[FONT="Arial Narrow"]

Sohbetimiz koyulaştıkça koyulaşıyor, konu konuyu açtıkça açıyordu. Yine halamla olan anlaşmazlığımdan ve işe gidip gelirken, zaman kaybettiğimden bahsettim ona. O an, bana bir teklifte bulundu Muzaffer teyze.
- Benim otelimi gelip görmek ister misin? Eğer beğenirsen, boş odalarımızdan birinde öğrenci fiyatından kalabilirsin. Birçok öğrenci burada kalır. Sende onlara katılırsın.
Bir an tereddüt ettim. Halamın onun hakkında söyledikleri geldi aklıma. Halam bu konuda acaba haklı olabilir mi diye düşünmeden edemedim. Muzaffer teyze endişemi anlamış olacak ki; bana düşünme süreci vermek istercesine
– Teklifimi düşüneceğine o zaman söz ver! dedi cevap bekleyen gözlerle.
Ona bu teklifi karşısında bir müddet düşünmem ve bu konuyu halamla konuşmam gerektiğini söyleyerek teşekkür ettim. Ama, bugün sizinle birlikte gelip otelinizi gezebilirim. Bu teklife hayır demem dedim nezaketini kırmamak adına.
Kafamdaki her düşünceye rağmen onunla birlikte otele gittim. Bana kalabileceğim odalardan birkaç tanesini gösterdi. Bir odadan yaşlı bir bay ve bayan çıkıyordu. Ellerinde kitapları olan iki kız öğrenci odalarına giriyor, kahverengi meşin kaplı koltuklardan oluşan lobide bir genç delikanlı ve yaşlıca bir bey gazete okuyorlardı. Sessiz ve garip bir havası olan bir yerdi Muzaffer teyzenin oteli. Hayran olunacak kadar güzel tuhaf bir hava estirebilecek kadar garip duygular hissetmiştim.
O gün yanından ayrılırken yaptığı bu teklifi halama söz konusu edip edemeyeceğime dair tereddütlerim vardı. Fakat, halama tüm cesaretimi toparlayıp söylediğimde; ondan beklemediğim kadar rahat bir cevap aldım. Halam meğerse! böyle bir soruya çoktan hazırmış; ben farkında değilmişim.
Beni uyaran, beni kısıtlayan halam bir anda böyle bir teklifi reddedersen senin için aptallık olur gibi cümleler kullanmaya başladı. Sevinmişti; beni başından atmaya. Ama ardından toparlandı. Sonra beraber gidelim ve nasıl bir yermiş görelim; sözünü ekledi. Biraz önce sevinçli yüz ifadesini bırakarak.
Temmuz ayı içerisinde halamla beraber bir gün Muzaffer teyze ve otelini görmeye gittik. Otel her zamanki gibi sessiz ve sakindi. Erdal’ı resepsiyonda televizyon izlerken buldum. Muzaffer teyzenin otelde olup olmadığını sordum.
Erdal’ın bana verdiği cevap insanın aklını kaçırtacak cinstendi.
- Telaşlı bir şekilde biliyorsun! O her zaman gelmez. Zaten ecinli bir kadın, bu otelde öyle! Okumak için paraya ihtiyacım olmasa, burada bir gün bile durmam demişti.
O güne kadar bu otelden bir rahatsızlık duymadığını belirten Erdal, ne olmuştu da o gün fikir değiştirmişti.
Neden böyle söylüyorsun Erdal dedim şaşkınlıkla.
- Ya! Azize abla. Bu otelde ne istiyorsan oluyor. Yeter ki bir söz ağzından çıkmasın. Hemen oluyor. Ekmek, peynir desem masanın üzerinde biraz sonra ekmek peynir oluyor. Boş sürahiler dolu oluyor. Kilitli kapılar ardında uyuyan müşterilerimiz üzerlerinde fazladan bir battaniye daha bulduklarını söylüyorlar. Durup dururken ışıklar sönüyor, şartele bakıyorum, şarteller atmamış, otelde kalan müşterilerin hesaplarının azaldığını ve hatta ödendiğini görüyorum. Vallahi! Aklımı kaçıracağım abla demişti.
Bu anlattıklarının üzerine ne yapacağıma karar veremeyerek durakladım. Ne demek istediğini tam anlayamamıştım. Halamı da alarak Muzaffer teyzenin otelinden uzaklaştım.
Eylül ayının sonlarına kadar otele ve civarlarına uğramadım. Aklıma takılmıştı. Erdal’ın ne demek istedikleri. Kısa bir süre sonra araştırma yaptım. Daha önce uğradığım ve yemek yediğim yerlere Muzaffer teyze hakkında sorular soruyordum. Her yerden aldığım cevap, Muzaffer diye bir bayanı tanımıyoruz; o otelde sanırsam bir sihir var, ara sıra yaşlı bir bayan gelir gider. Her nedense pek kimseyle konuşmaz diyorlardı.
Bir müddet sonra Muzaffer teyzenin oteli yıkıldı. Ve hatta konuştuğum bazı kişiler orada bir otelin dahi olmadığını, konuştuğunu sandığın kişilerinde başka bir zaman diliminde kaldığını söyleyenlerde oluyordu.
Yıllarca halam ve bende bu işin içinden çıkamamıştık. Bu işte bir terslik vardı. İnsanların söyledikleri huzurumu kaçırıyordu. Fakat hala; ben ve beni istemeyen halam insanların bu durumu fazla büyüttüklerini düşünmekteyiz.


Yazan : Melodi AKÇAY

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 330
favori
like
share