Buse'nin Göz Yaşları 15 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse,iki-üç gününü koşuşturmakla geçiştirdi.Devlet babadan, ailesine bakılacak,yardım edilecek" sözünü alınca gönlü rahatlamıştı.O,her şeyden önce kardeşlerini düşünüyordu.Şimdi,gerçek koruyucu bir baba sıfatıyla görüyordu kendisini.Zaten babasının sağlığında baba kavramından soyutlamıştı kendisini.Bir baba,nasıl bu denli acımasız ve gaddar olabilir diye zaman zaman düşündüğü oluyordu...Çocuklarını hiç acımadan satmayı kafasına nasıl yerleştirebilirdi...Bu olumsuzluklardan şimdi ise uzaklaşmaya çalışıyor,gerçek bir babanın gösterebileceği şefkatle kendisini donatıyor ve o ruh haliyle kardeşlerine kol kanat germeye çalışıyordu.Kendi yaşantısını onlar için feda edilmiş kurban(!)gibi görüyordu".Yeter ki kardeşlerim kurtulsun" düşüncesi beynine yerleşmişti.

Mahalleli,hala evlerine gelip gitmelerine devam ediyorlardı.Bu durum,uzun zaman daha sürecekti.Hele de Buse,buradayken aralıksız devam edecekti.Gelip gidenlerin,baş sağlığı dileyenlerin arasında çeşitli konularda meraklıları da çıkmıyor değildi hani...Bir takım dengesiz sorular sorsalar da;Buse,onların hiç birine kızmadan yanıtsız bırakıyordu...Her ne kadar içlerinde densiz hareket edenler,gereksiz ve zamansız konuşanlar olsa da hiç kimsenin kalbinin kötü olmadığına,art niyet taşımadıklarını sezinliyor,kimseleri kırmak istemiyordu...Hatta içlerinden bazılarının yanına sokularak kulağına fısıldadıkları;

"-Gız,gittiğin yerde nasıl geçiniyon,ha?"

"-Gocan senden yaşlıymış,diyorlar.İşler tıkırında mı bari hı?..Söyle gız, söyle utanma..."

"-Çoluk çocuğu da varmış önceki garısından.Nasıl kafanı şişiriyorlar mı bari?.."

Konuşmaların hiç birine ters yanıt vermiyordu.Sadece hafiften gülümseyerek,espriyle karışık;

"- Aman sizlere de helal olsun valla.Kulağınız amma da keskin ha.Dünyanın öbür ucunda yaprak kımıldasa vallahi görüyor ve sesini duyuyorsunuz...Bizim bu mahallenin bu özelliğine hayranım doğrusu..."Buse'nin bu yanıtı karşısında da hepsi birlikte gülüşüyorlardı.Sonra da,

"-Aman siz de öküzün altında buzağı arıyorsunuz.Her şeye meraklısınız.Gizli hiç bir şey kalmayacak.Öğrenmeseniz çatlayıp "çarrttt" diye karpuz gibi ikiye yarılacaksınız ha..."diye geçiştiriyordu.
Yine de mahalleli,Buse'nin uysal yapısını bildikleri için arada bir sorularını yinelemeye devam ediyorlardı.Onlar sormaya,eşelemeye devam ede dursun Buse,"ser verip sır vermiyordu."

Valiliğin Buse'nin anlattıklarından dolayı,ailesinin durumunu resmi prasedüre dayalı olarak yürütmesi için Buse'nin,mahalle muhtarlığından,Tapu dairesinden ve Belediyeden bir takım evraklar alması gerekiyordu.Bunları tamamlamak için evden çıkmış,gerekli yerleri dolaşıyordu.Bir iki koşuşturup durdu,oradan oraya.Kah sırada bekledi,kah memurların gönüllerinin olması için bekledi.Nihayet sonuçta evraklarını bin bir meşakkat ile tamamlayıp, Valiliğin kalemindeki kayıt defterine kayıt ettirdi.Artık bütün yorgunluğu üzerinden kalkmış gibi hissediyordu kendisini.

Şehri ikiye bölen tek ana cadde üzerine kendisini bırakmış aheste aheste yürüyor,derin düşünceler içerisinde belleğinde farklı şimşekler çakıyordu...

Dışarıda bunaltıcı sıcak,yaz mevsiminin gelişini müjdeliyordu adeta.İnsanın beynini kavurucu sıcaklık,Amasya kalesinin eteklerindeki kocaman kocaman taşlarına çarpıyor,oradan da şehrin üzerine yansıyordu.Caddelerde dolaşan insanlar,sıcağın etkisinden korunmak için kendilerini en yakın bir gölgeliğin altına atmaya çalışıyorlardı.Kimileri de siyah şemsiyelerinin altında aheste aheste dolaşıyorlardı.

Buse,siyah geniş gözlüklerini takmış,caddede yürürken vücudunun terden sırılsıklam olduğunu hissetti".Papatya pastanesine" doğru yanaşıyordu.Birde aklına Tugay geldi.Papatya pastanesi,Tugay'la buluşup aşk yaşamalarına tanıklık etmiş orada çok güzel,unutamayacağı anılar bırakmıştı.Tugay'la geçirdiği o güzel anıları ve aşk dolu saatleri anımsadı."İlk ve son aşkımız olacağız" diye yemin etmişlerdi.Her saniyesi,her anı kare kare gözlerinin önünden bir film şeridi gibi kayıp gidiyordu şimdi.Ama zamansız,hesapta olmayan ayrılık,onu Tugay'ından,aşkından acımasıca koparıp atmıştı uzaklardaki bir hainin kolları arasına.Bu hainin kolları arasında iken; kendisini ahtapotun sayısız kolları arasındaymış gibi nefesiz kaldığını hissediyor,çaresizlik içerisinde kıvranıp duruyordu...Şimdi kolu kanadı kırılmış güvercin gibiydi.Eskisi gibi özgürlüğe uçamıyordu.Özgürlüğün bütün sınırları,dikenli tellerle ve etrafı da mayınlarla kuşatılmıştı adeta...

Tugay,ne yapıyordu acaba?Kendisini düşünüyor,geceleri hayaller kuruyor muydu?Ya da unutup gitmiş,başka bir sevgilinin sevdasıyla mı yanıp tutuşmaktaydı?..Tugay,şimdi Amasya'nın herhangi bir mahallesinde günlerini nasıl geçiriyordu.Okullar da tatile gireli epey olmuştu zaten.Şimdi şu anda karşılaşsalar ne yapabilir,neler düşünebilir,nasıl tepki verebilirdi?Kendi acı dolu yaşam öyküsünden haberdar mıydı?Eğer duyduysa "niye kocaya gittin,hani verdiğimiz sözler,hani aşkımızın ölümsüz kalacağı?Niye ihanet ettin?" diye suçlayacak yoksa gerçekleri öğrendiğinde kötü talihine mi yanacaktı.

Buse,böyle karmaşık duygular içerisinde papatya pastanesine doğru yanaşmaktaydı.İçeriye girip sıcak bir çay içmeyi düşündü.Vücudunun hararetini ancak böyle giderecekti.Soğuk bir şeyler içse yine hararetleneceğini biliyordu.

İçeriye girip girmemekte kararsız gibi görünse de ayakları onu içeriye sürüklüyordu.Ya Tugay'la karşılaşırsa ne yapacaktı.Bir taraftan da içinde bir his,

"-Hadi korkma,cesaretli ol. Bir daha bu pastanenin kapısından içeriye girmek nasip olmayacak.Hadi gir,belki ilk ve son aşkına rastlarsın."diye onu cesaretlendirmeye çalışıyordu.

Tugay ise okullar tatil olduktan sonra ilk kez papatya pastanesine gelip oturmuştu.Evlerinin yakınındaki elma bahçesinde dolaşmış,elmaların durumlarını kontrol etmiş bu yılki verim hakkında kafasında yorum yapmıştı."Meyveleri soğuk hava deposuna koyar da kışın satabilirsek, biraz rahatlarız" diye kafasından geçiriyordu.Pastanede oturduğu masada, bir taraftan çayını yudumluyor diğer taraftan Buse'yi hayalliyordu.Görüşmeyeli beş aya yanaşıyordu."Buse'nin de okulu tatil olmuş o da Samsun'dan Amasya'ya dönmüştür" diye düşünmekteydi.

Yine aynı masada,Buse'nin oturduğu sandalyenin karşındaydı.Şimdi karşılıklı oturup sohbet etseler dünyalar onun olurdu...

Bir ara önündeki gazeteden bakışlarını uzaklaştırıp,pastanenin giriş kapısına doğru yönelen genç bir bayana doğru çevirdi.Aman Allah'ım bu olamazdı.Bu ne kadar benzerlikti.Gözlerine inanamadı.Biraz kilo almış gibi gözükse de aynen Buse'ye benziyordu.Gözlerini oğuşturdu.Yüreği hızlı hızlı çarpmaya başladı.Yerinde duramayarak merdivenlerden aşağıya koşar adım fırlayarak genç kadının karşısına dikildi.

"-Buse!..Sevgilim!.."

Genç kadın karar verip vermemekte kararsız kaldı.Ama o da duygularına,ölümsüz aşkına fazla direnemeyeceğini anlayınca,siyah gözlüklerini yavaşça çıkardı,

"-Tugay!...Bir tanem!..Canım sevgilim!..."

Birbirlerine hasretle sarıldılar.Buse, göz yaşlarına hakim olamamıştı.Çocuk gibi ağlamaya başlamış,göz yaşları pınar olup akmıştı adeta...





Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 313
favori
like
share