Demek ki , g ü z e l l i k ve s a n a t üzerindeki araştırmalarımın sonuçlarını bir dizi mektupla size bildirmemi hoş karşılayacaksınız. Ne büyük bir iyiliktir bu... Giriştiğim işin güçlüğünü, ama çekiciliğini ve onurunu da bütün canlılığıyla duyuyorum. Ben size, mutluluğumuzun en iyi yanı ile doğrudan doğruya ilgisi olan insanın doğasındaki yüksek töre ile de pek ilgisi olmayan bir konudan söz edeceğim. Bu güzellik işini ben, bütün gücünü duyacak ve yaşayacak, bir araştırmada duyguyu olduğu ölçüde ana ilkelere de dayanılmak zorunda kalındığı yerde, işimin en güç yanını üzerine alacak bir yüreğin önüne sereceğim.

Benim sizden bir iyilik olarak istediğim şeyi, siz, büyüklük göstererek, bana bir ödev olarak veriyorsunuz; benim yalnızca eğilimlerime uyduğum yerde, bana bir yararlık ışığı bağışlıyorsunuz. Yolumda özgür davranmamı buyurmanız,benim için zor değil, gerekli olan bir şeydir bu. Okul terimlerine pek alışık olmadığımdan, bunları kötü kullanmakla tatsızlığa düşeceğimi sanmıyorum. Zengin bir dünya görüşünden, ya da kitaplardan değil, daha çok yalın, kendi kendimle konuşmalardan edindiğim ülküler, kaynaklarını yadsımayacaklardır. Bunlar, herhangi bir yanlışa düşebilirler, ama, belli bir anlayışın suçunu işleyemezler; etkeler (otoriteler) yabancı güçlerle de ayakta duracak değillerdir; yalnızca kendi güçsüzlüklerinden belki yıkılabilirler.

İleri süreceğim düşüncelerin çoğunda, her ne değin Kant’ın ilkelerine dayandığımı sizden saklamak istemiyorsam da, bu araştırmalarımı önünüze sererken, başka, herhangi bir felsefe çığırını anlarsanız, bunu Kant’ın ilkelerine değil, benim yetersizliğime verin. Hayır, bu ilkelerin özgür havasını bozmamalıyım ben. Duygularınız, bana, üzerine kuracağım olayları verecek; özgür düşünce gücünüz de hangi yasalara göre yazmam gerektiğini söyleyecektir.

Kant sisteminin deney bölümünde ağır basan düşünceler üzerinde yalnızca felsefeciler ikiye ayrılmışlardır; yoksa herkes (bunu da tanıtlayabileceğime güveniyorum) üzerinde hep anlaşmışlardır. Bu düşünceleri teknik biçimlerinden kurtarın, hepsi, gene, her şeyi kapsayan usun yıllar boyunca söylediği deyimler ve bilge doğanın insana, aydın anlayışı, kendisine bağımsızlığını verinceye değin töre içtepisinin olayları olarak görünür. Ama, işte, doğruyu usa gösteren bu teknik biçim, onu gene duygudan saklar; çünkü, ne yazık ki, us, iç duygunun nesnesini, b e n i m s e m e k isteyince bunu önce parçalaması gerekiyor. Bir kimyager gibi, bir filozof da ancak bağları ayırmakla, sanata kıymakla gönüllü doğanın eserini buluyor. Geçici görüyü yakalamak için, onu kurallar zincirine bağlaması, güzel gövdesini parçalayıp kavramlara sokması, sonra da cılız sözcükler iskeleti içinde, canlı ruhunu saklaması gerekmektedir. Böylesine çıkarılmış bir örnekte, doğa duygusu, kendini bulamazsa inceleyicinin raporunda da, doğru, doğruya aykırı bir şey olarak görünürse, artık buna şaşılır mı ?

Bunun için işte, bu araştırmalarımın konusu, usa yaklaştırılmak istenirken, duyulardan uzaklaşırsa, bağışlayın. Orada töre deneyleri için gereken şey, daha yüksek bir basamakta, güzelliğin görünüşü için de gerekir. Güzelliğin büyüsü, onun bir giz oluşundadır, öğeleri zorla bir araya getirilirse ortada güzellik kalmaz.


Friedrich Von SCHILLER

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 552
favori
like
share