[FONT="Arial Narrow"]Toplumumuzda insanların yaşayış ve adetlerine göre değişen, toplum arasında genel olarak birçok kişinin kullandığı, fakat bilinçsizce kullanılan, sarf edilen ve benimsenmiş o kadar çok bir anlam ifade etmeyen sözcüklerden oluşan anlamsız cümleler var ki.
Bu sözcükleri günlük hayatımızda, arkadaş toplantılarında ya da bir olayda karşı karşıya kaldığımızda duyuyor ve bazen de söyleyebiliyoruz. O kadar çok doğru olmayan ve doğru oymuş gibi kabul edilen batıl inançlarımızdan ve alışkanlıklarımızdan doğan manasız söz var ki dilimizde dolaşan. Bunlardan bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu sözler her ne kadar insanların kültürel ve ekonomik güçleri ile ilgili olarak görülse de, bu sözlerin altında yatan ve sebebi tam olarak bilinmeyen bir gerçek var. O da böyle gelmiş böyle gider modeli.
Örneğin belirli bir yaşa gelmiş, evlenmeyen kız veya erkek çocukları için evde kalmış sıfatı yakıştırılır. Bu sıfat nedense daha çok kız çocuklarına yakıştırılır. Sanki evde kalmak kötü bir şey, doğru olan bu sözmüş gibi. Buradaki evde kalmış sözü neyi ifade eder? Ya da ne ifade edilmek istenir bu sözle? Bu cümlenin anlam bakımından, yazılışından farklı amaçla kullanıldığını aslında hepimiz biliyoruz.
Evde kalmak: Sanki kişinin evi kendi evi değilmiş ve evde kalmak kötü bir şeymiş gibi bir anlam çıkıyor buradan. Ya da evlenmek istemeyen bir kişinin bu sözle aşağılanarak evlendirilmeye zorlandırılmasından başka bir şey değildir. Ya da evlenen kişinin önceki evi, kendi evi değil de, evlenipte gittiği evi kendi eviymiş gibi. Saçmalıklardan oluşan anlamını bilmeden kurulan cümleler.
Yanlış batıl inanç ve alışkanlıklarımız var toplum tarafından benimsenen. Bu düşünce baskıcı bir tavır gibi görünmese de, bu sözle sarf edilenin altında aslında bir baskı ve aşağılama duygusu yatmaktadır. Belirli bir kesim insan bu sözle evliliği zorunlu hale getirmiş olmaktadır. Kullanılan cümlenin yanlış anlam ifade etmesi cabası.
Oysaki karşıdaki kişinin düşüncesini bilmeden, başkasının hayatına bir sözle dahi olsa dışarıdan müdahale etmek, yanlış sonuçlara sebep olabilir. Bunu söyleyenlerde ve bu sözü benimseyenlerde acayip bir duygu olsa gerek.
Bir başka konu, yanlış inancımız: Kardeşler arasında sırası ile evlendirmek hakimdir. Sırası gelmeden evlenemez düşüncesi yaygındır. Bu yüzden kim bilir kaç genç sevdiğinden ayrı düştü? Ya da kim bilir hangi genç istemediği bir evliliğe apar topar zorlandı?
Yanlış batıl inançlarımız ve benimsenen alışkanlıklarımız insanlar üzerinde aslında telafisi olmayacak birçok hataya sebep olmaktadır. Yanlış inançlarımız zamanla alışkanlıklarımız haline dönüşmüştür.
Halk arasında sıkça kullanılan çocuğun tırnağını kesmek, ya da gece ve haftanın belirli günlerinde tırnak kesmek uğursuzluk getirir sözü. Düşünün ki, tırnaklarımızın temizliğini ve uzunluğunu bu günlere göre ayarlayacağız.
Kahve falları baktırmak bu yanlış inançlarımız arasında gelir. Kahve fincanını eğer içe doğru çevirerek kapatırsan yüreğindekiler çıkacak, dışa doğru kapatırsan güzel düşünceler oluşmayacak gibi batıl inançlarımız var. Bir an mutlu olmak için baktırılan kahve falından sonra, iyi veya kötü söylenen sözler karşısında birçok kişinin aklı, bakılan bu falda kalmaktadır. Bu sonuca göre birçok kişi buradan çıkacak sonucu beklemektedir. Buna aslına bakarsanız burçlar, tarot falları gibi merakımızı oluşturan düşüncelerde girmektedir. Her ne kadar zarar vermiyor gibi görünse de bazı alışkanlıklarımız biraz önce ifade ettiğim gibi buna göre hayatını şekillendiren insanlar yok değil, var.
Gece sakız çiğnemek, eğer gece sakız çiğnersen ölülerin etlerini çiğnermişsin diye inanılan ve inandırılan yanlış inancımız. Zaten toplum arasında sakız çiğnememek görgü kurallarının içinde yer alır. Gecede evimizde sakız çiğnemezsek ne zaman sakız çiğneyeceğiz. Hep akla bu ve bunun gibi sorgulama şeklindeki soruları getirmektedir.
Akan su pislik tutmaz derler. Oysaki akan su pislik tutar. Düşünün, kaynağından temiz olarak çıkan bir su bize gelene kadar aşağıya doğru aktıkça türlü türlü kirlenmelere sebep olabilir.
Tarakta kalan saçın dışarıya atılmaması gerektiği. Eğer dışarıya atılırda kuşlar alıp yuvalarına götürürse bu sözle zarar göreceğin ifade ediliyor. Oysaki bu ve buna benzer davranış biçimleri görgü kuralına girmekte ve böyle bir davranışın insanlar tarafından benimsenmesi korku dolu sözlerle anlatılmaya çalışılmamalıdır.
Merdiven altından geçmek uğursuzluk getirir.
Kara kedi görünce saçını çekmek gerekir. Oysa kara kedinin renginden dolayı suçu nedir ki bu söz söylenir.
Evinde oluşan örümcek ağını bozmak uğursuzluk getirir. Düşünün bu sözü söyleyen ve benimseyenler bir gün olurda evine ziyarete gelirde her tarafı örümcek ağı içerisinde görmüş olduklarında seni pis olarak nitelendirirler. Aslında onlarda bilirler böyle bir şey olmayacağını ama nedense hep laf olsun diye söylenir.
Hamile kadının saçı kesilmez.
Herhangi olumsuz bir düşünce ve olayda kulak çekmek, tahtaya veya duvara vurmak sözleri.
Yağmurda oluşan gökkuşağının altından geçersen erkeksen kadın, kadınsan erkek olacağına inanış. Aslında hiçbir zaman için gökkuşağının altından geçilmez. Bunu herkes bilir ama, sırf laf olsun diye dilimizde dolanır bu sözler. Bunun gibi birçok batıl inanış, insanlarımız tarafından benimsenmiş ve yüreklerimize böylece korku salınmıştır.
Toplumumuzu oluşturan bireylerin birçoğu bu sözleri gerçeğin dışında olduğunu bildiği halde benimsemekte ve kullanmaktadır. Oysaki bu sözlerin altında yatan mana net ve belirgindir. Yanlış inanç ve yanlış alışkanlıklarımız bir bireye zarar verdiği kadar, öyle bir an gelir ki, toplumun geneline de zarar verebilecek boyuta ulaşabilir. Aksi halde anlam bakımından farklı ve yanlış ifade edilen cümlelerle yüreğine korku salınan bir toplumun evlatları olarak, hayatta eğitim ve anlayıştan uzak yüreklerinde korkuyla büyüyen bireyler yetiştirmeye devam ederiz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 535
favori
like
share