Dede Efsanesi - Rahmi Altınsoy
Yedi dervişe hasta olan efendileri "Sizin kısmetiniz burada kesildi, gün batımına gidin, orada bir göl var o gölün gün batımında da cennet misali ormanlarla kaplı karlı bir dağ var oraya gidin ve oranın insanlara dinlerinin öğretin der. "
Bunun üzerine efendilerini bırakıp günler, aylar hatta yıllar süren bir yolculuktan sonra Yenişarın Bademli köyüne varırlar. Rivayetlere göre dervişlerin mezarları sırasıyla birinin Şarköy Mezarlığı yakınında, biri Camardında Merkez Camiînin Kıble Tarafında , biri Dede’de, biri Tekke’de, biri Çayır yaylasında biride Dedegöldeki karagölde imiş.Diğer birinin mezarının nerde olduğu konusunda bilgiye ulaşılmamıştır.
Efsanemize konu olan ise Yenişarbademli’nin “Dede” ismiyle müsemma olmuş Ardıç Koruluğunda medfun dervişin hayat hikayesi.
Şeyhlerinin dualarını alarak yola koyulan muridlerden Adem iri yarı uzunca bir muhterem bir zattı.Öksüz yetim olan Adem binbir meşakkatle Yenişara ulaşınca vazifesi icabı yöre ahalisiyle hemhal olmuş.Onlara dînin hoşgörüsünü, Yaratan tan ötürü yaratılanı sevmenin dînin bir vecibesi olduğunu zaiflere yardımın bir insanlık ve dîni bir görev olduğundan bahseder.
Adem gel zaman git zaman yöre halkıyla kaynaştı sanki doğma büyüme Bademli’li idi.Köyün ileri gelenleri köyün kuzeyindeki ardıç koruluğunu korumak için çareler arıyor bir türlü koruluktaki ağaçların kesilmesinin önüne geçemiyorlardı. Zaman su gibi geçmiş Adem yaşlı ak sakallı bir piri fani olmuş herkes ona bir müşkili açar ondan himmet edip müşkilini çözmesini isterdi.
İşte bu sırada köyün ileri gelenleri ardıç koruluğunun nasıl korunacağı husususunda Adem Dede’nin engin bilgilerine müracaat ettiler.
Adem Dede “ bi düşüneyim size yarın cevap vereyim ” der. Ertesi gün cevabı şu olur. “Ey ehli karye.Bana aklı başında üç beş delikanlı bulun gerisine karışmayın” der.
Adem dedenin yanına üç delikanlı verilir.Dede bunlarla koruluğun ortasında bir yerde gece buluşur onlara “biriniz benimle kalacak diğer biriniz koruluğun aşağısına diğer biriniz ise koruluğun yukarı tarafına ( şu andaki su deposunun bulunduğu taraf ) gidip geleceksiniz.Kim ki bu koruluktan ağaç kesip evine götürürse onu iyice tespit edip bana geleceksiniz ” diyerek gençleri görev yerlerine gönderir.
Ve nihayet birinin koruluktaki ağaç budadığını bir diğerinin de ağacı tümden kesip evine götürdüğünü delikanlılar Dede’ye iletirler.
Dede delikanlılara gecenin nısfında buluştukları yere gelmelerini ama gelirken yanlarına torbaların içinde ceviz büyüklüğünde taşlar getirmelerini söylemiş.Artık delikanlılar Dede’nin müridi de olmuşlardı geçen zaman içinde.Müridler taşla dolu torbalarla birlikte gecenin yarısında buluşma yerinde bekleyen Dede’nin yanına geldiler.Gizlice ağaç kesen kişilerin evinin karşısında mevzi alırlar ve Dede’nin emriyle torbalarından aldıkları taşları ağaç kesen köylünün damına ve evin tahta ile kaplı dış yüzündeki tahtalara atarlar.Neye Uğradıklarını şaşıran hane halkı bu olaya bir mana veremezler.Hane reisi yine günün birinde koruluktan ağaç kesip evine getirir.Aynı gece yine evi taşlanır.
Koruluktan ağaç kesip evine getiren herkesin evi taşlanıyor olması köyde bir söylentinin yayılmasına neden olur.Koruluğu koruyan manevi bir kuvvetin olduğunu ve oradan ağaç kesenin evinin taşlanması bi tarafa iflah olmaz dertlere de düşebileceği dilden dile dolaşır oldu.
Bir daha Ardıç Koruluktan hiç kimse bir çilpi bile alıp evine getirmediler yanılışlıkla küçük çocuklar alıp gelseler evin büyükleri onu derhal gidip koruluğa bırakırlardı.Ve böylece yıllar yılı ardıç koruluk Bademli köyüne ayrı bir güzellik vermeye devam ede gelmiştir.
Gelelim Adem dede’ye artık yılların verdiği eza cefaya yaşlı bedeni dayanamıyordu.Hasta olmuş yatağa düşmüştü.Bütün köy halkı onu bir an bile yalnız bırakmıyor hizmette kusur etmedikleri gibi evi gelip gidenlerden dolup taşıyordu.Bir odadan ve bir sofadan ibaret evi geceleri delikanlılarla buluştukları koruluğun ortasında kıbleye bakan tarafındaydı.Gün geldi her fani gibi Adem Dede’de vuslata erdi.Yaratanına kavuştu.Yalnız bir vasiyeti vardı Dede’nin “beni buraya yani evimin önüne defnedin” demişti son deminde Dede.Ve vasiyet üzerine Dede’nin cenazesi vasiyeti üzerine söylediği yere defnedildi.
Müridleri ve köy halkı Dede’nin her ölüm yıldönümünde Dede’nin mezarı başında bütün köy halkı civar köylerin halkının da davet edildiği büyük bir aş döker ve ruhuna fatihalar gönderirlerdi.
Yıllarca bu gelenek devam edegelmiş fakat artık zamanımızda unutulmuş ahde vefanın bir yer ismi olduğu vechile vefasızlık her yönüyle olduğu gibi burada da karşımıza çıkıyor.
Yenişarbademli İlçe merkezinde yıllara meydan okuyarak bu güne kadar gelen ardıç koruluğun ismi Adem Dede’ye ithafen DEDE olarak söylenegelmiştir.Halen mezarı buluşma yeri olan yerde taşlarla cevrilmiş halde bakımsız virane bir halde öylece mahsun bir şekilde bizlere bakmaktadır.


Rahmi Altınsoy

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 485
favori
like
share