Sıcak bir yaz akşamıydı. Mahallemizde bulunan apartmanların birinin kapı önüne komşular beraber oturmuş sohbet ediyor; gelen geçene bakıyor ve onlarla ayaküstü kısa konuşmalar yapıyorduk.
Koca günün yorgunluğunu ve sıcak havanın etkisini üzerimden atmak için, iş dönüşü onların koyu sohbetlerine bende katılmıştım. Diğer taraftan da eski günleri yeniden yaşamak ve yaşatmak için bende orada bulunmuştum.
Akşam olmak üzere gökyüzü alacakaranlık bir haldeyken yoldan geçen arabaların son sesine kadar açık olan radyolarının sesleriyle eğlenen gençler, sokak ortasında evlerinin önlerinde bizim çocukluğumuzdaki bazı oyunları oynayan cıvıldaşan, bağıran çocuklar ve açık olan pencerelerden gelen yemek kokuları; hepsi bu akşam harika bir duyguya sürükledi beni.
Evimin sağ tarafında genişçe balkonlu müstakil bir evde oturan Necmiye teyze bu akşam yine mahalleyi mis gibi kokutacak yemeklerini hazırlıyordu; Faik Bey Amcanın kahveden eve gelmesini bekliyordu.
Bu akşamda yine harıl harıl bir telaş içerisindeydi Necmiye teyze.
- Hayrola Necmiye Teyze dedim. Yorulmuyor musun? Her akşam bu kadar hazırlığa.
Necmiye teyze hareket oluyor. Eğer yapmazsam küflenirim canım dedi göz kırparak bana.
Gülümsedim!
Sohbeti hoş bir kadındı Necmiye Teyze! Hele Faik Bey Amcayla bir araya geldiler mi deymeyin onların ve mahallemizin keyfine.
Bu akşam giymişti yine mor çiçekli fistanını üzerine. Ne de zarif duruyor bedeninde. Mor çiçekli fistanından vazgeçmezdi Necmiye Teyze!
Bir çok entarisi vardı böyle çiçekli, güllü dallı şeyleri giymeyi severdi.
Sonra yine
- Nereden buluyorsun bu enerjiyi, çok aktifsin Necmiye teyze dedim.
Bana - Sen ağustos böceği ile karıncanın hikayesini bilir misin? Dedi.
Evet! Diye başımı salladım.
Eh! Benim işimde çocuğum, o işe benzer işte! Dedi.
Tam o sırada bir elinde bastonu, diğer elinde iki tane ekmeğiyle, üzerinden hiç eksik etmediği ceketiyle bu sıcakta geliyordu eve Faik Bey Amca. Bir den Necmiye teyze başını kaldırdı ve Faik bey Amcayla bakışları bir an karşılaştı. Her ikisinin de yıllardır gözlerinde gördüğüm aynı değişmeyen ışıltılı bakış belirdi.
İçimden bir kere daha “Allah!ım” bu ne büyük aşk böyle, güzel ve dikkat çekici dedim. Dikkatimi çekiyordu onların aşkları. Hala sevgi akıyordu üzerlerinden. Yıllara meydan okuyan iradelerine hayrandım.
Gülümseyerek Necmiye Teyze yaklaşan Faik Bey amcaya “hoş geldin bey” dedi.
Ağır ağır adımlarla gelen Faik Bey amca
- Hoş bulduk Necmiye! Sana da hoş bulduk güzel kızım dedi.
Onlarda bir şey daha dikkatimi çekiyordu. Birbirlerine hitap şekilleri. Necmiye teyze Faik Bey amcaya “Bey” diye hitap eder. Faik Bey Amca Necmiye teyzeye sadece Necmiye derdi. Biri daha samimi, diğeri daha resmi olarak sesleniş yaparlardı.
Arada birde komşularla sohbetlere karıştıkları vakit, canım kelimesi eklenir dillerine; dolanır dolanır ve gelir benim yüreğimi bulurdu bu kelime.
Ne güzel de söylerler “canım” diye diye!
En ufak bir şeyden dolayı mutlu olur Necmiye teyze. Bu akşamda Faik bey Amca yine şenlik var evimizde! Neler yaptın bakalım! mis gibi kokuyor ortalık dedi sevdiğine.
Tombiş göbeğiyle güldü Necmiye Teyze. Onun gülüşünü, gülüşüyle birlikte göbeğinin gülüşüne hayranım.
Eh! Necmiye teyze en ufak bir şeyden mutlu oluyor; gülüyorsun! Sen bu neşeyi nereden buluyorsun?
Bir elin yağda , bir elin balda değil ki! Necmiye teyze..
Bir gün olsun eh! yeter artık demedin. Sen varlığın yoklukla birleştiği yerdesin. Bunun formülü ne Necmiye Teyze?
Yoksa sevgi karın doyurmaz diyenlere senin hayatın cevap mı olsun Necmiye Teyze?

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 442
favori
like
share