Red Faction Guerrilla - 2009















Oyun firmaları arasında adından sıklıkla bahsettiren THQ‘nun Volition software işbirliğiyle piyasaya sürdüğü Red Faction: Guerilla third-person-action (üçüncü kişi bakışlı aksiyon) oyunlarını seven kitleye geniş bir hareket serbestisi ile bol aksiyon ve parçalanabilir çevre yapısı sunmayı hedefleyen bir oyun. Daha önce 2001 yılında Red Faction adıyla piyasaya sunulan ve gördüğü ilgi nedeniyle Red Faction 2 adıyla 2002 yılında bir de devamı yapılan bu oyun serisi aldığı yüksek notlarla da adından söz ettirmeyi başarmıştı. Bakalım tam yedi yıl aradan sonra yine aynı firmaların işbirliğiyle piyasaya sürülen Red Faction: Guerilla (RFG) seride kendisine nasıl bir yer buluyor.

ÖYKÜ:

Daha oyunun kapağından yakın dönem günümüz dünya siyasi çekişmelerini kendisine konu alan bir oyunu elimize aldığımızı sanabiliriz. Her ne kadar oyunun kapağındaki simge ve kullanılan renkler soğuk savaş yıllarında ABD ve Rusya arasındaki çekişmeyi andıracak olsa da aslında oyunumuz daha farklı bir konu ve zaman diliminde ilerlemeyi tercih ediyor. Tıpkı daha önceki Red Faction oyunlarında olduğu gibi RFG de Mars gezegeninde geçiyor. 2128 yılındayız. Earth Defense Force (Dünya Savunma Gücü – EDF) adı verilen örgüt yeryüzünden Mars‘a uzanan milyonlarca kilometrelik mesafede kilit konumda bulunmakta, sahip olduğu üstün askeri güç, teknoloji ve siyasi bağlantılarını kullanarak Mars gezegenin zengin maden yataklarının çıkarılıp Dünya ve evren piyasalarında satışını yönetmektedir. Mars gezegeninde maden işletmeciliği gerçekten karlı bir iştir ve EDF’in gücü artık devletlerüstü muazzam bir konuma erişmiştir. Lakin gücünün bu kadar artmış olması EDF’i gittikçe daha acımasız ve baskıcı yöntemler kullanmaya yönelten bir kurum haline getirmiştir. Her ne kadar atmosfer koşulları değiştirilip Dünya ile benzer bir hale getirilmiş olsa da Mars gezegeni hala çok zorlu çalışma koşulları içermektedir. Gezegendeki işçiler EDF tarafından hem sömürülmekte hem de hayati tehlikesi bulunan işlerde çalıştırılmaya zorlanmaktadır. Mars’ta hayat her an bir sosyal patlamaya uğrayacak gibidir. EDF ise adam kaçırma ve köle yapma gibi kanunsuz işlerle de uğraşarak Mars üzerinde kendisine yönelebilecek bir karşı gücün oluşmasına engel olmaya çalışmaktadır.

Yine de baskıyla yönetilen her rejimde olduğu gibi, EDF kendisine muhalif bir gücün oluşmasına engel olamamıştır. Red Faction (Kızıl Ayrılık) adı verilen ve Mars’ta yaşayan işçiler arasında yeraltında oluşturulan bir gizli örgüt EDF’e karşı mücadeleye başlar. Önceleri işi bırakma ya da yavaşlatma, protesto gösterileri düzenleme gibi eylemler düzenleyen Red Faction, EDF’in tutumunu değiştirmemesi üzerine işi şiddet kullanmaya kadar vardırır. İşte oyunda yönettiğimiz kahraman olan Alec Mason‘da burada devreye giriyor. Red Faction üyesi ağabeyinin EDF askerleri tarafından gözleri önünde öldürülmesi ve örgütle hiçbir bağlantısı olmamasına rağmen EDF tarafından idam edilmek istenmesi üzerine Mason, kendisini EDF’in elinden kurtaran Red Faction’a karşı duyduğu minnet ve ağabeyinin intikamı için bu direniş örgütüne katılmaya karar verir. Eski bir madenci olan Mason için hayat artık bir elinde her şeyi yıkan balyozu, diğer elinde silahları ile sabotajlarla dolu kanlı ve zorlu bir mücadele haline gelecektir.

OYUN:

Basit bir menüyle açılan oyunumuz arka planda çalan sade ama atmosfer yönünden güçlü melodisiyle oyunculara ilk mesajlarını veriyor. Sabırsızlanıp hemen oyuna başladığımızda ise tıpkı kızıl gezegenden beklenebileceği gibi kızıl rengin hakim olduğu bir Mars atmosferiyle karşılaşıyoruz. İlk iki oyunun aksine FPS olarak değil, third-person-action olarak hazırlanan oyunumuzda dikkatimizi ilk çeken şey Alec’in sahip olduğu geniş hereket serbestisi oluyor. Alec, Mars gezegeninde yer çekiminin dünyadakinden %62 daha az olmasının da getirdiği avantajla, çok yüksek yerlere sıçrayabiliyor. Alec aynı zamanda büyük bir hızla koşabiliyor ve çok uzun mesafeleri atlayabiliyor. EDF tarafından öldürülmeden önce ağabeyimizle yaptığımız eğitim sürecinde Alec’in üstün atletik yeteneklerine (Mars gezegeni sağolsun şahit oluyor ve deneyim kazanıyoruz. Grafiklerden devam edecek olursak oyunumuzun grafikleri genelde iyi ile orta karar arasında bir düzeyde seyrediyor. Çevreyi (binalar, araçlar, yapılar ve bunlar gibi her şey) parçaladığımız zaman -ki bundan aşağıda bahsedeceğiz- gerçekçi tepkilerle güzel bir görsel şölene hazır olabiliriz. Ancak, karakter modellemeleri ile araç ve mekan tasarımları genel olarak daha mütevazi bir ayarda seyrediyor. Kısacası özellikle son dönemde piyasaya sürülen Resident Evil 5 ve Killzone 2 gibi oyunlarla kıyaslandığında öyle etkileyici grafikleri yok oyunumuzun.

Mars yüzeyinde EDF’nin elinden alınması gereken altı ayrı bölge bulunuyor. Bunların adı sırasıyla Parker, Dust, Oasis, The Badlands, Free Fire Zone ve EDS Sector. Bu bölgeleri teker teker ele geçirmek oyundaki asıl görevimiz. Bu sayede Red Faction hareketi “Mars’ı özgürleştirme” amacına yaklaşmış oluyor (oyunun ilerleyen bölümlerinde ilk Red Faction’ın anısına “Ultor Labs” kısmını da göreceğimizi önceden belirtelim). Çok değişmese de her bölgenin kendisine göre bir coğrafi yapısı ve mekan tasarımları var. Kırmızı renk baskın olmakla birlikte oynayacağımız bölümlerde gri, yeşil ve kahverenginin tonlamalarıyla gerçekçilik hissi arttırılmış bir Mars ortamı bizi bekliyor. Öte yandan her bölgede gördüğümüz EDF askerlerinin uniforma tasarımları da farklı. Her ne kadar oyunda genellikle EDF askerleriyle çatışıyor olsak da bölümler arasında böyle küçük değişiklikler yapılması RFG‘yi sıkıcı bir oyun olmaktan bir nebze kurtarıyor.

Yavaş yavaş aksiyona dalalım isterseniz. Oyunda toplam dokuz adet silahımız var. Makineli tüfek, roketatar, kara mayını vb. zaten her aksiyon oyunda olan bildiğimiz silahlar. RFG‘yi kullanılan silahlar açısından farklı kılmayı amaçlayan ise iki adet silahımız var. Bunlardan birincisi ve tahminimce RFG oynayacak olan oyuncuların favorisi olacak olan balyozumuz (sledgehammer). Her daim elimizin altında olan bu silah sadece yakın mesafelerde kullanılabilmesine rağmen gerçek bir yıkım etkisine sahip. Balyozumuzu sağa sola ve yukarı aşağıya savurabiliyoruz. Darbesinin indiği yer neresi olursa olsun, ister bir bina, ister bir araç, isterse de düşman askerleri, balyozumuz muhakkak bir yıkım etkisi yaratıyor. Diğer dikkat çekici silahımız ise “Arc Welder“. Yakın mesafelerde etkili olan bu silah etrafa elektrik yüklü enerji patlamaları gönderiyor. Arc Welder elimizdeyken bize yaklaşan düşmanların vay haline! Bu silahın bir diğer güzel tarafı da sadece düşmanlara zarar veren bir versiyonunun da upgrade edilebilmesi. Bu sayede çatışma anında bizimle birlikte savaşan direnişçilere zarar vermemiş de oluyoruz aynı zamanda. Arc Welder’ın bir diğer güzel noktasını da EDF konvoylarına baskın yaptığımız zaman görüyoruz. Bu silahtan çıkan elektrik topları EDF askerlerinin zırhlı araçları üzerinde tam bir yıkım etkisi yaratıyor. Her bölümün “safehouse“ noktasında, yani direnişçilerin elinde bulunan güvenli bölgelerde bir de “weapon upgrade” noktası oluyor. Bu noktalarda silahlarımızı upgrade etmenin keyfine varıyoruz. Ancak, silahlarımızı upgrade edebilmek için etraftan ya da yıktığımız bina ve diğer yapılardan scrap (metal parçaları) toplamamız gerek. Endişelenmeyin! Sadece belirli scrap’leri toplamamız yetiyor, bunlar da zaten ekranda parlak bir şekilde yer alıyor



İşletim Sistemi: Windows XP / Windows Vista
İşlemci: 2.0 GHz Dual-Core (Intel Core 2 Duo / AMD Athlon X2)
RAM: 1 GB
Ekran Kartı: NVIDIA GeForce 7600 / ATI Radeon X1300 c 128 MB , Shader Model 3.0
HDD: 15 GB

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 576
favori
like
share
KaRaKıZ Tarih: 14.09.2009 09:04
harka bi 3d Oynamak LAzım SAğol