin, diğer ilişkilerinde de özgüveni yüksek ve kolay iletişim kurabilen kişiler olduğunu söylüyorlar. İşte aile içi iletişimde nelere dikkat edilmesi ve doğru iletişimin nasıl kurulması gerektiği ile ilgili olarak Psikolog Aslı Benk'in önerileri

İletişim nedir?

İletişim; kişilerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz olarak iletmek istedikleri duygu ve düşüncelerini aktardıkları bir süreçtir. Bu sürecin başarısı, bireyin yaşamındaki mutluluğun temelini oluşturur. Aile içi iletişim, ailenin üyeleri arasında nasıl bir iletişimin ve ilişkinin bulunduğunu ifade eden bir kavramdır. Aile içi iletişim becerileri etkin kullanıldığında bu durum tüm aile bireylerinin ruh sağlığını olumlu etkiler.

İletişim engelleri

Kendimizi ifade ettiğimizi düşündüğümüz bazı kelime ya da cümleler, aslında mesajımızı doğru olarak iletmemizi zorlaştıran, karşımızdaki kişi ile ilişkimizi olumsuz yönde etkileyen iletişim engelleridir. Bunlar:
Yönlendirme ve talep etme
Farkına varmadan en sık kullandığımız iletişim engellerinden biri, yönlendirme ve talep etmedir. Örneğin; çocuğumuza ya da eşimize; "Şikayetten vazgeç, ev ödevini hemen yapacaksın." ya da "Yapmak zorundasın." gibi emir içeren cümleler kullandığımızda karşı tarafta korku, direnç, isyankar bir davranış şekli yaratabilir ya da söylenenlerin tersini denemeye davet edebilir.

"Uyarma" ve "tehdit etme"

Burada, çocuğumuz ya da eşimiz bir şey yaptığında, bunun sonuçları aktarılır. "Eğer öyle yaparsan, sonunda üzülürsün.", "Dediğimi yapmazsan, istediğin oyuncağı almam." gibi tehdit içerikli cümleler, karşı tarafın korkmasına, boyun eğmesine, gücenmesine, kızmasına, isyan etmesine neden olabilir ya da söz konusu sonuçların gerçekten meydana gelip gelmeyeceğini denemesine yol açabilir.

"Ahlak dersi" ve "vaaz verme"

Bunlar karşı tarafa ne yapması gerektiğini söylemeyi içerir. Örneğin; "Senin sorumluluğun ders çalışmak.", "Şunu şunu yapman gerekir." gibi cümleler, karşı tarafta zorunluluk ve suçluluk duygusu yaratabilir. Karşı tarafın şiddetli savunmaya geçmesine yol açabilir ve sorumluluk duygusuna güvenilmediği izlenimini yaratabilir.

"Çözüm getirme" ve "fikir verme"

Karşı tarafa problemi nasıl çözeceğini söyleme, bu konuda öğüt verme veya öneride bulunma şeklinde de tanımlanabilir. "Ben olsam.....", "Neden şunu şunu yapmıyorsun?", "Bence..", "Sana şunu önereyim." gibi yardımcı olduğumuzu düşünerek verdiğimiz öneriler özellikle çocukta bağımlılık ya da direnme yaratabilir, soruna değişik çözümler düşünüp, seçenekleri denemesini engelleyebilir ya da kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu düşündürtebilir. Bu, çocuğun özgüven gelişimini olumsuz yönde etkileyecektir.
Nutuk çekme, mantık yoluyla inandırma
Bu ikisi de aile içinde sık görülen bir iletişim şeklidir. Karşı tarafı gerçekler, karşıt kanıtlar, mantık, bilgi veya kendi görüşlerinizle etkilemeyi denemektir. "İşte şu nedenle hatalısın!", "Olaylar gösterir ki...", "Gerçek şu ki..." diye başlayan cümleler, karşı tarafın kendisini beceriksiz ve yetersiz hissetmesine, iletişimi kesmesine neden olabilir. Ayrıca kendini savunmayı ve karşı koymayı kışkırtabilir.

Yargılama, eleştirme, kabul göstermeme, suçlama

Bu tür tutumlar da hem eşler arasında hem de çocuklara karşı sık kullanılan bir iletişim engelidir. Karşı tarafı olumsuz olarak değerlendirme, "Bu konuda çok yanlış düşünüyorsun.", "Olgunca düşünmüyorsun.", "Sen zaten tembelsin!" gibi eleştiri cümleleri karşı taraf için yetersizlik ve aptallık anlamı taşıyabilir. Olumsuz yargıya hedef olmamak ya da azarlanmamak için iletişimin kesilmesine yol açabilir. Eleştiri ve yargılar gerçek olarak algılanabilir ve özgüven olumsuz etkilenebilir.

Ad takma, alay etme, utandırma

Çocuğa ad takma, onunla alay etme, gülünç duruma düşürme ve utandırma zaman zaman anne-babaların şaka yaptıklarını düşünüp kullandıkları "Koca bebek", "Geri zekalı", "Sulu göz" gibi sözcükler de bir iletişim engelidir. Bu sıfatlar, karşı tarafın değersiz hissetmesine, sevilmediğini düşünmesine neden olabilir. Ayrıca karşılık vermesine ve sizi model alıp bu kelimeleri başkalarına karşı kullanmalarına neden olabilir.

Yorumlama ve teşhis koyma

Aile içi iletişimdeki bir başka engel ise "yorumlama" ve "teşhis koyma"dır. Karşı tarafa davranışının altındaki nedenleri söyleme, niçin o şekilde davrandığını veya o şekilde konuştuğunu analiz etmedir. "Aslında sen öyle demek istemiyorsun.", "Senin esas sorunun nedir biliyor musun?" gibi cümleler karşı tarafı tehdit edici, tedirgin edici olabilir ve onda başarısızlık duygusu uyandırabilir. Kendisini korumasız hissedebilir. Kendisine inanılmadığı kanısına varabilir. Yanlış anlaşılma endişesi ile iletişimi kesebilir. Oyalama, alaya alma, konu değiştirme, karşı tarafı sorunundan uzaklaştırmaya çalışma ve problemi bir kenara itmeyi içerir. Örneğin; "Hemen onu unutalım.", "Haydi, daha hoş şeylerden bahsedelim.", "Sen neden dünyayı yönetmiyorsun?" gibi ifadeler savaşmak yerine, kaçınmak gereklidir şeklinde bir mesajı ima edebilir. Karşı tarafa sorunlarının; önemsiz, saçma ve geçersiz olduğu imajını verebilir. Karşı tarafın sorununu açığa vurmasını önleyebilir. İnceleme, sorgulama, araştırma, soruşturma engelinde genellikle yetişkinler kanıtlar, nedenler bulmaya çalışır ve problemin çözümüne yardımcı olmak için daha fazla bilgi arayışı içine girer. "Neden?", "Kim?", "Sen ne yaptın?" ve "Nasıl?" soruları çok sık sorulur. Soruları cevaplama genellikle karşı tarafı kaçamağa yöneltebilir. Soranın niyeti anlaşılmadığından, karşı taraf korkuya, endişeye ve kendi başına sorununu çözemeyeceği hissine kapılabilir.

Tüm bu iletişim engelleri, kendimizi ifade edip, sorunu çözmek yerine, ilişkilerimizi ve ruh sağlığımızı olumsuz yönde etkileyecek ve özellikle çocukların özgüvenlerini, problem çözme yeteneklerinin gelişimini olumsuz yönde etkileyebilecek güçtedirler.

Nasıl iletişim kurulur?

İletişim becerisi; ne söyleyeceğimizi bilmek, ne zaman, nerede söylemenin daha uygun olacağına karar vermek, en iyi nasıl söyleneceği ile ilgili fikir yürütmek, olayları basite indirgeyerek sunabilmek, akıcı bir dille ve karşınızdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek, dikkati yoğunlaştırabilmek ve karşınızdakinin verilen mesajı anlayıp anlayamadığını kontrol edebilmektir.
İletişimde temel ilke şudur: "Kabul etme". Başkalarını oldukları gibi kabul etmek, ilişkileri kuvvetlendirmede önemli bir etkendir. Birey, karşısındaki kişiye gerekli anlayışı gösterip, kabul eder, hoş görülü bir ortam sağlarsa, onun kendini güven içinde hissedip, kendi özüne uygun davranışlar içine girmesine fırsat verir. Böyle bir ilişkide diğer kişi olumlu yönde değişebilir, sorunları çözmeyi öğrenebilir, ruh sağlığı iyileşebilir, daha üretici, daha yaratıcı olabilir.
Doğru ve etkili bir iletişim kurabilmek için şunlara dikkat edilmelidir:

Saygı duymak

İyi ve etkili bir iletişim kurabilmek için karşıdaki kişiye saygı duymak gerekir. Kişiler arası ilişkilerde saygı, karşılıklı olmalıdır. Statü, ekonomik gelir, cinsiyet, eğitim düzeyi gibi karşımızdaki kişinin özellikleri ne olursa olsun hoşgörü ve saygıyla yaklaşılmalıdır. Mutlu ve sağlıklı ilişkileri kurabilmek için karşılıklı saygı ön koşuldur.

Empatik anlayış

Etkili ve anlamlı kişiler arası ilişkileri kurmada önemli olan diğer bir beceri de empati kurabilmektir. Güçlü ve sağlıklı ilişkilerin kurulmasına yardımcı olur. Empati, karşıdaki kişinin duygularının yoğunluğunu ve anlatımını algılama ve anlama yeteneğidir. Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir.

Etkin dinlemek

Etkin dinlemek, bir başkasına saygı gösterildiğini iletir ve sağlam bir ilişkinin kurulmasına yardımcı olur. Etkin dinleme, söylenilen içeriğin anlamının ve içinde bulunulan duygu durumunun bir bütün olarak kavranmaya çalışılmasının yanı sıra, bunun dinleyiciye sözel ve sözel olmayan mesajlarla iletilmesidir. Örneğin; "Seni dinliyorum." derken televizyon seyrediyorsanız sözel ve sözel olmayan mesajınız tutarlı değil demektir. Burada etkin dinlemeden söz etmek zordur. Çocuğumuz önemli bir sınav öncesinin akşamında, "Yarın nasıl geçecek hiç bilmiyorum." dediğinde kendisine, "Yarınki sınav seni kaygılandırıyor" cümlesiyle karşılık vermek etkin dinleme sonucunda bize söylenen cümlenin ardındaki asıl söylenmek istenen içeriğin kişiye yansıtılması nedeniyle çok önemlidir.

Kendini açma

Kendini açma, uzun süreli ve sağlıklı ilişkileri oluşturmada önemli bir faktördür. Kendini açma, bireyin geçmişte yaşadığı olayları, gelecekle ilgili planlarını, kişisel-özel durumlarını, eğitimlerini, duygu ve düşüncelerini istekli olarak uygun yer ve zamanda uygun gördüğü kişi ile paylaşmasıdır. Örneğin; çocuğunuz yeni eve taşındığınız için mutsuzsa, ona "Ne var, bunda üzülecek?" demek yerine, "Ben de küçükken ev değiştirdiğimde üzülmüştüm" deyip benzer düşünce ve duygularınızdan bahsedebilirsiniz.

"Ben mesajları" ile konuşmak

"Ben mesajları", bireyin olumsuz duygularını karşısındaki kişiye, onu suçlamadan ve itham etmeden iletmesidir. Ben dilini kullanan kişi olumsuz duygularını, mesajı alana onu küçültmeksizin iletir. "Sen" mesajları ise, suçlama, yargılama, değerlendirme ve eleştirmeyle ağır yüklüdür. Örneğin; "Ne kadar anlayışsızsın.", "Böyle davranmakla kendinden utanmalısın." gibi çıkışmalarda kullanılan ifade tarzı karşı tarafa yönelik sen mesajlarıdır. Sen mesajları kızgınlığın gerçek nedenlerini pek açıklamaz. Tek belirgin olan şey, mesajdaki açık saldırıdır. Kızgınlıklar davranışa değil de kişiliğe yöneldiği için, karşı tarafı gücendirir, onurunu kırabilir. Bu durumda, karşı taraf da sen mesajlarıyla karşılıkta bulunmaya başlayarak, ilişki çatışmayla ve nihayet iletişimin kesilmesiyle sonuçlanabilir. Ben mesajlarında karşı tarafın davranışını kendi isteğiyle değiştirebilmesi için, sorunumuzun ve kızgınlığımızın gerçek nedenlerini bilmesi gerekir. Bunun için 3 tür bilgi gereklidir:

Sorun yaratan davranış hangisidir?
Bu davranış bizi nasıl etkiler?
Bu etkinin bizde uyandırdığı duygular nelerdir?

Örneğin; "Ne biçim çocuksun, kitap okuyorum, kıs televizyonun sesini!" demek yerine, ben dili kullanarak, "Tv'nin sesi çok açık olduğunda, (davranış) dikkatim dağılıyor, kitapta okuduğumu anlayamıyorum (etki) ve rahatsız oluyorum (duygu)" diyebilirsiniz.

Atılgan davranışı göstermek

Bireyler, değişik davranış biçimleriyle duygu, istek ve ilgilerini ifade ederler. Örneğin; bazı bireyler çevreleriyle olan ilişkilerinde saldırgandırlar, yani isteklerini elde etmek için diğerlerini küçük görme, kırma eğilimi gösterirler. Bazı bireylerse, çekingen davranış sergileyip, istediklerini elde etmek için güçlük çekerler. Bu nedenle çoğu kez suçluluk duygusu ya da öfkeyle doludurlar. Aile içinde zaman zaman aile bireylerinin içinde bulundukları duygusal durumu birbirleriyle paylaşmaktan çekinmelerine dayalı olarak kendi içlerinde yaşadıkları gerilim, sorunların daha da büyümesine yol açabilir.

Atılganlık, başkalarını küçük görmeden, onların haklarını yadsımadan kişinin kendi haklarını koruyabilme yolu olarak geliştirilen bir çeşit kişiler arası ilişkiler biçimi olarak betimlenir. Atılgan kişi, başkalarını küçük görmediği gibi kendisini de küçük görmez. Kendi ve diğerleri onun gözünde eşittir. Atılgan kişi karşısındakinden rahatça bir istekte bulunur, gerekiyorsa diğer insanları reddedebilir, ancak reddedildiği zaman da bunu doğal karşılar, yıkılmaz. Kendine güvenir. Aile bireylerinin aile içinde atılganlık haklarını kullanabilmeleri, kendilerini açık bir şekilde ifade edebilecekleri bir ortama sahip olmaları sorunların göz ardı edilmemesi için önemlidir.

Saydam olmak

Kişiler arası iletişimde önemli olan diğer bir faktör de saydam olmaktır. Saydamlık, dürüstlük, içtenlik, doğruluk anlamına gelir. Bireyin rol yapmaması, maske takmaması ve olduğu gibi görünmesidir. Örneğin; içinde fırtınalar kopan bir annenin evdeki yapay ortamın bozulmaması için hiçbir sorun yokmuş gibi davranarak saydamlıktan uzaklaşması görünmeyen sorunların daha da büyümesine neden olabilir.

uzman görüşü

"Çatışmaların nasıl
çözümlendiği önemlidir"

"Aile içi iletişim denildiğinde ideal olanın bireyler arasında hiç çatışmanın olmaması olduğu düşünülür, fakat çatışmanın olmamasından ziyade, çatışmanın nasıl çözümlendiği daha önemlidir." diye belirten Psikolog Aslı Benk, sözlerine şöyle devam ediyor: "Çatışmanın uygun bir biçimde çözülmesi, ancak etkili iletişim becerilerinin kullanılması ile mümkündür. İletişim becerilerinden önce sık kullandığımız iletişim engellerinin ve olumsuz sonuçlarının farkında olmak gerekir.".

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2249
favori
like
share
Sheker Girl Tarih: 12.09.2009 17:12
TşkLer ..