Bir varmış, bir yokmuş. Zamanın birinde Kara Kurbağa yaşarmış. Bu kurbağa mertmiş, gözü karaymış, yaşadığı gölü inletirmiş ama, iyilik nedir bilmez, kimseye sevgi gösterisinde bulunmazmış. Etrafındaki sineklere dilini uzatması yetmiyormuş gibi, elalem hakkında ileri geri konuşur, sonra da birleşmiş milletler gibi herkese rol yaparmış.

Bir gün kurbağalar konseyinde, herkes kafa kafaya vermiş, kara kurbağanın kaleminin kırılmasına karar verilmiş. Aralarından bir sinek çıkmış hemen ve itiraz etmiş. Ama kimse bu vızıltıları dinlememiş ve onu oracıkta yemişler. Sinek, pes etmemiş, girdiği kurbağanın karnından konuşmaya yine devam etmiş. Bilgin bir sinek olduğunu, Kara Kurbağa ‘ya bir oyun düzenleyebileceğini söylemiş. Girdiği karnı tekmelemeye başlamış, zor kullanmış. Derken, sineği oracıktan çıkarmışlar ve sinek konuşmaya başlamış. Ve Kara Kurbağa ‘ya kurulacak tuzağı açıklamış Diğer kurbağalar bunu çok beğenmiş ve sineğe sevgi gösterisinde bulunmuşlar.

Ertesi gün hemen hazırlıklar başlamış, gölün ortasına gizli tuzak kurulmuş. Kara Kurbağa’ nın gelmesi beklenmiş. Ve beklenen olmuş, Kara Kurbağa yakalanmış ve oracıkta kız olmuş. Etrafına toplanan ahali bu duruma çok ama çok gülmüşler. Oradan geçen Kurbağa Prens olanları görmüş ve onu tuzaktan kurtarmış. Evinin kadını, çocuklarının anası olması için ikna etmiş ve kariyeri bırakan kurbağa, oracıkta çok mutlu olmuş. Hatta, “yoksa rüya mı?” demiş. Ama ilerisi için aynı mutluluğu yakalayabilmiş mi, anlayan olmamış.

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 458
favori
like
share