'Okulum sayesinde başımı yastığa koyduğumda rahat uyuyorum'
Diziler, filmler, tiyatrolar genç, güzel ve yeni yüzlerle dolup taşıyor... Öne çıkan başarılı oyuncuların arkasından ise neredeyse hep aynı isim çıkıyor: Müjdat Gezen Sanat Merkezi... Afife Jale Tiyatro Ödülleri’nde ödül alan Mine Tugay’ın da 12 sene önce Müjdat Sanat Merkezi’nden kovulduğunu açıklamasının ardından Özge Özberk de Evrim Akın ve Özgü Namal’la haksız yere kovuldukları öne sürdü... Bunun üzerine gözler Müjdat Gezen’e çevrildi. Güzel oyuncuların imalarına kızan Gezen “Kavga ettikleri için uzaklaştırılmışlar. Keşke, bir sene de olsa okuttuk diye teşekkür etseydiler” diyor.

Keyfiniz nasıl?
Savaş Dinçel’in ölümünden sonra benim keyfimde düşme oldu. Birlikte çok evreler geçirdik. Dostluktan öte kardeş gibiydik. Ölmesi benim neşemi kırdı. O öldüğünden beri aman aman güldüğümü bilmiyorum, çünkü biz Savaş’la çok gülerdik. Acı günlerimiz de oldu. 12 Eylül döneminde birlikte kelepçelendik...

Son dönemde bazı sanatçıların hükümete karşı duruşunu görüyoruz. Aslında siz de muhalifsiniz...
Bir mizahçının görevi muhalif olmaktır. Yok öyle bir şey Türkiye’de ama, sol görüşlü bir parti de hükümete gelse ona karşı da muhalif davranacağız çünkü mizah kontrasttan, terslikten çıkar. Hükümetin yanında olmak sanatçıya yakışan bir duruş değildir. Onların pohpohçusu olmak yağcılıktır.

Atatürkçüsünüz... Ergenekon davasının sanki daha çok Atatürkçülüğe karşıymış gibi duran operasyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben “gibi” olarak görmüyorum. Gibiymiş gibi değil, Atatürkçülüğe karşı... Belki bunun sonunda gerçekten suçlu olanlar da çıkacak ama bu tip bir hukuk skandalının kendi ülkemde oluyor olması beni son derece üzüyor.

“Ben de Atatürkçüyüm bana da gelebilirler” diye düşünüyor musunuz?
Yok. Böyle bir şey hiç düşünmüyorum. Çünkü bana gelirlerse alacakları cevap hiç iyi bir cevap olmaz.

Ne olur cevabınız?
Hiç iyi olmaz, o kadarını söyleyeyim. Çünkü ortada bir suç varsa önce kendilerinde arayacaklar suçu; ortada bir suç var gerçekten.

Nedir o suç?
Adalet iktidar yanlısı olarak çalışıyor. Hani yasama, yürütme, yargı birbirinden bağımsızdı! Hiç bağımsız gibi görünüyor mu? Halka soruyoruz, hukuktan anlamayanlar bile bunun bağımsız olduğu kanısında değiller. Onun için asıl suçun kendilerinde aranması gerektiğini bilsinler.

Devletin özel tiyatrolara verdiği desteği üç sene önce reddetiniz. Bu yıl da Şişli Belediyesi tarafından ilk kez verilen Muhsin Ertuğrul Tiyatro Ödülü’nü aldınız ama sonra geri verdiniz. 20 bin TL değerinde bir ödüldü. Neden geri verdiniz?
Çok mutlu oldum önce, aldım da ödülü, 20 bin lira çek verdiler... Hem de çok işime yarayacak bir paraydı. Çünkü o zaman çok borcum vardı. Ödül törenine gittim, ön sırada jüri üyeleri oturuyor. Hepsi de tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarım. Biri çıkıyor, ötekini anons ediyor, o ödülü alıyor. Öteki geliyor, diğerini anons ediyor o çıkıp ödül alıyor. Bu işte bir yanlışlık var, çünkü eğer jürideyse, aday gösterilmemesi lazım. Bizden de bir kişi jürideydi. Ödüle adaysa, jüride olmaması lazım. Körler sağırlar birbirini ağırlar; bunlar devamlı birbirlerini ağılıyorlar. Ertesi gün hem ödülü hem çeki geri yolladım. Muhsin Ertuğrul çok değerlidir. Onun adına yapılan bir saygısızlık olarak gördüm.

Siz de borç içinde misiniz?
10 Nisan’da borcum bitti. Tiyatro satın almıştım. Evim ipotekliyli. Banka borcum bitti, artık sen sağ ben selamet. Öğrencilerimiz o tiyatroda oynadı ve para kazandılar, ödül aldılar. Bir de Ankara MSM’yi açtık.

Ekonomik kriz sizi etkilemedi mi?
Her Türk vatandaşını etkilediği gibi çok etkiledi. Ama yine de çok şükür iki oyunumuz çok izlendi. Biri, Tayyip’in Sihirli Lambası; öbürü Mustafam Kemalim. Ama kriz dokundu. Çünkü Mayıs’ta kapatacağımıza Nisan’da kapatıyoruz tiyatroyu. Gücümüz yettiği kadar dayandık.

“Biz parasız bir okuluz” demişsiniz. Doğru mu? Öğrencilerden hiç para alınmıyor mu?
Cihangir’deki paralı, oranın 9 milyar aylık kirası var. Toplam 30 milyar aylık gideri var. Kadıköy’dekinin mülkü öğrencilere ait.

12 yıl sonra neden böyle bir konuşma yaptıklarını çözmüş değilim
Piyasada başarılı isimlerden kime baksak geçmişinden sizin sanat merkeziniz çıkıyor... Kızlar hep çok güzel, erkekler yakışıklı... Çoğu da çok yetenekli. Nasıl seçiyorsunuz?
Önce yeteneğe bakıyoruz. Fizikte ise onlar ilk geldiklerinde çocuk gibiler, kemikleri daha oturmamış, güzelliklerinin çirkinliklerinin farkında olmuyoruz ama hoca kadromuz, jürimiz çok iyi. Ahmet Gülhan, Göksel Kortay, Ayşen Guruda, Sumru Dinçel, Aykut Oray, Muzaffer Hiçdurmaz; jüri heyetini görün. Rahmetli Savaş bölüm başkanıydı. Biz bunlara çok emek veriyoruz. Bizi mahçup etmiyorlar. Bu sene 20 gence Lions Ödülü verilmiş, 18’i bizim okuldan. Afife Jale’de de 3 kişi ödül aldı bizden...

Diğer ödül alanlar da sizin okuldan bir dönem geçmiş ama atıldığı söylüyor Mine Tugay...
Evet gazetelere konuşmuşlar, ikisini de hatırlayamadım. 12 sene evvel gelmiş bize ama 12 yıl sonra neden böyle bir konuşma yaptı onu çözmüş değilim. Ben onun yerinde olsaydım “Bu hocalar beni bir yıl bile okutmuş, demek ki bende bir yetenek buldular ki buraya aldılar” derdim. O devrede yetişen arkadaşlardan ikisini çok severim, okulumuzda hoca. O kızcağız kendini yaralayan bir açıklama yapmış.

Disiplin ve terbiye sorunu olduğu açıklamalarından anlaşılıyor
Bu öğrencileri neden kovdunuz?
Kovulmak demesinler, uzaklaştırma. “Kovulma” diyerek kendilerini aşağılamaları doğru değil. Sınıf geçenlerin haklarını yemiyorlar mı burada? Onların bu açıklamaları yaptığı haberin yanında Dolunay Soysert’in de başka bir haberi vardı. Dolunay da bizden mezun... Afife Jale Ödülü alan 3 kişi de bizden mezun. Bence bu açıklamalar haddini aşmış. Hocalarına dil uzatmasaydı, biz öğrencilere karşı her zaman toleranslıyız. Yaralı birinin üstüne gitmek hiç doğru değildir ama 12 sene sonra neden bu meseleyi taşıdığını da sormak lazım gelir.

Okulda nasıl karşılandı bu sözler?
Hocaların bir kısmı hiç umursamadı, bir kısmı “Zaten terbiyesizdi” dediler. Terbiyesizlik kötü bir şey. “Hocalarıma şükran borcum var, bir sene de olsa bizi okuttular” demeliydi. Çünkü biz onlardan ne para alıyoruz, ne pul alıyoruz. Ben dışarıda para kazanıp onlara harcıyorum. Yanlış yapmış. O da gençlik hatası diyelim, hepimiz vaktiyle gençlik hatası yaptık.

Disiplinsiz oldukları için de uzaklaştırıldıklarını söylediniz... Nasıl disiplin kurallarınız var?
Tiyatronun çok acı bir yanı vardır. Her şeye rağmen o perde açılacak. Muhsin Hoca geç kalan öğrencilere “Evladım Haliç vapuru sen geç kaldın diye seni bekler mi? Benim Haliç Vapuru kadar da mı itibarım yok?” derdi. O çocukların hepsi yetenekliydi ama devam ve disiplin sorunları vardı. Nitekim onun disiplin ve terbiye sorunu olduğu da söylediklerinden anlaşılıyor.

Üzülüyor musunuz? Bir de ucu açık, imalı açıklamalar var...
Hiç üzülmüyorum. Güneş balçıkla sıvanmaz ki... Onlara sınıf geçirsekdik sınıf geçenlerle onların farkı olmayacaktı. Sen derslere girme, disiplinsiz davran, hocalarından aynı sevgiyi görme sonra “Onlar niye geçti de ben niye kaldım?” Gençliğime bakıyorum benim de faturayı başkasına kesmeyi düşündüğüm zamanlar oldu. Onunki de gençlik hatası...

Okulla ilişiği kesilen başka öğrenciler oldu mu?
Çok oldu, her sene oluyor, deneme sınıfı bu yüzden var. Mesela Şevket Çoruh’u sınıfta bıraktım ben. Sonra tekrar geldi, öyle bir çalışmış ki, birincilikle mezun oldu bizden. Okuttuğumuz öğrencilerden de tek bir şey isteriz: Bu okulun kurallarına uyun.

Başka ne kurallarınız var?
Derslerin üçte ikisine devam etmek zorundalar. Kızcağız neredeyse hiçbirine gelmemiş, iki öğrenci birbiriyle kavga etmiş, o kız da onlardan biriymiş. Ben bilmiyorum. Hocası söyledi. Mustafa Alabora’nın dersinde olmuş. İyi insandan iyi oyuncu çıkarmak daha kolaydır. İyi insan olarak yetiştirmeye çalışıyoruz.

Yani burada okuyacak öğrencilerin kişiliklerine de mi bakıyorsunuz?
Tabii ki... Burada psikologlarımız, danışmanlarımız var. Onun dışında bizim okulda hiç siyaset konuşulmaz, politika okulun kapısından girmez.

Sanatçının politik duruşu olması yanlış mı? Sizin de var...
Hepsinin aynı tornadan çıkmış gibi sosyalist düşüncede adamlar olmalarını istemem. Mezun olduktan sonra yapsınlar.

Bir gençlik hatasıdır yaralı öğrencidir yine de affediyorum
Mine Tugay’ın Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden kovulduğunu açıklamasının ardından Özge Özberk de aynı dönem kendisiyle birlikte Evrim Akın ve Özgü Namal’ın da aralarında bulunduğu 13 kişinin kovulduğunu söylemiş ve “Hocaların vicdanı rahat mı?” diye sormuştu. Tugay ise “13 kişinin birden disiplinsizlik gerekçesiyle kovulması gerçekçi değil” demişti. Gezen şöyle konuşuyor: “Bostancı’da çatışma oluyor, yoldan geçen çocuk ölüyor. Başbakan ‘medya suçlu’ diyor. Böyle şey olur mu? Hep suçu başkasına atıyoruz. Ben hayat felsefemi şöyle kurdum: Ortada çok çözülemedik bir şey varsa kabahat bendedir. Böyle dediğin zaman yırtarsın. O kızcağız ‘Buradan mezun binlerce kişi var, beni çıkarmışlar. Yattıkları yerde huzurlular mı, vicdanları rahat mı?’ diyeceğine ‘Hırsızın hiç mi kabahati yok?’ deseydi... Ama gençlik hatasıdır, yaralı öğrencidir. Yine de affediyorum.”

Bu okula iki çocuğun lafıyla bir şey olmaz
Mine Tugay - Özge Özberk
Bu kadar emekle kurulmuş bir şey iki çocuğun söyledikleriyle yıkılacak bir şey değil. Biz çok sağlam temellerle kurduk burayı. Çok ünlü, adını söylemeyeceğim biri bana “Gerçekten parasız mı okul? Bir menfaatin olmasa yapmazdın” dedi. Ben de “Kafamı yastığa koyunca çok rahat uyuyorum” dedim. Bundan daha büyük ne menfaatim olabilir? Ne kadar gergin bir ülkede yaşıyoruz. Her gün başka bir stresle uyanılan bir ülkede ben rahat uyuyorum bu okul sayesinde.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 865
favori
like
share