Duyarsızlık, ilgisizlik ya da kayıtsızlık bir insanın toplumun veya diğer insanların duygusal, sosyal veya fiziksel yaşamlarına ilgi duymamasıdır.

Duyarsızlık fertleri tek başına etkileyebileceği gibi toplumları veya grup halinde insanları da etkileyebilir. Örneğin diğer ülkelerde veya ülkenin diğer bölgelerinde yaşanan savaş, ölüm, açlık gibi zorlukları önemsemeyerek sadece kendi sorunlarıyla ilgilenmek duyarsızlık olarak nitelenir.

Bazı hastalıkların insanlarda duyarsızlığa yol açtığı gözlenmiştir. Örneğin Alzheimer hastalığı, Demans, Huntington hastalığı ve Şizofreni gibi hastalıklara yakalanmış kişilerde duyarsızlık durumu gözlenir. Ayrıca bazı ilaçlar ve uyuşturucu maddeler de duyarsızlığa yol açabilir.

His İptali

Necip Fazıl Kısakürek

Bana korkunç bir hastalık çeşidinden bahsettiler: Vücudumuz, dış tesirlere karşı hiçbir elem duymaz oluyor ve her türlü tenbih imkânının dışına çıkıyor.
Hadise bir İngiliz lordunda şöyle tezahür etmiş: Ayağını şöminenin ateşine doğru uzatıp dalgın dalgın gazetesini okuyan İngiliz, bir de bakmış ki, ayağını dizlerine kadar alevler sardığı halde hiçbir şeyden haberi yok… Müthiş bir his iptali… Derin komayla bayılmaktan ve hatta ölümden beter…

İşte Türkiye’nin hali!.. Türkiye ilahî gazabı af kabul etmez mikyasta belirten bu ne olduğundan habersizlik felaketi içindedir. Her tarafımız alev alev yandığı halde dalgın dalgın gazetemizi okumaktayız.
Acı duymanın bile imtiyaz belirttiği, ilahî rahmetten bir işaret teşkil ettiği intibak melekesinden mahrumluk…
Destan mevzuu bir vaziyet…
Vaziyetimiz budur!..
Kel bir kafada gür bir saç bitmiş gibi başımızı saran anarşi bitleri bir türlü temizlenemez, hep üstünden taranır ve altından gelir, daima bünye içinden fışkırır ve dışından temizlenmesine çalışılır. Bir fasit daire ki, boyuna sürer, gider ve hiçbir noktada kırılamaz.

Pahalılık o dereceye ulaşmıştır ki, kenar mahallelerde ahşap evlerin önünden geçerken hıçkırıklar ve iniltiler duyacağımız yerde (Petroil) çığlıklarıyla karşılaşmaktayız. Gazeteler, kadına dişilik sanatını öğretebileceklerin reklâmlarıyla donanmakta, gazinolar dolup taşmakta, lüks eşya mağazaları bir birini çiğneyici kalabalıklara sahne olmaktadır. Herkes eğlencesinde, herkes zevk ve sefasında, hazmî ve tenasulî tıka basa doyurmak sevdasında…
Buhran, bunalım, darlık, yokluk gibi laflar, hakikatlerini lügat kitaplarına terk etmiş kuru mefhumlar…
En ağır ve azamî haddiyle felaket, muhakkak ve mutlak…
Fakat bunun azabını çekenler nerede?..
Polisle ev ev arasanız bulamazsınız!

Bu öyle bir sırdır ki, çözüm şekillerinden başlıcası, azap çekebilme nimetinden bile mahrum bırakılmış olmamız…

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 343
favori
like
share