bırakın Tanrı aşkına roman kahramanları olmayı,ya da tiyatro.

bir gün Hamlet'siniz, bir gün Ophelia.

bir gün Raskolnikov'sunuz,bir gün Esmeralda.

Don Kişot?belki baştan beri ve hâlâ.o yüzden ya zaten hep roman kahramanlarısınız.

neden ama?romanın karakteristiğidir doğru,biz de biliyoruz romanın dünyasında şık duranın gerçek hayatta dayanılmaz olduğunu.ya da tersinden okuyalım cümleyi,''ne kadar trajik olursa olsun,romanda anlatılanların insanda yaşama arzusu uyandırdığını''.

gerçek hayatta tahammülü imkânsız olan,romanda pekalâ dayanılır duruyor.gerçek hayatta dayanamayan,bir roman kahramanına dönüştürünce kendisini,pek hoş dayanıyor.

bunun için sürekli roman kahramanı oluyorsunuz.böylesine kendiniz olmaktan kaçıyorsunuz.

bu bedel ağır değil mi?sizin ödediğinizden bahsediyorum,biraz dayanabilmek uğruna hani.

Hamlet olmaya kendiniz olmayı feda ediyorsunuz.yaşanmış ve denenmiş bir hayatı geçiriveriyorsunuz sırtınıza.sorgusuz ve sualsiz.bakışlarınız Hamlet'in.tavırlarınız,sesiniz,tepkiniz kendinizin değil.hatta kalbiniz.o da Hamlet'in kalbine göre ayarlanmış.

ayarlanmış ayarlanmasına da kalbiniz bayım(ya da bayan),okadar kolay ayar tutmuyor.

Hamlet'in aşkını yaşayayım derken kendi aşkınızı gözden kaçırıyorsunuz.Simyacı gibi kişisel menkıbenizi aramaya kalkışıyor,Nietzsche gibi ağlıyor,ya da Peçorin gibi kendinizden kaçıyorsunuz.Hamlet'in bakışlarının arkasından çok şaşırtıcı,bir o kadar da güldürücü biçimde sizin kendi bakışlarınız ayırt ediliyor.siz görmüyorsunuz.üstelik bir tek siz görmüyorsunuz.ha,bir de sizin gibi roman kahramanlarına dönüştükleri kendilerini daha kolay taşıyabilenler görmüyor.

her Emma'ya bir Rodolphe.çoğalıyorsunuz böylece.ama aslında eksiliyorsunuz.bir yerde bir şeyler aksıyor hep.

üstelik roman kahramanları yetmiyor,romancılar,onlar da yetmeyince şairler oluveriyorsunuz.bir gün Mayakovski'siniz devrimin yollarında,bir gün Sopho bir yar'ın başında.

neden böyle yapıyorsunuz?doğru,dayanılır gibi değil şu hayatın taşlı-çamurlu yolları.hatta kendinize tahammülünüzün kendinizden bir roman çıkartmaya dair kabiliyetinizle doğru orantılı olduğu da söylenebilir.kendiniz olarak terk etmenin ağırlığı Vronski olarak terk edince muafiyet kazanıyor kuşkusuz.kendiniz olarak yara olan yerleriniz Julien Sorel olunca estetize edilmiş oluyor.

ama bir şeyi gözden kaçırıyorsunuz bayım(ya da bayan).sizin,sizi yazan bir yazarınız yok.Julien,Hamlet ya da Anna kadar şanslı değilsiniz.bu kendini yazış?bir yazarınızın olması değil mi sizi sorumluluktan masun bırakacak olan?oysa bu kendi kendini yazışta yer aldığınız bilinç,sadece kendinize ait.ne acı!

gelin vazgeçin.

çıkartın şu üzerinizde iğreti duran bakışları.kalbinizin zembereğini her türlü ayardan boşaltın ve içinizin ritmine ayar tutmasını sağlayın.

takının kendi bakışlarınızı,kuşanın kendi kalbinizi.


Mor Mürekkep
NAZAN BEKİROĞLU

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 448
favori
like
share