Buse'nin Göz Yaşları 10 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse,Ahmet efendinin konağına gelin geldikten on beş gün sonra konağın içerisindeki bazı gerçeklerle tanışmak ve onları kabullenmek zorunda kalışı devam ediyordu.Saklanan gizli kapaklı şeyler,yavaş yavaş gün ışığına çıkıyordu.Ahmet efendinin yedi çocuğu olduğunu öğrenince;ilk zamanlar şoke olmuş sonra bunları da kötü yazgısına eklenen birer kambur olarak sineye çekmek zorunda kalmıştı.Kendi yazgısını baştan değiştiremedikten sonra var olan acı gerçekleri de sineye çekmeyi kabullendi.Hem sonra var olan olumsuzlukların beğenmeyen taraflarını nasıl değiştirebilirdi ki,zaten aciz durumda hissediyordu kendisini...Hiçbir şeye direnemediği gibi zaman zaman karşısına çıkan absürt durumlara da direnemedi.

Ahmet efendinin kalpten ölen karısından yedi çocuğu olduğunu, on gün içerisinde kulağına gelen fısıltılarla öğrendi.Çocukların dördü evli,üçü bekardı.Evlilerden iki kızı,köyün içerisine gelin gitmiş;iki oğlunun birine kendi köyünden,diğerine de komşu köyden gelin getirmişti.Diğer üçünün yaşları da kendisinden küçük kız çocuklarıydı.Kızların en küçükleri ise henüz ilk okul birinci sınıfta okuyan dünya tatlısı, şeker mi şeker yumurcaktı.Buse,konağa gelin geldiği ilk zamanlar Ahmet efendinin(kocasının) küçük kızı Gülpembe,Buse'yi her görüşünde içten içe gönüllüyor,O'nu annesinin yerine konulmasına çocuksu duygularla öfkeleniyordu.Her fırsatta "benim annem,senden daha güzeldi "diye içinden sızlanıp duruyordu.

Buse,ilk zamanlar Gülpembe'nin sızlanmalarından üzülmüş olsa da sonradan çocuğa hak vermekten başka çaresi olmadığına inandı.Kendi kardeşi Songül'ü gözlerinin önüne getirdi,O'nunla mukayese yollarını , "Songül de aynı duruma düşse bu çocuğun davrandığı şekilde hareket ederdi" diye düşünmekten kendisini alıkoyamadı...Gülpembe,kendisinin üvey kızı ;kendisi de O'nun üvey annesi sayılıyordu.Buse'nin kanı daha ilk zamanlardan Gülpembe'ye karşı kaynamıştı.O'nunla dost olmanın,sıcak ilişkiler kurmanın yollarını araştır
dı.
Gülpembe ise her fırsatta "annem ,senden daha güzeldi" diye içten içe sızlandığı tepkisini dışarıya vurmaya başlamıştı.Buse,ise her şeyde olduğu gibi buna da sessiz kalıyordu...Biliyordu ki O'nun küçücük dünyasının da kendisininki gibi yaralı olduğunu...Gerçek anne sevgisinin yerini başka sevgi alabilir miydi?..Hangi şefkat bu boşluğu doldurabilir,kapatabilirdi.

Gülpembe,okuldan gelmiş,çantasını odasına gelişi güzel fırlattıktan sonra konağın avlusunda oynamaya başlamıştı.Günlerin de uzamış olmasından dolayı içerde kapalı kalmak insana hapis gibi geliyor,zaman da geçmiyordu.

Gülpembe,avluda toprak zemine yerden almış olduğu taş parçasının sivri tarafıyla paralel şekilde çizikler çizip oyun oynama hazırlığını yapmaya çalışıyordu.Buse de zaman öldürmek için balkonda dolaşıp dururken gözleri,avluda kendi kendine oynamaya çalışan Gülpembe'ye ilişti.O'nu bulunduğu yerden kısa bir süre izlemeye devam etti.Ne güzel sek sek yapıyordu kendi oyunu üzerinde.O'nu izlemeye çalışırken gözleri yine konağın avlusunu çevreleyen yüksek duvarlara takıldı.Şimdi konağın etrafını sarıp sarmalayan yüksek duvarların gerisindeki dünya,O'na gizemli gelmeye başlamıştı.Halbuki dört ay öncesine kadar, bu dünyanın içerisinde özgürce dolaşan, güvercin kuşundan farksız hissediyordu kendisini.Kanatlarını çırpıp istediği yere konabilecek özgürlüğüne de sahipti.Şimdi her şey rüyada gibiydi...Düşündükçe özgürce uçtuğu o dünya kendisine çok uzaklardaki bir galaksi gibi geliyordu.Adeta yaşadıkları tatlı anılarını unutmuş,belleğinden silinip gitmişlerdi.

Busenin bu düşünceleri,avluda oynayan Gülpembe'yi izlerken film şeridi gibi gözlerinin önünden kayıp gitti.Bu düşüncelerinden ivedi sıyrılıp dikkatini oyun üzerinde odaklaştırmaya çalıştı.

"çocukluğumda oynadığım oyuna benziyor mu acaba?" diye çocuksu bir duyguya kapıldı.Merdivenlerden aşağıya inip Gülpembe'nin yanına yaklaştı.Çocuk,Buse'yi fark ettiği halde hiç istifini bozmadan oyununa devam etti.Buse,"nerden başlasam,acaba?"diye bir an tereddütte kaldı.Kısa bir kararsızlıktan sonra,

"-Kızım,bu oynadığın oyun ne kadar da güzelmiş."

Gülpembe,

"-Bir kere ben senin nerden kızın oluyormuşum?Kızın değilim.Sen de benim annem değilsin."
Buse,

"-Ha,evet doğru söylüyorsun,Gülpembe.Ben şey için gelmiştim yanına..."

"-Peki niye geldin ya yanıma?..."

Buse,
"-Gülpembe,çocukluğum aklıma geldi de.Ben de çocukken senin gibi oyunlar oynardım."

Gülpembe,

"-Sen de böyle benim gibi çocukluğunda oynar mıydın?"

Gülpembe'nin bu son cümlesi,arada kurulacak sıcak ilişkinin sinyallerini vermeye başlamış gibi görünüyordu.Buse,bunu sezinlemiş,çocuğa daha sevecen yaklaşması gerektiğine kendisini inandırmıştı.

Buse,

"-Gülpembe sen bana bu oyunun nasıl yapıldığını,nasıl oynandığını öğretebilir misin?..Hem ben de seninle oynamak istiyorum,şimdi."

Aslında Gülpembe'nin yalnız oynamaktan canı sıkılmış kendisine arkadaş arıyordu.Buse'nin bu teklifine sıcak baktı."

-Gel abla,sana öğreteyim.Çok kolay...Bak şöyle şöyle yapacaksın tamam mı?.."Buse,eski bilgilerini de tamamlayıp Gülpembe'nin anlattıklarıyla birleştirince oyunun inceliklerini hemen hafızasında canlandırdı.

Kısa bir süre sonra oyunun içerisine kaptırmışlardı kendilerini.Buse,zaman zaman Gülpembe'nin yanlışlarına göz yumuyordu.Asıl önemli olan Gülpembe'yi kazanmaktı.Ve öyle de yaptı.Bir süre birlikte oynadılar,kendilerinden geçmişlerdi adeta.

Buse'nin konağın avlusunda Gülpembe'yle oyun oynayışlarını konağın içerisinde bulunan kadınlardan biri görünce hemen alel acele diğerlerine de haber verince;balkonda toplanıp onların oynayışlarını seyre koyuldular.Diğer taraftan da kıkır kıkır gülüyorlardı.

"...Çocuk yaştaki kızı avrat edeceğim diye alırsan sonuçta olacağı bu olur,çıkar avluya oyun oynar işte." Diye kendi aralarında dedikodusunu bile yapmaya başlamışlardı.
Bu oyunun bitiminde birbirlerine hemen ısındılar.Gülpembe,"-Abla seni sevdim ya.İlk zamanlar annemin yerine geldin diye kıskanmıştım.Ama bugün fikrim değişti.Sana ısınmaya başladım.Bundan sonra sana "cici anne" diyebilir miyim?"Gülpembe'nin bu duygulu yaklaşımı karşısında Buse,bütün sevecenliğiyle Gülpembeyi kollarının arasına alıp sevgiyle kucakladı.Bu kucaklamada bütün hassaslığı kabarmış,gözlerinden aşağıya doğru boncuk boncuk damlalar akmaya başlamıştı.Daha iki gün öncesi ahırdaki buzağıyı "yavrum" diye sevmesinden sonra ikinci bir kezGülpembe2nin kokusunu içine sindirirken ağzından,"-Ben de sana yavrum !." diyeceğim bundan sonra.

Bundan sonraki günlerde Gülpembe,okuldan gelir gelmez hemen Buse'nin yanında soluklanıyor,O'nunla şakalaşıyor,gülüyor, o gün okulda neler gördüğünü hangi ödevlerin verildiğini
"Bak,cici anneciğim." diye ona gösteriyor ondan yardım almaya çalışıyordu.Buse, Gülpembe'yle arasındaki buzulların iyiden iyiye eridiğine iyice kanaat getirmişti.Elinden geldiği,kafasının erdiği kadarO'nun hizmetine koşuyordu.Bu tatlı ilişkiyle Gülpembe'nin dünyası , annesinin ölümünden sonra yeniden aydınlanmaya başladı.Şimdi Buse,O'nun gözünde tekden bir "cici anne" konumundaydı.Buse'ye annesi gibi bağlandı.



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 396
favori
like
share