Nevrozda, kişi istek ve idealleri doğrultusunda ilerlerken aşamayacağı engellerle karşılaşırsa ümitsizliğe kapılır. Önce kendi yeteneklerini yargılar. Engelleri aşamadığı için çevresi tarafından eleştirildiği ve baskıya maruz kaldığı zaman çevreye kızar. Ancak çoğu zaman bu kızgınlığını dışa vurmaz, içinde tutar. Sitem ve kızgınlıklar üst üste geldikçe çeşitli sıkıntılar doğar ve bunlar kişiye huzursuzluk vermeye başlar.

Nevrotik kişide sürekli sinirlilik, gerginlik, korku, endişe, huzursuzluk, kuruntu, dikkati toplayamama, dengesizlikler ve ruhsal çöküntü hali görülür. Kişi karşılaştığı zorluklan aşmak için gayret etmek yerine onlardan kaçmaya çalışır. Sürekli olarak kendi duyguları, kendi umutları ve kendi sorunlarıyla ilgilidir. Kendine dönük olduğundan diğer insanlarla ilgilenmez. Sorumluluklarını yerine getirmediğinin farkında olması ve insanlardan bencilce beklentileri suçluluk psikolojisi yaşamasına neden olur.

Nevrotik kişi kendisine zarar verdiğini gördüğü halde, şaşırtıcı bir şekilde, aynı hataları tekrar tekrar yapar.
Olaylar ve kişiler hakkındaki yorumlarını genelleştirir. Örneğin bir kişinin söylediği sözü, herkes böyle söylüyor şeklinde aktarır. Yaşadığı olayları ise çok olumlu ya da çok olumsuz gibi keskin ayrımlarla değerlendirir. Benzer şekilde insanları da. Bir kişi onun için ya çok iyidir ya da çok kötü.

Nevrotik kişi sıklıkla olaylarla baş edemediği ve yapmak istediği şeyleri yapamadığı şeklinde sızlanır. İşin gerçeği; yapamamasından çok, yapmak istememesidir. Aslında korktuğu faaliyetten kaçmak istemektedir. Bunun için pek çok mazeret ileri sürer, yapmaları gereken etkinliği devamlı olarak ertelerler.

Nevrotik kişi, davranış bozukluklarından kendini sorumlu görmez, hep kendini haklı bulur. İç dünyasında suçluluk-kızgınlık hakimdir ve sevgiyi algılamakta zorlanır. Kendini sert bir biçimde yargılar, acımasızca eleştirir, değersiz görür. Böyle olduğuna dair sürekli delil toplamaya çalışır, ilgisiz yorumlarda bulunur ve devamlı bunun ıstırabını yaşar.

Bu kişiler nevrotik davranışlarıyla uyumsuz olabilirler fakat gerçekleri çarpıtmazlar. Aksine gerçeğin farkındadırlar ancak çıkış yolu bulamazlar.

Yaygın olarak görülen nevrotik bozuklukları aşağıda listelenmiştir:

Panik bozukluk

Panik bozukluk, nöbet şeklinde birdenbire beliren yoğun bir korku hissidir. Kişi, başına bir kötülük geleceğinden, felakete uğrayacağından, aklını kaybedeceğinden veya öleceğinden korkar, dehşete kapılır. Kontrolünü kaybedip ürkütücü şeyler yapacağı endişesi yaşar. Bu ataklar 5-10 dakika içinde ani olarak başlar, çoğu zaman 30 dakikayı geçmez. Ender olarak bir saati geçse de kendiliğinden son bulur. Atakların tekrarlaması olasıdır.

Panik ataklı bir hastada; çarpıntı, göğüs ağrısı, göğüste sıkıntı hissi, titreme, terleme, boğulma hissi, nefes almada zorluk, nefesin kesilmesi, karın ağrısı veya mide bulantısı, üşüme veya tam tersi ateş basması, baş dönmesi, bayılacakmış gibi hissetme, uyuşma ve karıncalanma hissi, delireceği korkusu, ölüm korkusu gibi belirtilerden en az dördü veya daha fazlası bir arada başlar ve dakikalar içinde tırmanır. Fakat panik atak tehlikeli bir hastalık değildir. Kişinin sandığı gibi korktuğu şeyler basma gelmez; bu sebebe dayalı olarak hayatı tehlike altına girmez, hasta aklım yitirmez veya kontrolünü kaybetmez. Panik atak hiçbir zarar vermeden kendiliğinden geçer.

Fobiler

Gerçeklere ve akla uymayan, yersiz veya abartılı korkulara fobi adı verilir. Fobisi olan kişi ise tehlike arz etmeyen durum ve nesneler karşısında korkuya kapılır. Örneğin böceklerden korkan bir kimse çiçeğin kenarında küçük bir böcek görse çok heyecanlanır, atmak veya öldürmek zorunda kalmak ise panik olmasına sebep olabilir.

Bazı fobilerde ise korkuda gerçeklik payı vardır, ancak abartılmıştır. Her insan yüksekten ürker, ancak 4-5 metre yükseklikte bulunan bir dairede pencere kenarına yaklaşamayan, hatta zorlandığında baygınlık geçiren insanlar vardır. Bunlar basit fobilerdir. Bir de sosyal fobiler vardır ki bu durumda kişi olmadık bir hata yaparak insanların önünde utanacağı veya küçük düşeceği gibi endişeler taşır. Topluluk arasında konuşurken bir anda sözünü unutacağını, kekeleyeceğini, akılsızca şeyler söyleyeceğini, soru soran olursa cevap veremeyeceğini; bir şey içerken ses çıkacağını, yemek yerken boğazına kaçacağını düşünür. İnsanların yanında aşırı heyecanlanmaktan, ellerinin titremesinden ve bunun fark edilmesinden korkar. Bu yüzden kalabalık içinde konuşma, sesli okuma, yazı yazma, iş yapma gibi etkinliklerden uzak durur. Bunun dışında agorafobiler vardır. Özellikle asansör, köprü, tünel, sıkışık trafik ve kapalı yerlerde hasta yoğun bir sıkıntı duyar, kuruntulu bir şekilde beklemeye başlar. Panik atak yaşaması durumunda kendisine yardımın gelmeyeceğinden, mahcup durumadüşmekten korkar. Kimi zaman da direk olarak ortamdan kaçar. Dişçi koltuğu, berber, kuaför çekindikleri yerlerden bazılarıdır. Bu tip fobik kişiler toplu taşıma araçlarma binemez, evde yalnız başlarma kalamazlar.

Özetle; fobi korkudan farklı bir şeydir. Bu ruhsal hastalıkta korkunun mantıklı bir açıklaması yoktur. Fobik kişinin kendisi de bunun farkındadır. Fobiler tedaviye çok iyi cevap veren ruhsal rahatsızlıklardır. En çok rastlanılan fobiler şunlardır:

Akrofobi => Yükseklik
Agorafobi => Açık alan
Ailurofobi => Kediler
Antofobi => Çiçekler
Antrofobi => İnsanlar
Akuvafobi => Su
Astrafobi => Şimşek
Brontofobi => Gökgürültüsü
Klostrofobi => Kapalı yer
Kinofobi => Köpek
Ekuinofobi => Atlar
Herpetofob => Kertenkele
Mizofobi => Kirlilik
Nikotofobi => Karanlık
Ofidofobi => Yılanlar
Payrofobi => Ateş

Karşılaşılan fobi türlerinden biri de sosyal fobilerdir. Sosyal fobisi olan insanlar toplum içine karışmaktan çekinirler. Bu tür ortamlara girdiklerinde eleştirilme ya da küçük düşürülme korkusu yaşarlar. Sosyal fobinin belirtileri şöyle sıralanabilir: Terleme, titreme, baş ağrısı, çarpıntı, midede rahatsızlık, kaslarda gerginlik, sıkıntı hissi. Bu belirtiler kişinin yaşammı çok güçleştirecek hale geldiğinde kişinin bir uzmandan yardım alması, tedavi görmesi gerekebilir. Hastaların %95′inde başlangıç yaşı 20′nin altındadır.

Saplantı HastalığıObsesyon (saplantı-takmtı)

insanın aklına istenmeden, elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için bazı uygunsuz, kendini yapmaktan alıkoyamadığı ve saçma bulduğu yineleyici hareketler yapmaya başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir ve bu durum tedavisi şart olan bir hastalık haline gelir.18 Zorlantılara örnek olarak şunu verebiliriz: Zihninden, “kapıyı 10 kere açıp kapamazsam başıma bir felaket gelecek” veya “bine kadar saymazsam bu evden biri ölecek” diye geçirir. Bu “sözde” kötü ihtimali engellemek için sürekli sayar; veya tabağa şu kadar kez dokunmalıyım, der ve bunu yapar. Bu şekilde saymakla veya dokunmakla sözde doğacak kötü sonuçlan önlediğine inanır.

Bu hastalığın türleri şunlardır:

Sayma saplantıları: Hasta gördüğü veya düşündüğü sayıları sayma konusunda kendisini engelleyemez. Binaların kaç kat olduğunu, elektrik direklerini, kaldırım taşlarını vs. sayar, araba plakalarını okur.Düzen saplantıları: Kişi her şeyi, kendi anlayışına göre belirlemiş olduğu sistem ve kurallara uygun olarak düzenlemeye çalışır. Başkalarının eşyalarına dokunmasını istemez ve bundan rahatsızlık duyar.

Temizlik ve bulaşma saplantıları: Çoğunlukla kişi mikropların ve her türlü kirin üzerine bulaşmasından korkar. Ellerini defalarca yıkayarak, kendisini bulaşmadan korumaya çalışır.
Şüphe saplantıları: Bu tür obsesyonu olan kişi, bir şeyi yapıp yapmadığından bir türlü emin olamaz. Bu yüzden de yaptığı şeyleri defalarca kontrol eder. Örneğin kapıyı, pencereyi, ocağı kapatıp kapatmadıklarını tekrar tekrar yoklarlar.

Zarar verme saplantıları: Kişi kendisim bazı şeyleri sabit sayıda yapmak mecburiyetinde hisseder. Bunun nedeni korkusunu bir parça olsun hafifletebilmektir. Örneğin dolabı üç defa açıp kapar veya saçlarmı iki, dört altı gibi mutlaka çift sayı tekrarmca yıkar. Bu şekilde, kendisini veya yakınlarını “sözde” bir tehlike ya da zarardan koruduğuna inanmaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğu

Doğal felaketler, savaş ortamı, trafik kazası, saldırı veya ölüm tehdidi gibi olağan dışı ve travmatik bir olaym ardmdan kişide meydana gelen belirtilerdir. Kişi özellikle ilk zamanlarda bu olayı sık ve yoğun olarak hatırlar. Rüyalarında aynı travmatik olayı tekrar tekrar yaşar. Bu dönemde dışarıdan gelen etkilere karşı tepkisizlik içindedir. Benliğini sarsan bu olayı yeniden yaşayacağı korkusu taşır.
Bu rahatsızlık vakalarında kişi genellikle travma sırasında ölüm tehlikesi ile yüz yüze gelmiş fakat acz içinde kalarak şiddetli bir korku yaşamıştır.

[COLOR="palegreen"]Kaygı Bozukluğu (Yaygın Anksiyete Bozukluğu)

Bu rahatsızlıkta kişi günlük yaşamını etkileyen yaygınlaşmış bir anksiyete yani endişe ve üzüntü içindedir. Dikkatini toplamakta ve düşüncelerini odaklamakta güçlük çeker, zihni donmuş gibidir. Öte yandan yoğun bir heyecan duygusu ve huzursuzluk yaşar. Enerjisi azalmış, kasları gerilmiştir, çabuk yorulur. Uykusu bozulduğundan uykuya dalmakta güçlük çeker. Tüm bunlarla beraber kişi belirli bir sebebe dayanmaksızın sinirli ve huysuz bir mizaç sergiler. Tüm bu belirtiler hemen hemen her gün görülür ve bu endişeli ve üzüntülü dönem en az altı ay sürer.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 604
favori
like
share