Güvenmek ya da güvenmemek, iste bütün mesele nerede?..
Güvendigimiz daglara kar yagar, oysa kar beyazdir, huzurdur. Güvendigimiz daglara yalandir yagan ve gri. Bende gri karisiktir. Siyahtan biraz da beyazdan çalar rengini, pusludur, istir, kirdir. Siyah daha koyudur ve en dürüst. Neden?..

Anlamaya basladigimda herseyi. Hissetmeye..
Hiç kimse beceremiyordu aslinda yalanlari. Kandiramiyordu. inanmis görünmeyi ögrendik, çünkü böyle gerekti. Yoksa herkesi kaybedecektik. Herkes degildi aslinda dürüst olmayan; bazilari, birkaçi.. Onlarin kalmalarina da biz izin veriyorduk -aldanmis görünerek-. Onlar bunun farkinda bile degillerdi.

Daha az aciyla tutunmak içindi, gülümseyisler. Nasil davranirsak -belki- öyle olurlardi. Hos degismezdi hiçbir insanoglu. Olsundu, bazilari biryerlerde anlardi, yaptiklarini, yaptiklarindan vazgeçmeleri gerektigini. Kimileri de bizlerden gidince anlamislardir baska birilerinde. Baska birileri sansliydilar.
Cümlelerim düsüyor, yamuk yumuk sözlerim. Anlasilmak istemiyorum. Anlatmak hiç!.. Beni, yasanmislari, aci verenleri, bazilarinizi, birseyleri anlamaya davet etmeyi çok isterdim. Bundan da uzun zaman önce vazgeçtim. Bir insan yapacaklarini yapmissa, yaptiklarinin acittigini ona anlatmak kocaman bir sifirdir. Bilincinde olsa zaten yapmayacaklari seylerdir. Neden söylemekle yorayim ki, onu-beni-bizi...
Güvenmek isteriz çünkü kimyamizda var, herkes birbirine güven duymak ister, bazilarimizin buna daha çok ihtiyaci vardir. Bir insana nasil güvenilir? Açik sözlü olmasini bekleriz, ihtiyacimiz oldugunda yanimizda olmasini isteriz, zaman zaman sorunlarin üstesinden gelmek için birilerine ihtiyacimiz vardir.

Çalisirken, severken ve askta. Öyle bir zamandayizdir ki, yasam sahnedir. Oyuncular mükemmeli oynar, iste dersin harika bir insan. Güvenirsin. Dostluk baslar, ask baslar. Tam inancinin en kutsal yerinde basindan asagi kaynar sular bosaliverir. Güvenemeyecegini anladigin andir. Birkaç cümle ile kendini ele verir. Kaybolursun... ince ince kar baslar, gri...

Kendini sorguladiginda peki? Aynada kendinle yüzlestiginde, "ben güvenilecek bir insan miyim"a cevabin "kesinlikle evet" ise, o kadar yipratici olur karsilastigimiz güvensiz insanlar. Güvenemedigimiz insanlar, belki kendilerine bile güvenleri yoktur onlarun ki bize nasul güven versinler. Bir o kadar da zordur yeni insanlara kapilarimizi açmak...
Güvenimizi kaybetmek yalanla baslar, samimiyetsiz sözlerde filizlenir. Aski ele alalim, kendi yasadigimiz ya da tanigi oldugumuz sarsilmis iliskilere bakalim. ilk basta aklimizi çelen ona güven duymak degil midir? Bir insan bir insana güvenmek için ondan neler bekler? Söyledigi sözlerin arkasinda kaliyorsa kayiplar baslar. Hani tek tarafli asklar vardir. Bir taraf aska adanmistir, digeri de aska ait malzemeler için yasar. Sadece olmus olmasi içindir bazi iliskiler. Onu -alana- elde edene kadardir tüm roller. Ne kadar kolaydir baska hayatlara misafir olmak, sevgiyle açilmis kapilarda izler birakirlar. Kirli ve soguk...

Oyunlar oynamaya alismis kisiler için güven ne kadar gereksiz ise, digeri için büyük kayiptir, yitirildiginde yerine konmasi imkansiz.
Agir günler baslar, herkesten uzak kalinmis günler. Kimileri bunu uzman doktorlar yardimi ile çözmeye çabalar. Bea harfli küçük bir kelime, hayatlarimizda ne büyük bir olgudur aslinda.
Sözleri söylemeden düsünmek gerek, uzun cümleler hemen kisalacaksa ve yerine gelmeyecekse susmak gerek. Sirf kendi baharimiz için baskalarinin mevsimlerini tahmin edemeyecegimiz sekilde kisa dönüstürmemek gerek. Çalmamak gerek güvenleri, en çok da dokunmamak!...
Sahneden inmek istiyorum zaman zaman, perde ben yokken kapansin, çünkü alkis olmayacak.
"Bana söyleyemedigin bir sey varsa, tek basina düsündügün seyler varsa, o zaman yüreginde ne ariyorum ben?.." Alain de Botton (Ask Üzerine isimli kitabindan)
SIYAH daha koyudur ve en dürüst. Neden?..
Çünkü kendidir, sadece SIYAH..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 325
favori
like
share