Buse'nin Göz Yaşları 13 - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Cemal,hesapta olmayan tek kurşunla canından olmuş,kaldırım taşları üzerinde cansız yatıyordu.Bir saate yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala yattığı yerinden kaldırılmamıştı.Üzerine gazete kağıdı örtülü vaziyette öyle bekletiliyordu.Polise yapılan ihbar üzerine olay yerine gelen polis,telsizle durumu savcılığa bildirmiş,savcılık da "-Ben gelmeden yattığı yerde bekletin." Uyarısını yapmıştı.Meraklı bakışlar,etrafında çember yapmışlar,

"-Bu kim?"

"-Kim öldürmüş?"

"-Kan davasından mı öldürmüşler,ha?"

"-Öldürenler,ne tarafa kaçmışlar?" diye uzayıp giden fiskoslar etrafa kulaktan kulağa yayılmaya devam ediyordu.

Çok geçmeden olay yerine, bilirkişi olarak doktor ile savcı gelmişler,öldürülen kişi üzerinde fikir teatisinde bulunuyorlardı.

Doktor,

"-Mermi,sol kulağının altından girerek beynini parçalaması sonucu,hayati fonksiyonlarını kaybederek yaşamını yitirmiş bulunmaktadır."

Savcı,bu olay gibi ne olaylar görmüştü.Bu neydi ki...Sıradan bir herhangi bir olaydı sadece...Sigarasını yakıp,burnunun üzerine düşen yakın gözlüklerini yukarı kaldırarak önünde ki katibe bir şeyler yazdırmaya çalışıyordu.

"-Yaz oğlum.Yerde cansız yatan Cemal Çam adlı şahıs yolda yürümekte iken nereden ne maksatla atıldığı belirsiz kurşuna hedef olarak doktor Selim Keskin'in de belirtmiş olduğu teşhisler doğrultusunda beyninden vurulmuş ve olduğu yerde yaşamını yitirmiştir. Kamu soruşturmasının devamının bizzat yapılmasına İlgili şahsın sahiplerinin cenazelerini gelip almalarına kadar;cenazenin Amasya Devlet Hastanesi Morguna kaldırılmasına tarafımdan karar verilmiştir.Savcı:Aydın Keleş.Katip:Hüseyin Beleş Doktor :Abuzittin Yıldırım. İmzalar..."

Cemal Çam,hastanenin ambulansı ile götürülüp on üç nolu morga kaldırıldı.

Emniyet birimleri,üzerindeki kimlikten yola çıkarak cenazenin sahibine kısa zamanda ulaştılar.

Polis arabası.gece kondu mahallesine girmiş,Raziye'nin evinin önünde durmuştu.Mahallenin çocukları "bu işte bir iş var" diye polis arabasının peşini koşarak takip ettiler.

Raziye,polis arabasının evlerinin önüne gelip durmasından rahatsızlık duymuş,doğrusu mantıklı bir yorum yapamamıştı...

Orta yaşlı bir polis,elindeki evrakla yavaş yavaş Raziye'ye doğru yaklaşmış,

"-Cemal Çam'ın evi burası mı,abla?"

"-Evet burası polis bey.Ne oldu ki,hayırdır..."

"-Korkulacak bir şey yok.Siz O'nun eşi mi oluyorsunuz?"

"-Hee,eşim oluyo.Benim karakolluk ne işim olabilir?Yoksa kocam,kötü işler mi yaptı?Onun sağı solu pek belli olmaz da..."

Polis,karşısındaki kadının paniklediğini anlayınca

"-Korkmana gerek yok bacım.Kocanıza sadece araba çarpmış.Bizimle gelseniz iyi olacak.Sizin de ifadenizi almamız lazım..."

"-Polis kardeş,yanlışlık olmasın benim kıllı ayı Cemal'a bir şey olmaz da arabanın tamponu falan kırılmış olmasın.Benim araba yaptıracak gücüm yok ha..."

Polis,Raziye'nin mizahi konuşması karşısında gülmemek için dudaklarını ısırdı.Bu kadar memuriyetlik süresince böyle esprili kadınla karşılaşmamıştı doğrusu...

Raziye,işin gerçeğini hala çözmemiş,kızı Emine'yi de yanına alarak polis arabasıyla birlikte hastaneye gittiler.Diğer kızları Gül ve Songül'ü de komşuları Çevriye'ye sahip çıkması için tembihledi.Bulundukları gece kondu mahallesinde komşuluk ilişkileri,çok sıkı fıkı ve güven vericiydi.Mahalle sakinleri,birbirlerinin acılarını,kederlerini ve neşelerini birlikte paylaşmasını severler,en ufak bir şey de hep birlikte komin davranışta bulunurlardı.Bu yüzden böyle olumsuz vakalarda kimselerin gözleri,arkada kalmaz,emanete hıyanetlik olmazdı.Buna da herkes,canı gönülden inanırdı...

Raziye,kızı Emine'yle birlikte hastaneye geldiğinde kaçınılmayan gerçekle karşılaştı.Ne kadar kocası Cemal ile geçmişte didişmiş olsa da kızlarına karşı menfi düşünceler içerisinde sinsi planlar yapmış olsa da içerisinde kendisine iğne gibi batan ince bir sızı hissetti.

Kısa süren panikten sonra hafızasını toplayarak polise verdiği ifade de,

"-Evet,morgda yatan Cemal Çam,benim kocamdır.Bizim bu zamana kadar düşmanlığımız ve kan davamız olmamıştır.Kimseden şikayetçi değilim.Cenazeye otopsi yapılmasını da istemiyorum."

"-O zaman cenazeyi hastaneden çıkarmanız gerekecek,hanımefendi."

Raziye,"olan olmuş,ölen ölmüş" düşüncesiyle bütün soğukkanlılığı üzerindeydi şimdi."

"-Polis bey,bu cenazeyi kaldıracak gücüm yok benim.Söyleyin devlet babanın ilgili kurumlarına vatandaşının cenazesine sahip çıksın."

"-O zaman.mahallenin muhtarlığından fakir ilmuhaberi,kaymakamlıktan onaylı yazı alın getirin,bizler de o zaman yasal işlemleri uygular,belediyenin kimsesizler mezarlığına defnederiz.Tamam mı bacım..."

"-Tamam.Onlar kolay..."

Raziye ve kızı Emine,hastaneden ayrılırken,

"-Kızım, nasıl yapmalı da ablan Buse'ye haber vermeli ha?Ne kadar sevmemiş,nefret etmiş olsa da büyüğümüz.Babasının cenazesinde bulunsun."

"-Postaneye gider,Işıklı köyü muhtarlığına durumu anlatırız.Muhtarlıkta ablama haberi ulaştırırlar."

"-Doğru söylüyorsun kızım.Bak,görüyor musun okula gitmenin kişiyi nasıl farklı kıldığını..."

Buse,babasının ölüm haberini aldığında diğer kadınların arasına girmiş,havadan sudan konuşuyorlardı.Varlığını son zamanlarda iyiden iyiye hissettirmeye başlamıştı.

"Acemi gelin,sakar gelin,hiç bir şeyden anlamayan gelin" beklentisinde olanlar yanılmışlar,hayal kırıklığına uğramışlardı.

Kocası Ahmet efendi,kendisi ile birlikte gitmeyi teklif edince Buse'nin çıkışı sert oldu.

"-Ne işin var senin Ahmet efendi?Beni, sana parayla satan adamın cenazesinde bulunmanı istemiyorum.Senden ricam,adamlarından birine emir ver,beni arabayla Amasya'daki gecekonduma bıraksınlar.Cenazeyi defnettikten sonra ben geri gelmesini bilirim."

Ahmet efendi,Buse'nin bu ani çıkışı karşısında şoke oldu.Dili tutulmuş,lal olmuştu sanki.

Buse ise karşısında demir leydi gibi duruyor,öfkeli gözlerle "çabul ol" dercesine kendisini süzüyordu...




Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 334
favori
like
share